Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4107 E. 2026/545 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4107
Karar No
2026/545
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/31 Esas, 2022/63 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1989 yılında ... köyü 744 parsel sayılı 20200 m² miktarlı taşınmazı satın aldığını, sonrasında taşınmazın zeminde küçük olduğunu, kullanılan saha ile kadastro paftasının uyumsuz olduğunu fark ederek kullanılan sahanın tespit harici kaldığını düşünerek bu kısma tescil davası açtığını, Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/379 Esas, 2009/320 Karar sayılı kararı ile tescil istenen kısmın orman sınırında kalması sebebi ile davanın reddolunduğunu, taşınmazın kadastrosunun 1973 yılında yapıldığını, haritasının hatalı çizildiğini, miktarının ise eski tapu miktarına uygun olarak düzenlendiğini, bu dava sırasında taşınmazın bir kısmının hatalı olarak bitişik 738 parsele dahil edildiğini, bir kısmının orman alanında kaldığını, bir kısmının da orman tahdidi sırasında orman sınırına alındığının görüldüğünü, 20200 m² miktarlı taşınmazın çok az bir kısmından istifade imkanının kaldığını, bu nedenlerle davacının kalan taşınmaz miktarının belirlenerek eksik kalan miktar için taşınmazın belirlenecek değerinin amme alacaklarına uygulanan en yüksek faiz ile davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğini, davacının alacak hakkının bulunmadığını, öncelikle dava konusu ve husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, davanın konusu olmadığnı, çekişme konusu olabilecek mülkiyet hakkı ile ilgili davanın kesinleştiğini, talep edilen kısmın orman niteliğinde bulunduğunu, bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 23/05/2014 tarihli ve 2013/383 Esas, 2014/210 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin 23.05.2014 tarihli ve 2013/383 Esas, 2014/210 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; davacının adına kayıtlı bulunan taşınmazın tapu kaydında yazan miktardan daha az yüzölçüme sahip olduğu iddiası yönünden yapılan incelemede; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davacının, 1989 yılında satın alarak malik olduğu 744 parsel sayılı taşınmazın tapuda 20.200 m² yüzölçümü ile kayıtlı olmasına karşın taşınmazının aslında 13.257 m² olduğunu belirterek tazminat talep ettiği, 744 parsel sayılı taşınmaz tapuda hala 20.200 m² yüzölçümü ile kayıtlı olup davacının iddia ettiği gibi bir miktar azalmasının tapu kaydına yansıması söz konusu olmadığından, davacının zararının doğduğundan bahsedilemeyeceği dikkate alınarak mahkemece bu yöne ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamış, davacının adına kayıtlı bulunan 744 parsel sayılı taşınmazın 10.278 m²lik kısmının orman sınırları içinde kalması nedeniyle tapusunun iptali nedeniyle zarara uğradığı iddiası yönünden ise davacının taşınmazı satın aldığı eski maliklerin murisi adına tapulama ile tescil edilen parselin tapu kaydının iptali sebebiyle davacının zararının oluştuğu ve bu zararın tazmininin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyebileceklerinin kabulü gerektiğinden, Mahkemece işin esasına girilerek taşınmazın niteliği arazi ise, net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden (Çanakkele 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/630 Esas, 2009/263 Karar sayılı iptal kararının kesinleştiği 14.05.2010 tarihinden) önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle taşınmazın gerçek değeri belirlenerek karar verilmesi gerektiğinden mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmaza takdir edilen bedelin çok düşük olduğunu, bu fiyata 100 metrekaresinin dahi alınmasının mümkün olmadığını, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da taşınmazın gerçek değerine hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiğini, taşınmaza takdir edilen bedelin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve bedelin davacı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/4107, K. 2026/545, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-4107-e-2026-545-k-6f113a84fa15