Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3095 E. 2025/12355 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3095
Karar No
2025/12355
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/796 Esas, 2024/2106 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalılar... vd. vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ... ilçesi, ...(Merkez) Mahallesi 771 (ifrazen ...) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, taşınmazın gerçek bedelinin tespitini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline, yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırılmasına karar verilen dava konusu taşınmazın bedelinin tespiti ile davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve idare adına tescilinin talep edildiği, keşif icrası ve bilirkişi incelemesi yapılarak davanın kabulüne karar verildiği, ancak gerekçeli kararda idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, tespit edilen kamulaştırma bedeli çok yüksek olup dava konusu taşınmaza rayicinin çok üzerinde bir değer takdir edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerçekçi ve denetime elverişli olup olmadığının denetiminin gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde belirtilen esaslara uyulmadan hazırlandığını, bu sebeple bedelin yüksek takdir edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırılan taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini, dava konusu taşınmazın şehrin en değerli yer ve konumunda bulunduğunu, taşınmazın birim değerinin belirlenmesinde bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, taşınmazın belirlenen değerinden daha yüksek bir bedele hükmedilerek faizi ile birlikte davalıya ödenmesini, yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.

3.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilerek, davalı lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, kamulaştırma bedelinin çok düşük hesaplandığını bilirkişi raporlarında eksik ve hatalı hesaplamalar bulunduğunu, hükme esas alınan raporda dava konusu taşınmazın emsal taşınmazın %633'ü değerinde olduğunun tespit edilmesinin hatalı olduğunu, kamulaştırma işlemi neticesinde taşınmazın arta kalan kısmında kot farkı ve eğim nedeniyle %10'dan daha fazla değer kaybı yaşanacağının sabit olduğunu, bedelin tapu malikleri arasında hisse oranlarına göre paylaştırılması taleplerinin dikkate alınmadığını, ileri sürerek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.

4.Davalı ... vekili stinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece taşınmazın mülkiyet hakkının var olup olmadığını araştırmadan beyana dayalı olarak kamulaştırma bedelinin davalı ...'a ödemesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kamulaştırma bedellerinin davalılara payları oranında ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının ... lehine bozulması veya kararın kaldırılması yönünde karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın arsa vasfında kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak alacak miktarının tespit edilerek davacı idareden tahsiline dair kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, bilirkişilerin heyet raporundaki gerekçeleri ve değerlendirmeleri yerinde olduğundan ve dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ... isimli muhtesatın kime ait olduğu konusunda dosyadaki 30.11.2021 tarihli davalı 2...0 T.C. numaralı ...'un dilekçesine ekli işçi çalıştırma belgeleri, ... Belediyesi işyeri açma ve çalışma ruhsatı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yapı kayıt belgesi, Mersin 1.İdare Mahkemesinin 2020/789 Esas, 2020/906 Karar sayılı dava konusu taşınmazdaki yapının 3184 sayılı İmar Kanunu'na aykırılığı sebebi ile ... Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenmiş olan idari para cezasının iptaline ilişkin hüküm, ... Belediyesi işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı değiştirme belgesi, ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 11.02.2019 tarihli...in davalı 2...0 T.C.numaralı ...'a ait olduğuna ilişkin üst yazısı dikkate alındığında dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan iş bu muhtesatın 2...0 T.C. kimlik numaralı ...'a ait olduğundan mahkemece bu muhtesat bedelinin davalıya verilmesine hükmedilmesinde usul ve kanuna aykırılık görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılar ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca faize ilişkin kanun maddesinin iptali nedeniyle davalı lehine faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ayrıca, yasal faiz yerine dava tarihinden itibaren TEFE -TÜFE oranında faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.

4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... vd. vekilinin 29.01.2025 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.

Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve hususen de başlangıç tarihine ve türüne yönelik olmak üzere faizle ilgili 4 No’lu “Değerlendirme” gerekçesine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 06.10.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3095, K. 2025/12355, T. 06.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-3095-e-2025-12355-k-c3bb21aab690