Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3082 E. 2025/14489 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3082
- Karar No
- 2025/14489
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1012 Esas, 2024/661 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/429 Esas, 2023/805 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 94 parsel (kadastro güncellemesi sonrası 1 17... parsel) sayılı taşınmazı satın aldıktan sonra taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca güncelleme çalışmaları yapıldığı , taşınmazın yüzölçümünün azaldığını uğramış olduğu zararın yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili idare yönünden davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, tapu sicilini tutan idare olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün taraf sıfatı bulunmakta olduğunu, müvekkili idareler yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, davalarda hazineyi hasım olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın ilk tespit maliki olan kişinin davacıyla olan yakınlığı araştırılarak satışın gerçek bir satış olup olmadığını, davacının müterafik kusuru olduğundan ve güncelleme işleminin yapılmasında davacının yararı da olduğunu, hesaplanan değerden Mahkemece bir hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, faiz talebine yer olmadığını, Mahkeme aksi kanaatte ise ıslahla arttırılan kısım yönünden ıslah tarihinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkili idare harçtan muaf olmasına rağmen ilamda müvekkili idare aleyhine keşif harcına hükmedilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu, olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davaya konu taşınmazdaki payı satın aldığında tapudaki alanın 15.360 m² olduğu ancak Kadastro Kanunu 22/a maddesine göre yapılan güncelleme çalışmaları sonrasında taşınmazın alanının 8.630,71 m² olarak hesaplandığı, kadastro güncelleme çalışmalarının 29.03.2022 tarihinde kesinleştiği, aldırılan 03.03.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda bu farkın oluşmasına sebep olan hatanın tapulama çalışmalarına ait yıllardaki teknolojik imkânsızlıklara bağlı olarak planimetre katsayısının yanlış alınmasından kaynaklandığı, bu durumunun davacıdan kaynaklı bir durum olmadığı, taşınmazın meskun mahallere yakınlığı, belediye hizmetlerinden yararlanıyor oluşu göz önüne alınarak arsa niteliğinde değerlendirilmesinde, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve İlk Derece Mahkemesince dava değerine göre nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olduğu gerekçeleriyle davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 94 parsel (kadastro güncellemesi sonrası 1 17... parsel) sayılı 15.360 m² yüzölçümlü taşınmazı davacının 04.11.2019 tarihinde satın alındığı, 11.10.2022 tarihinde 3402 sayılı kanunun 22/a maddesi uyarınca yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda taşınmazın yüz ölçümünün 8.630,71 m² olarak tescil edildiği, alınan raporlara göre yüzölçüm farkının planimetre katsayısının yanlış hesaplanmasından kaynaklandığı, eldeki davanın ise 20.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dosya kapsamından; ... Mahallesinde ki kadastro çalışmalarının Mülga 766 sayılı Tapulama Kanununa göre yapıldığı, ... mahallesinde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu 22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme ile tesis kadastrosunun bütünlük arz ettiği, ilk tesis kadastrosuna uygun yapıldığı , 20.06.2022 tarihli teknik raporda; yüz ölçümü farkının tapulama çalışmaları yapıldığı tarihte ki teknolojik imkansızlıktan kaynaklandığı, tapulama çalışmalarında sınırlandırma ve planimetre ile yapılan alan hesabında hatalı katsayı kullanılmasından yüz ölçüm farkının oluştuğu, taşınmazın eski ve yeni fiili zemindeki sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığına ilişkin tespit yapıldığı, dosya içerisine alınan hava fotoğraflarında taşınmazın sınırlarının 1978 yılından bu yana değişmediği, taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesiyle 22.04.1977 tarihinde tapu kaydının oluştuğu ve çaplı krokiye bağlandığı, o tarihten bu yana taşınmazın fiilen kullanımın değişmediği 8.630,71 m²lik yüzölçümüne sahip olduğu, davacının taşınmazın bulunduğu köyde sakin olması karşısında 15.360,00 m²lik yüzölçümünün çok daha geniş bir alanı kapsayacağını ve dava konusu taşınmazın bu büyüklükte olmadığını, 15.360,00 m²lik yüzölçümü ile 8.630,71 m²lik yüzölçümü farkını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla davacının satın aldığı taşınmazda hataya düştüğü inandırıcı bulunmadığı gibi 4721 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz.'' hükmü ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2025 tarihli ve 2023/5- 16... /36 Karar sayılı kararı karşısında davacının iyiniyetli olduğunun kabulü mümkün görünmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davalı Hazine vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.