Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5868 E. 2025/14624 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5868
- Karar No
- 2025/14624
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1480 Esas, 2024/2396 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/54 Esas, 2022/445 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare, davalı ..., davalı ... ve davalılar ... vd. vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare, davalı ..., davalı ... vekillerinin başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davalılar ... vd. vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare, davalı ..., davalı ... ve davalılar ... vd. vekillerince temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 13.03.2025 tarihli ek karar ile davlılar ... vd. vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/34 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin "kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde; temyiz yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi için de aynı hususun uygulanması gerektiğinden 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla 13.03.2025 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı idare, davalı ..., davalı ... ve davalılar ... vd. vekillerince temyiz edilmekle, ek karar kaldırılmasına karar verildikten sonra; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 34... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın şehir merkezinde olduğunu, ulaşımı son derece kolay olduğunu, ana yol üzerinde ve şehir merkezine çok yakın olduğunu, kesinleşen kararlar dikkate alındığında müvekkili davalıların kamulaştırılan arsasının da metrekare değerinin çok yüksek olacağının muhakkak olduğunu; ancak davacı idarenin çok düşük değer verdiğini, kamulaştırma bedeli tespit edilirken dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın cadde veya sokak üzerinde oluşları, bu cadde veya sokakların konut veya ticaret alanında olmaları, her ikisi de ticaret alanında ise hangisinde daha yoğun bir ticaret hacmi bulunduğu, hitap ettikleri müşteri kitlesinin nitelikleri, konut alanında iseler hangisinde konutların daha yüksek fiyatla alıcı bulabildiği, her iki halde de imar durumuna göre inşaat yapa bilme durumları ve yapılabilecek kat âdeti, bitişik ya da ayrık nizamda yapılaşma alanlarından hangisinde bulundukları gibi benzeri tüm değere etkili nitelik ve unsurlar ayrı ayrı ve tek tek açıklandıktan sonra bunlardan her birinin değere etki oranının ayrı ayrı ve tek tek belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalı ..., davalı ... ve davalılar ... vd. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin yüksek olduğunu, müvekkil kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;dava konusu taşınmaz için tespit edilen değerin düşük olduğunu, taşınmazın ticari alan içerisinde kalan ve imar parseli niteliğinde bir taşınmaz olduğunu, taşınmazın konum olarak ticaret merkezlerine yakınlığı düşünüldüğünde sadece taşınmaz olarak değil ticari niteliğinin de hesaba katılması gerektiğini, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın metrekare birim fiyatının oldukça düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemeye yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadan emsal olmaya uygun olmayan ... Mahallesindeki taşınmazın emsal alındığını, bilirkişi heyetince takdir edilen bedelin çok düşük olduğunu, kararın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2008 tarihli ve 2008/18-544 Esas, 2008/535 Karar sayılı kararında geçen komşu parselle yeknesaklık ilkesine aykırı olduğunu, 2013 yılında aynı mahallede yapılan ve dava konusu taşınmaz ile arasında yaklaşık 200 metre mesafe bulunan (Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/618 Esas, 2015/476 Karar sayılı dosyası) Trabzon ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 57... parsel sayılı taşınmaza 13.12.2013 tarihinde yapılan değerlendirmeye göre kadastro parseli olarak metrekare 5,800,00 TL/m² takdir edildiğini, bu verilen kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24.11.2015 tarihli ve 2015/16133 Esas, 2015/21863 Karar sayılı kararıyla da kesinleştiğini, bu bedelin dava tarihine endekslenmesi sonucunda 31.665,37 TL bulunduğunu, dava konusu taşınmaz bedelinin düşük belirlendiğini, benzer konumdaki taşınmazlar için belirlenen bedeller arasında bir yeknesaklık bulunması gerektiğini, taşınmaz üzerinde bulunan bina için tespit edilen değerin çok düşük olduğunu, yıpranma payının çok yüksek alındığını, binanın kaloriferli olması dikkate alınmayarak 3/B grubu olarak yanlış değerlendirildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
4. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetince ve takdir edilen bedelin çok düşük olduğunu, kararın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2008 tarihli ve 2008/18-544 Esas, 2008/535 Karar sayılı kararında geçen komşu parselle yeknesaklık ilkesine aykırı olduğunu, 2013 yılında aynı mahallede yapılan ve dava konusu taşınmaz ile arasında yaklaşık 200 metre mesafe bulunan ... Mahallesi 3 57... parsel sayılı taşınmaz için açılan davada (Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/618 Esas, 2015/476 Karar sayılı dosyası) bilirkişilerce 13.12.2013 tarihinde yapılan değerlendirmeye göre kadastro parseli olarak 5,800,00 TL/m² takdir edildiğini, bu verilen kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24.11.2015 tarihli ve 2015/16133 Esas, 2015/21863 Karar sayılı kararıyla da kesinleştiğini, bu bedelin dava tarihine endekslenmesi sonucunda 31.665,37 TL bulunduğunu, dava konusu taşınmaz bedelinin düşük belirlendiğini, taşınmaz üzerinde bulunan bina için tespit edilen değerin çok düşük olduğunu, yıpranma payının çok yüksek alındığını, Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli ve 2022/83 Esas sayılı kararı doğrultusunda faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapılara ise resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde, davanın niteliği gereğince davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas ,2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olup Anayasa Mahkemesinin iptal kararları kesinleşmeyen işlemlerde derhal uygulanacağından, kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulaması gerektiğinden davacı idare, davalı ..., davalı ... vekillerinin başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davalılar ... vd. vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalı ..., davalı ... ve davalılar ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca Anayasa Mahkemesi iptal kararının geriye yürümezlik ilkesi gereği belirlenen bedele davanın açılış tarihinden 4 ay sonrasından itibaren yasal faiz uygulanmasının usul ve kanuna uygun olacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
4. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; temyiz incelemesine konu edilen kararın miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğunu, ek kararın kaldırılması gerektiğini, ... Mahallesi 3 01... parsel sayılı taşınmazın emsal alınması gerektiğini, dava konusu taşınmaza 25.02.2022 değerlendirme tarihi itibarıyla 15.008,13 TL/m² verildiği hâlde, 3 29... parsel sayılı taşınmaza Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/285 Esas sayılı dosyası ile 25.054,44 TL/m² verildiğini, bedelin düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatı esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ..., davalı ... ve davalılar ... vd. vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 13.03.2025 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davalı ... davalı ... ve davalılar ... vd. vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
3. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin (C) alt bendinde bulunan "25/02/2022 dava tarihinden" ibaresinin çıkartılması, yerine "dava tarihinden 4 ay sonrası olan 26.06.2022 tarihinden" ibaresinin yazılması; "kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin" kelimelerinin çıkartılması, yerine "yasal faizin" kelimelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine, davalı ...'ndan ve davalı ...'dan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, davalılar ... vd.'den aşağıda yazılı kalan başvuru harcı ile temyize başvuru harcının istek haline iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalılardan bir kısmının Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalılar ... vd. vekilinin “faize” ilişkin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2 nci Hukuk Dairesinin; “C- … dava tarihinden ilk derece mahkemesinin … karar tarihine kadar işleyecek kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin …” uygulanmasına ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 4 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme” görüşlerine, yukarıda adı geçen davalılara ilişkin olan yönüyle, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 17.11.2025