Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/6816 E. 2026/2783 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6816
- Karar No
- 2026/2783
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/786 Esas, 2025/1335 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/519 Esas, 2024/65 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Kırıkkale ili, ... ilçesi, ... köyü 26 88... parsel sayılı taşınmaza imar planında park alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını, idare mahkemesinde açtıkları tam yargı davasının görev yönünden reddedildiğini ileri sürerek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının idare mahkemesinde açtığı davada hükmedilen bedelin kararın kesinleşmesi beklenmeksizin ödenmesi konusunda müvekkili idare ile davacı arasında protokol yapıldığını ve bir kısım miktarın ödendiğini, ancak sonradan davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, protokole göre iade edilmesi gereken bedelin süresinde iade edilmediğini, bu haliyle davacının bedeli aldığı kabul edilerek davanın konusuz kaldığı için reddine karar verilmesi gerektiğini, yasal süresi içinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, mülkiyet hakkının kısıtlandığından söz edilebilmesi için davacının taşınmazı edinme tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmesi gerektiğini, edinme tarihi öncesine uzanacak şekilde mülkiyet hakkının kısıtlandığının iddia edilemeyeceğini, talep edilen tazminatın yüksek olduğunu, taşınmazın bulunduğu alanda imar uygulaması çalışması başlatıldığını, taşınmazın imar durumunun değişeceği gözetilerek imar uygulamasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; salt imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zarara ilişkin açılan işbu davanın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğini, yasal süresi içinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, davacının idare mahkemesinde açtığı davada hükmedilen bedelin kararın kesinleşmesi beklenmeksizin ödenmesi konusunda müvekkili idare ile davacı arasında protokol yapıldığı ve bir kısım miktarın ödendiğini, ancak sonradan davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, protokole göre iade edilmesi gereken bedelin süresinde iade edilmediğini, bu haliyle davacının bedeli aldığı kabul edilerek davanın konusuz kaldığı için reddine karar verilmesi gerektiğini, mülkiyet hakkının kısıtlandığından söz edilebilmesi için davacının taşınmazı edinme tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmesi gerektiğini, edinme tarihi öncesine uzanacak şekilde mülkiyet hakkının kısıtlandığının iddia edilemeyeceğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazın bulunduğu alanda imar uygulaması çalışması başlatıldığını, taşınmazın imar durumunun değişeceği gözetilerek imar uygulamasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, ıslah yoluyla artırılan miktara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, idare mahkemesinde açtığı ilk davada 280.000,00 TL bedele karar verildiği ve kararın kesinleşmesi beklenmeksizin hükmedilen bedelin ödenmesi konusunda davalı idare ile davacının anlaşma yaptıkları ve bir kısım miktarın ödendiği, verilen kararın Ankara Bölge İdare Mahkemesince kaldırıldığı, sonrasında davaya yeniden bakan idare mahkemesi tarafından davanın görev yönünden reddine karar verildiği sabitse de idare mahkemesi kararı kesinleşmeden davacı tarafa yapılan ödeme eldeki bu davada belirlenen bedelin tahsili ve icrası aşamasında göz önünde bulundurularak alacaktan mahsup edileceğinden, davalı idarenin bu konudaki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, dava konusu taşınmaza fiilen el atmanın olmadığı tespit edilmiş ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek l1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargının görevli olduğu, yapılan incelemede dava konusu taşınmazın 1986 yılından beri imar planında "park alanında" kaldığı ve bu şekilde malikinin yararlanma olanağı tümü ile kalktığından, tüm bu gerekçeler doğrultusunda arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılıp, dava konusu taşınmaz ile emsalin vergi rayiç değerleri de kıyaslanmak suretiyle dava tarihi itibarıyla arsa değerinin tespit edilmesinde ve bedelinin davalıdan tahsiline dair kararda İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporu uyarınca keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "park alanı" olarak ayrıldığı ve 2942 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesi uyarınca hukuken el atıldığı anlaşılmakla, 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile "Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmünün getirildiği gözetildiğinde, Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu harca tabi davada maktu vekâlet ücretine hükmedilmemesi bozmayı gerektirir ise de; vekâlet ücreti hususu kamu düzeni gereğince resen gözetilecek hususlardan olmayıp, davalı idare vekilinin gerek istinaf gerekse temyiz dilekçesinde bu hususa ilişkin bir başvurusu bulunmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.