Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4786 E. 2025/9267 K.

Konu: Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hâle Getirme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4786
Karar No
2025/9267
Karar Tarihi
Konu
Müdahalenin Önlenmesi Ve Eski Hâle Getirme

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4183 Esas, 2024/3193 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve eski hâle getirme davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 6794 ada 1, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlarda yer alan ... olduğunu, ... Sitesinin 25.01.2015 tarihinde yapılan Olağan Kat Malikleri Kurulu Toplantısının 14 üncü maddesi ile yönetime, hukuka, resmi kurumlarca onaylanmış plan projelere, yönetim planına aykırı bir işlem yapanlara, dava açma hak ve yetkisi verildiğini, davalının ise aynı sitede H Blok 74 numaralı bağımsız bölümün maliki olduğunu, taşınmaza ait bahçedeki toprak şevin kaldırıldığını, bunun yerine binanın iki tarafından bitişik nizamda betonarme bağımsız bölüm inşa edildiğini, bu yapıların birinin üzerine ahşap eklenti yapıldığını, yapıların eski hale getirilmediğini, dava konusu taşınmazdaki mimari projeye aykırılığın tespitine, yıkımına ve belediye tarafından onaylı projeye uygun olarak eski hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu taşınmazı 2009 yılında mevcut hali ile satın aldığını, kendisinin taşınmazda hukuka, plan ve projelere, yönetim planına aykırı bir değişiklik veya eklenti yapmadığını, bahçe içindeki betonarme setin 2013 yılındaki yoğun yağışlar sonucunda toprak kaymasını ve evine gelecek zararın engellenmesi için yapıldığını, imar kirliliğine neden olmak suçundan hakkında açılan davada ... Mahkemesinin 2016/46 Esas sayılı dosyasında beyanı olduğunu, suç işlemek gibi bir kastının olmadığını, dosya içindeki bilirkişi raporu ve belediyenin yapı tatil tutanağının da bunu doğruladığını, müvekkilinin İmar Barışı düzenlemesi ile 16.10.2018 tarihinde dava konusu yapı için 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (3194 sayılı Kanun) Geçici 16 ncı maddesi uyarınca Yapı Kayıt belgesi aldığını, bu belge ile imara uygun hale geldiğini ve davanın konusuz kaldığını, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu taşınmazı 2009 yılında mevcut hali ile satın aldığını, kendisinin yapının kullanımında ve yönetim planına aykırı hiçbir eylemi ve aykırılığının olmadığını, taşınmazın imar ve yönetim planına, ruhsata ve projeye aykırılığının bulunmadığını, müvekkilinin imar barışı düzenlemesi ile 16.10.2018 tarihinde dava konusu yapı için 3194 sayılı Kanun’un Geçici 16 ncı maddesi uyarınca Yapı Kayıt Belgesi aldığını, bu belge ile imara uygun hale geldiğini ve davanın konusuz kaldığını, müvekkili hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan ... 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/46 Esas, 2017/602 Karar sayılı dosyasında beraat kararı verildiğini, dosyada bulunan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilemeyeceğini, sulhun hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini, olağanüstü genel kurul toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda müvekkilinin sulh olma hakkının elinden alındığını, Mahkeme karar verirken olağanüstü genel kurul kararlarını göz önünde bulundurmadığını, aynı gün başka mahkemede duruşmaları olduğunu belgeledikleri hâlde mazeretin reddine karar verilmesinin usul hukuku yönünden doğru olmadığını, bilirkişi kök raporunda projesine ve ruhsatına aykırı eklentilerin her bağımsız bölümün kendi kullanım alanı içinde olduğu ve ortak alanda bulunmadığının belirtildiğini, bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 6794 ada 10 parselde kayıtlı H Blok 74 nolu bağımsız bölümün davalı adına kayıtlı olduğu, davacının site yönetimi olduğu, mevcut dava bakımından davanın kat malikleri ve kat malikleri kurulu kararınca izin verilmesi halinde malik olmayan yönetici tarafından da açılabileceği, dosyada 25.01.2015 tarihli kat malikleri kurulu toplantı tutanağının örneğinin bulunduğu ve dava açma yetkisinin verildiği, ... Belediye Başkanlığınca yapılan inceleme neticesinde 22.12.2015 tarihli yapı tatil tutanağı düzenlendiği, davalı tarafından sunulan 16.10.2018 tarihli yapı kayıt belgesinin dava konusu 334,00 m² alanlı bağımsız bölüm için 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16 ncı maddesi gereğince yapılan başvuruya uygun olarak düzenlendiği, işbu yapı kayıt belgesi üzerine ... 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/46 Esas, 2017/602 Karar sayılı ilamıyla İmar Kirliliğine Neden Olma Suçuna dayalı ceza dosyasında verilen mahkumiyet kararı sonrası 22.10.2019 tarihli ek karar ile davanın düşmesine karar verildiği, tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, tapu kaydı, yönetim planı, mimari proje, taraflarca sunulan deliller, mahallinde yapılan keşif, çekilen fotoğraflar, bilirkişi rapor ve ek raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davanın projeye aykırı imalatın eski hale getirilmesine yönelik olarak açıldığı, söz konusu aykırılığın yapıya zarar verip vermediği veya estetik bütünlüğü bozup bozmadığının önemli olmadığı, istinaf başvurusundan sonra sunulan yapı kayıt belgesinin projeye aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, bu bağlamda hukuki bir değerinin olmadığı, davalının yasaya aykırı olarak ortak alan niteliğindeki dış cepheyi projeye aykırı değiştirmek suretiyle müdahalede bulunması nedeniyle aleyhindeki davanın kabulü gerektiği, hükme esas alınan ek bilirkişi heyeti raporunun dosya kapsamına, keşifte çekilen fotoğraflara uygun, gerekçeli, denetime elverişli, hüküm kurmaya da yeterli bir rapor olduğu, projeye aykırılığın eski hale getirilmesinden projeye aykırı davranan kişilerin sorumlu tutulması gerektiğinden davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davalı vekilinin mazeret dilekçesi vererek katılmadığı, İlk Derece Mahkemesinin mesleki nedene dayalı mazeret dilekçesini reddettiğini savunma haklarının kısıtlandığını belirterek de istinaf talebinde bulunmuşsa da davalının vermiş olduğu vekâletname incelendiğinde; davalıya ait vekâletnamede birden çok vekilin vekil olarak tayin edildiği, böylece davalının birden çok vekille temsil edilmesi nedeniyle mazeret talep etmenin haklı olmadığı vekillerden bir diğerinin duruşmaya katılabilecekleri dikkate alınarak davalı vekilinin mazeretinin kabul edilmeyerek karar verilmesinin yerinde görüldüğü, böylece İlk Derece Mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın değerinin 37.232,50 TL olup temyiz kesinlik sınırının altında kaldığını, bu nedenle kesin olarak karar verilmesi gerekirken Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verilmesinin hatalı olduğunu, nitekim aynı siteden bir başka bağımsız bölüm malikine karşı açılan davada ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince kararın kesin olarak verildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirme istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu anagayrımenkulde davalının mimari projeye aykırı imalatlar dolayısı ile ortak alana müdahalede bulunduğu, yapılan müdahaleye ilişkin herhangi bir tadilat projesi yahut kat maliklerinin muvafakat verdiğine ilişkin belgenin dosyaya sunulamadığı anlaşılmaktadır. 3. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (634 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi uyarınca her kat maliki anagayrımenkulün mimari durum ve güzelliğini korumaya mecbur olup, dosya kapsamı ile aksinin ispatlanamadığı gözetildiğinde davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. 4. 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre, üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz. 5. Anagayrimenkulde kat mülkiyeti kurulu olup, 634 sayılı Kanun'a tabidir. Kat mülkiyeti, arsa payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir ve kat malikleri anagayrimenkulün bütün ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olurlar. Kat malikleri ortak yerlerde kullanma hakkına da sahiptirler. Yapı kayıt belgesinin düzenlendiği 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16 ncı maddesinde, 634 sayılı Kanun'un uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. 6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/4786, K. 2025/9267, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-4786-e-2025-9267-k-c397ba80570c