Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8022 E. 2025/15173 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8022
- Karar No
- 2025/15173
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/45 Esas, 2024/389 Karar KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/178 Esas, 2018/355 Karar
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ..., ... Mahallesi 1012 parsel sayılı taşınmazın 2.741, 94... lik kısmının (ifrazen 1498 parsel) kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olup kabul edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu savunarak taşınmazın gerçek değerinin tespitini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2018 tarihli ve 2018/178 Esas, 2018/355 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 07.05.2021 tarihli ve 2019/1075 Esas, 2021/656 Karar sayılı kararıyla; kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza % 5 oranında kapitalizasyon faiz oranı uygulanarak net gelir metoduna göre, taşınmazın üzerindeki ağaçlara ise maktuen değer biçilip kamulaştırmadan arta kalan kısım için % 20 oranında değer düşüklüğü verilerek hesaplama yapılmasının usul ve kanuna uygun olduğu; ancak davacı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmesinin, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2017 yılı tarım verilerinin kullanılmasının, davacı idarenin talebi olmadığı halde terkin hükmü kurulmasının, % 40 oranında objektif değer artışı uygulanması gerekirken uygulanmamış olmasının doğru olmadığı, yeniden yapılan hesaplama sonucunda toplam kamulaştırma bedelinin 68.276,00 TL olacağı, fazla depo edilen 6.750,00 TL bedelin davacı idareye iadesi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak üzerindeki ağaçlara maktuen değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediği, aynı bölgeden intikal eden ve Dairemizin denetiminden geçen aynı kamulaştırma kapsamındaki dava dosyalarında kuru tarım arazisi niteliğindeki taşınmazlarda münavebe ürünü olarak birinci yıl buğday ve ... , ikinci yıl bakla ürünleri esas alınarak değer biçilmiş olup, dava konusu taşınmaz için bu ekim planından ayrılma nedenleri konusunda ek rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin; 16.02.2021 tarihli ara karar ile üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılan bedelin derhal ödenmesine karar verildiğinden, işbu bedele ara karar tarihi olan 16.02.2021 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 15.10.2018 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelin 24.989,64 TL'lik kısmına davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 14.10.2018 tarihinden 15.10.2018 tarihine kadar, 43.286,45 TL'lik kısmına 14.10.2018 tarihinden 16.02.2021 tarihine kadar, 36.011,56 TL'lik kısımına ise 14.10.2018 tarihinden karar tarihi olan 07.03.2024 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalıya derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik değerlendirmeler içerdiğini, rapora karşı itirazları karşılanmadan karar verildiğini, net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken ürün verim miktarının yüksek, üretim masraflarının ise düşük alınmasının doğru olmadığını, taşınmazın kısmi kamulaştırılması nedeniyle arta kalan kısımda değer azalışı değil değer artışı olacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok düşük olup taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının % 4 , objektif değer artışının ise % 100 oranında uygulanması gerektiğini, net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağını, tespit edilen kamulaştırma bedelinin yüksek enflasyon karşısında değer kaybettiğini, Anayasa Mahkemesince 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının iptal edildiğini, iptal kararına rağmen faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden dört ay sonra başlatılmasının ve yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini, faiz bitiş tarihinin de karar tarihi değil ödeme tarihi olması gerektiğini, davalının mülkiyet ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak; üzerindeki meyve ağaçlarına ise yaş, cins ve verim durumuna göre maktuen değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılamayacağı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.