Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5873 E. 2025/9430 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5873
- Karar No
- 2025/9430
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/390 E., 2025/868 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 52. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/123 E., 2024/420 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılardan ... Yatırım İnş. San. Tic. AŞ (... AŞ) vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı ... AŞ tarafından temyize konu edilen toplam miktarın, karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... AŞ vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunan davalılar nezdinde, Kuveyt’te bulunan işyerinde, 20.06.2018-27.06.2020 tarihleri arasında muhasebe ve finans müdürü olarak net 6.500,00 USD ücretle çalıştığını, net 1.970,00 Kuveyt Dinarına denk gelecek şekilde ücret ödemesi yapıldığını, yemeğin ücrete dâhil olduğunu, davacının her gün 08.00-18.00 saatleri arasında, hafta tatili olan cuma günlerinde ise ayda iki cuma günü çalıştığını, kurban bayramında sadece 2 gün çalıştığını, diğer dinî bayramda çalışmadığını, asılsız cinsel taciz suçlamasıyla işten çıkartıldığını, oysa davacının bahse konu Şirket çalışanı ... . ile sadece iş arkadaşı olduğunu, odasına girmediği gibi herhangi bir ilişkisinin de bulunmadığını, sadece bayram tebriği için el sıkışmak isteyen müvekkilinin bu eyleminin yanlış yorumlanarak şikâyet edildiğini, savunması dahi alınmadan istifaya zorladığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, haksız fesih tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, işçi ile Şirket arasında herhangi bir bağ olmadığını, davacının diğer davalıya ait işyerinde çalıştığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket bünyesinde finans bölümünde çalıştığını, işverenin kadın işçisine cinsel tacizde bulunduğunu, Kuveyt'teki şeriat kurallarının katılığı sebebiyle ağır yaptırımla karşılaşmaması için istifa dilekçesi alınarak yurda gönderildiğini, iş sözleşmesinin davacının cinsel taciz teşkil eden eylemi nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkı bulunmayan davacının diğer işçilik alacaklarının kendisine eksiksiz olarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne ilişkin ilk kararın Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçelerle kaldırılmasına karar verildiği, gönderme ilâmında belirtilen esaslar doğrultusunda taraflara ... Holding AŞ'nin husumet itirazına ilişkin delillerini bildirmek üzere süre verilerek ve yeni bir bilirkişiden rapor alındığı, taraflarca ek bir delil sunulmadığı, sunulan işyeri evrakında dava dışı ... İnşaat ... 'nin adının yer aldığı , bu firmayla organik bağın varlığı kabul edilen yine dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ'nin Holdingin grup şirketlerinden olduğu, ancak holdingle grup Şirket arasında işyeri devri, hizmet sözleşmesi devri, birlikte istihdam, asıl işveren alt işveren ilişkisine dair veri , bilgi sunulmaması ve ek delil bildirilmemesi dikkate alındığında sorumluluğu bulunmayan ... Holding AŞ ile ilgili talebin reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer verildiği üzere uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak davacının işyerinde çalışan diğer işçiye yönelik davranışları sebebiyle işveren feshinin haklı nedene dayandığının kabul edildiği, işveren feshi haklı nedene dayandığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddedildiği, haksız fesih tazminatı talebinin yerinde görülmediği, davacının bordrosuna göre son ücretinin 1.970,00 KWD olduğu, davacı tanık beyanıyla haftanın 6 gününde 08.00-18.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme ile çalıştığını ve haftalık 6 saat fazla çalışma yaptığını ispatladığı, davacı tarafça haftanın 7 günü çalıştığı ispatlanamadığından hafta tatili ücreti talebinin reddedildiği açıklanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davacı vekili ve davalılardan ... AŞ vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı ... Enerji Şirketine ait Kuveyt’te bulunan işyerinde 24.10.2018-27.06.2020 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay 3 gün süreyle aylık net 1.970,00 Kuveyt Dinarı karşılığı muhasebe ve finans müdürü olarak çalıştığı, cevap dilekçelerinde ve ön inceleme duruşmasında, davalılar tarafından uyuşmazlığa davacının çalıştığı ülke hukukunun uygulanması gerektiğine yönelik bir iddia ve itirazda bulunulmaması nedeniyle uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı, dosyadaki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının işvereni olan davalı ... AŞ ile diğer davalı ... AŞ arasında, her iki davalının da aynı grup içinde yer alan şirketler (grup şirketleri) olmaları dışında hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığının anlaşıldığı, aynı grup içinde yer alan Şirketler olmaları sebebiyle davalılar arasında organik bağ bulunması, davalı ... AŞ’nin alacaklardan diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması için yeterli olmadığı, davalılar arasında, organik bağ dışında, işyeri devri, hizmet sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve birlikte istihdam olgularının bulunduğu hususu davacı tarafından usulünce ispat edilemediği, Davalı ... AŞ’nin işçilik alacaklarından dolayı herhangi bir sorumluluğu olmayıp adı geçen davalıya husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı, davalı tanığı ... ’nın yazılı beyanı ile duruşmadaki ifadesinden ve tüm dosya kapsamından, davacının, tanık olarak dinlenen ... ’ya yönelik sataşma ve taciz niteliğinde fiillerde bulunması üzerine, işveren tarafından davacı hakkında inceleme ve soruşturma başlatıldığı, bu soruşturma neticesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği, çalışılan ülkenin siyasi, sosyal ve hukuki yapısı, davalı tanığı ... ’nın beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, işverenin olay hakkındaki inceleme ve soruşturmasını makul süre içerisinde tamamladığı ve soruşturma tamamlanınca da altı işgünlük hak düşürücü süre içerisinde iş sözleşmesini feshettiği ve feshin, altı işgünlük hak düşürücü süre içerisinde yapıldığı, her ne kadar yukarıda bahsedilen olay sebebiyle, davacı hakkında Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse de kararın delil yetersizliği sebebiyle verildiği, bu kararın hukuk hâkimini bağlamayacağı, feshin haklı nedene dayandığı gözetildiğinde ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, yasal şartları oluşmayan haksız fesih tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin, delil durumuna ve dosya kapsamına uygun olduğu gerekçeleriyle davacı vekili ve davalı ... AŞ vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilinin dava dışı çalışana cinsel tacizde bulunduğu yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını, haklı fesih hâli için öngörülen hak düşürücü sürenin de geçirildiğini, b. Müvekkiline iftira atıldığını, olmayan iddialar ileri sürülerek karalanmaya çalışıldığını, tehdit edildiğini, baskı ile istifa dilekçesi vermeye zorlandığını, olayın muhatabı olan ve tanık olarak dinlenilen ... 'nın dahi olayın yaşandığı alanda kamera kayıtları olduğunu belirtmesine rağmen söz konusu kayıtlar celp edilmeden eksik incelemeyle karar verildiğini, c. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18... . maddelerine açıkça aykırı olarak yapılan feshin haksız ve usulsüz olduğunu, d. İşveren tarafından işçinin iş sözleşmesi feshedildiğinde kıdem ve ihbar tazminatları işveren tarafından ödenirken ayrıca çalıştığı süreye denk gelecek şekilde haksız fesih tazminatı da ödendiğini, bu ödeme hesaplanırken işten çıkarılana 3 aylık kesin aylık ücret bedeli ve her çalıştığı yıl için yarım aylık ücret bedeli haksız fesih tazminatı ödendiğini, müvekkilinin 2 yıl çalışma süresini doldurması nedeniyle toplam 4 aylık ücretinin haksız fesih tazminatı olarak ödenmesi gerektiğini, e. Müvekkilinin hafta tatili alacağına hak kazandığını, Kuveyt ülkesinde hafta tatilinin cuma ve cumartesi günleri olduğunu, ancak müvekkilinin her cumartesi aralıksız çalıştığını ve hiç tatil yapmadığını, patronun cuma günü işyerinde bulunması hâlinde cuma günleri de çalıştığını, ortalama olarak iki haftada bir cuma günü çalıştığını, kurban bayramında iki gün çalışması karşılığı genel tatil alacağı talep ettiğini, f. Davanın ... Holding AŞ açısından usulden reddinin hatalı olduğunu, adı geçen davalının asıl işveren olarak işçilik alacaklarından sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... AŞ'nin temyiz dilekçesi reddedildiğinden, temyiz nedenlerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı, davalı ... AŞ'ye husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği ile bu davalının davaya konu alacak kalemlerinden sorumlu olup olmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile hafta tatili ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının ispat ve hesabına ilişkindir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90/son hükmü şöyledir: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) "Kapsam" başlıklı 1. maddesi şu şekildedir: "(1) Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir. (2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır." 30.03.2008 tarihinde ...'da imzalanan ve 21.01.2010 tarihli ve 5949 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında İşgücü Değişimi Hakkında Anlaşma'nın (Anlaşma) 8. Maddesi ise şöyledir: " İşçiler ve işverenler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesinde ilgili hükümetin yetkili makamları kendi yasa, kural ve düzenlemelerine göre uyuşmazlığın dostane çözümü için çalışır. Dostane çözüm çabalarının başarılı olamaması halinde, uyuşmazlık, istihdam eden ülkenin yasaları uyarınca çözümlenmek üzere yetkili mahkemeye taşınır." Anayasa'nın 90/son hükmünde usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 5718 sayılı Kanun'un 1/2 hükmünde ise yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk bakımından Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerinin saklı tutulduğu belirtilmiştir. Buna göre yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesine ilişkin uyuşmazlığın çözümü konusunda, 5718 sayılı Kanun karşısında uluslararası sözleşmenin uygulanma önceliği bulunmaktadır. Dolayısıyla belli bir ülke hukukunun uygulanmasını öngören uluslararası anlaşmanın varlığı durumunda 5718 sayılı Kanun'un 24. maddesi çerçevesinde hukuk seçimine değer verilmesi mümkün olmadığı gibi aynı Kanun'un 27. maddesi uyarınca iş sözleşmesine uygulanacak hukuka yönelik bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir. Buna göre davalının esasa cevap dilekçesinde yabancı hukuk itirazı ileri sürüp sürmemesinin de sonuca etkisi bulunmamaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut uyuşmazlıkta, Ülkemiz ile Kuveyt Devleti arasında yapılan Anlaşma hükümlerinin gözetilmesi gerekir. Sözü edilen Anlaşma'nın 8. maddesi hükmü uyarınca işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın çalışılan ülke hukukuna göre çözümleneceğinin kararlaştırıldığı görülmekle uyuşmazlığa, çalışılan ülke olan Kuveyt hukuku uygulanmalıdır. Hâl böyle olunca, gerekirse uzman bir bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek ve davacı yararına oluşan miktar bakımından usuli kazanılmış hak korunarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR A. Davalı ... AŞ Temyizi Yönünden Davalı ... AŞ vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Davacı Temyizi Yönünden 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.