Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/7647 E. 2026/3235 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7647
- Karar No
- 2026/3235
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2438 Esas, 2025/534 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/156 Esas, 2023/347 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vasisi vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 25 67... parsel sayılı davacının maliki olduğu taşınmazın imar planında "park ve yol" alanı olarak ayrılması suretiyle davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadan taşınmaza hukuken el atıldığını, davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığını ileri sürerek taşınmazın park alanı olarak ayrılan kısmının bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda yol olarak yer alan kısmın ana arter yol niteliğinde olup sorumluluğun Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait olduğunu, davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmaza fiilen el atılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne ve taşınmazın imar planında "park alanı" olarak ayrılan 358, 43... lik kısmının bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu imar adasının tamamının büyüklüğünün 10.0 00... nin üzerinde bulunması halinde sorumluluğun Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait olacağını, bu husus araştırılmadan hüküm tesis edildiğini, davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazın şuyulandırma yolu ile kazanılması mümkün olacağından taşınmaza hukuken el atma durumunun ortadan kalkacağını, belirlenen tazminat bedelinin çok yüksek olduğunu, değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, dosyaya sunmuş olduğu emsal taşınmaz satışlarının değerlendirmede dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında park ve yol alanında kaldığı, davacının talebinin park alanında kalan kısma ilişkin olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelere, fen bilirkişisi raporuna ve davalı idarenin 06.05.2022 tarihli cevabi yazısına göre taşınmazın imar planında park alanında kalan kısmının davalı idarenin sorumluluk alanında kaldığı, dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri kamu hizmetine tahsis edilmiş olması nedeniyle, fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusu gerçekleşmiş olup adli yargının görevli olduğu, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davanın niteliği ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihadı gereği davacı yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde değil ise de hüküm vekâlet ücreti yönünden istinaf edilmediğinden bu hatanın eleştirilmekle yetinildiği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporundan, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, taşınmazın 22.03.2001 onay tarihli imar planında "park ve yol" alanı olarak ayrıldığı ve uzun yıllardan beri kamu hizmetine tahsis edilmiş olması nedeniyle, fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlandığı kabul edilip 2942 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesindeki düzenleme de gözetilerek alınan rapora göre taşınmazın park alanı olarak ayrılan kısmının bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğrudur.
3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen itirazların temyiz sebebi yapılamayacak olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.