Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5240 E. 2026/940 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5240
- Karar No
- 2026/940
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1376 Esas, 2025/212 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Mut 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/789 Esas, 2024/347 Karar
Taraflar arasındaki orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmaz nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ..., .......Mahallesi 1 05... parsel (eski 795 parsel) sayılı taşınmazı 04.07.2013 tarihinde satın aldığını, taşınmazın üzerine orman şerhi konulduğunu, orman kadastrosuna itiraz davasının reddedildiğini, şimdilik 30.000,00 TL'nin taşınmazın devlet ormanı vasfı ile Hazine adına tescil edildiğine dair kararın kesinleşme tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faizi ile birlikte davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, zaman aşımı süresi içinde açılmadığını, Hazinenin, davaya dayanak yapılan işlemlerle ilgili herhangi bir kusuru veya kusursuz sorumluluğu bulunmadığını, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazla ilgili yapılan yargılama sonucunda davacının tapusunun iptali edildiğini, Tapu Sicili ile ilgili tesis edilen iş ve işlemlerde usule ve kanuna aykırı herhangi bir husus bulunmadığını, objektif değerlendirmeden uzak, afaki, çelişkili, hüküm kurmaya elverişli olmayan bir bilirkişi raporunun karara dayanak yapıldığını, davacı taraf lehine tazminat için gerçekleşmesi ve ispatlanması gereken tüm yasal koşullar gerçekleşmeden kabul kararı verilmiş olmasının eksik araştırma ve incelemeye dayalı olup, davanın kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmaza ilişkin dosya kapsamında ve Mut Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/203 Esas, 2018/289 Karar sayılı dosyası kapsamında bulunan tapu kayıtlarının ve satış senetlerinin incelenmesinde taşınmazın yapılan kadastro çalışmaları neticesinde ilk olarak 341 parsel (kök parsel) olarak tapuya tescil edildiği bu taşınmaz üzerine ... işletme şefliğinin 23.05.2007 tarihli ve 2636 sayılı yazısı ve Tapu Müdürlüğünün 25.05.2007 tarihli ve 1862 yevmiye nolu işlemi ile orman sayılması nedeniyle satış devir ve temlikinin yapılamayacağı yönünde şerh konulduğu, taşınmazda yapılan ifraz işlemi neticesinde 639,640,641, 642,643 parsel sayılı taşınmazlar olduğu orman şerhinin ifraz olan taşınmazların tapu kayıtlarında da bulunduğu/işlendiği, taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan kadastro yenileme çalışmaları neticesinde 642 parsel sayılı taşınmazın 7 94... parsel sayılı taşınmaz olduğu orman şerhinin söz konusu taşınmazlarda da bulunduğu davacının 04.07.2013 tarihli ve 3583 yevmiye nolu satış senedi ile 795 parsel sayılı taşınmazı satın aldığı taşınmazdaki orman şerhi aleniyeti ( 23.05.2007 tarihinde konulmuş) nedeniyle, davacının taşınmazın orman olduğunu bilerek satın alma işlemini geçekleştirdiği (satın alma tarihi 04.07.2013), bu durumda, davacının özel mülkiyete konu olamayacak nitelikte esasen orman olan bir taşınmazı iktisabında ağır kusurlu olması nedeniyle tazminata müstehak olmadığı, kaldı ki taşınmazdaki orman şerhi nedeniyle taşınmazın tapusunun ileride iptal edilebileceğini öngörmesi gereken, yani durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen davacının iyi niyet iddiasında bulunamayacağı gibi, bu şerhe dayalı olarak taşınmazı satın alan davacının tazminat talebinde bulunmasının dürüstlük kuralına uygun olmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz itirazında bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf sebepleri dışına çıkarak karar verdiğini, taşınmaz tescil edildikten 33 yıl sonra şerh konulduğunu, davacının tapu kaydına güvenerek külli halefiyet ilkesi gereği satın aldığını, bedelinin ödenmesinin Anayasal hak olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı kalan harcın davacıya istenildiğinde iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.