Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3068 E. 2026/284 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3068
Karar No
2026/284
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1426 Esas, 2024/1945 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/346 Esas, 2023/54 Karar

Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 77 nci maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşme kapsamında tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat talebinin reddine, 6098 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.01.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ve davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ........ köyü 1 43... parsel sayılı iki parçadan oluşan taşınmazın 1981 yılı öncesinde orman vasfını yitirdiğini, 1988 yılında orman sınırı dışına çıkarıldığını, ........Köyü Tüzel Kişiliğinin zilyet ve tasarrufundayken 24.06.1986 tarihinde dava dışı .........'a taşınmazın daha sonra 20.12.1989 tarihinde müvekkiline satıldığını, taşınmazın kalan kısmının da 20.12.1989 tarihinde köy ihtiyar heyeti tarafından köy senediyle yine müvekkiline satıldığını, emlak vergilerinin resmi iktisap tarihi olan 20.12.1989 tarihinden itibaren ödenmeye başlandığını, bu taşınmaz üzerine masraf yaparak inşa ettirdiği konuta da 16.05.1993 tarihinde elektrik aboneliği tesis edildiğini, buna karşın Orman Genel Müdürlüğünün davaya konu taşınmazın da içerisinde bulunduğu 7.000 m²lik arazi ile ilgili olarak 25.09.1998 tarihinde ... Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açtığını, ancak bu davadan müvekkilinin haberi olmadığını, ... Kadastro Mahkemesinin 10.05.2002 tarihli ve 1998/92 Esas, 2002/10 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğundan bahisle kadastro tutanağının iptaline karar verdiğini, bu karar neticesinde müvekkiline ait 417,18 m²lik alana ilişkin orman tespitinin kesinleşerek bu kısmın Hazine adına tesciline karar verildiği, davadan müvekkilinin haberi olmadığı gibi evin yapım aşamasında Orman Muhafaza Memurlarının ve Orman Teşkilatı'ndan hiç bir görevlinin itirazının olmadığını, müvekkilinin hem iyiniyetli olarak aldığı arsalardan hem de bu arsalar üzerine inşa ettirdiği konutundan yoksun bırakıldığını ileri sürerek ıslah hakkını saklı tutarak 300.000,00 TL maddi zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca davalı Hazinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Hazine adına tescilli olduğunu, davacının bu yeri işgal ettiğini, mülkiyet iddiasının kaynağının hiçbir resmiyeti ve geçerliliği bulunmayan köy senedi olduğunu, mülkiyet konusunun ... Kadastro Mahkemesinin 1998/2 Esas, 2002/10 Karar ve İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/639 Esas, 2014/347 Karar sayılı kararları ile kesin hüküm altına alındığını, davacının mülkiyet iddiasına yönelik açmış olduğu davanın da reddedildiğini, mülkiyetin ihtilaf konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat talebinin reddine, 6098 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı tazminat talebinin reddinin usule, kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ret kararının mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini, müvekkilinin maddi tazminat talebinin reddinin taşınmaza ilişkin meşru beklenti ilkesinin ihlali mahiyetinde olduğunu, müvekkilinin tüm satın alma işlemlerini yürürlükte olan mevzuata dayanarak ve kadastro kayıtlarına güvenerek iyiniyetle satın aldığını, projenin Köy Muhtarı tarafından 20.04.1992 tarihinde onaylandığını ve akabinde konut inşasına başlandığını, evin yapım aşamasında Orman Muhafaza Memurlarının ve Orman Teşkilatından hiçbir görevlinin itirazının söz konusu olmadığını, hatalı kadastro işlemi kaynaklı müvekkilinin davaya dayanak iki parçadan oluşan mülkiyet hakkına son verilmesinden kaynaklanan maddi zararlarından Hazinenin sorumlu olduğunu, hükmedilen kısmi tazminat tutarının müvekkilinin maruz kaldığı gerçek zararı karşılamadığını, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporlarında evin ve etrafındaki muhdesedatların değerinin bariz şekilde düşük hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla tazminat bedelinin yüksek takdir edildiğini, zamanaşımı ve husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda yapılan emsal araştırmaların yerinde olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahekmesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kadastro tespit çalışmaları sonucunda orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, hiçbir zaman davacı adına tapuda tescil görmediği, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde düzenlenen tazminat şartları oluşmadığından tazminat isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16 ncı maddesi uyarınca; ormanların kamu malı olup, özel mülkiyete konu edilemeyeceğinden, orman niteliğindeki taşınmazlarda bulunan muhdesata ilişkin de hüküm kurulamayacağı, bu muhdesatlar nedeniyle hazinenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca sorumlu tutulamayacağından davacının taşınmaz üzerinde inşa ettiği bina ve dikmiş olduğu ağaçlar nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 77 vd. maddeleri gereğince tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar etmiş, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca açılan davasının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazı 2/B sınıflandırılmasına güvenerek satın aldığını, kadastro geçerken de sahiplik durumunun kadastro tespit tutanağına tescil edildiğini, meşru beklentilerinin ihlal edildiğini, müvekkilinin taşınmaz üzerindeki muhdesatları yaptığı aşamada taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescilli olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinde somut olayın değerlendirilmesinde ve delillerin takdirinde hata yapıldığını ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 77 vd. maddeleri uyarınca tazmini istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Yapılan incelemede; davacının dava konusu yaptığı İzmir ili, ... ilçesi,...... köyü, 1 43... parsel sayılı taşınmazın yörede yapılan kadastro çalışmaları üzerine düzenlenen 13.11.1995 tarihli kadastro tutanağı ile 2.088,23 m² miktarında, "bahçeli kargir ev" vasfı ile köy ihtiyar kurulu tarafından bir kısmını .... oğlu...... ... ....'a, onun tarafından da ...'e; kalan kısmının da köy ihtiyar heyeti tarafından ...'e satıldığından ve üzerine ... tarafından ev yapılarak ...'in zilyet ve tasarrufunda olduğu belirtmesi üzerine Maliye Hazinesi adına tespit gördüğü, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesine göre orman dışına çıkartıldığı ve üzerindeki binanın ... oğlu, ...'e ait olduğuna ilişkin beyanlar hanesine şerh verildiği, dava konusu taşınmazın kadastro tespitine Orman Genel Müdürlüğü tarafından Maliye Hazinesi aleyhine 25.09.1998 tarihinde ... Kadastro Mahkemesinin 1998/2 Esas sayılı dosyasında tespite itiraz davası açıldığı, yapılan yargılamalar sonucu verilen kararların Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinden denetiminden geçerek bozulması üzerine ... Kadastro Mahkemesinin 07.12.2001 tarihli ve 2001/15 Esas, 2001/119 Karar sayılı kararı ile 1 43... parselin 417,18 m²lik kısmına yönelik davanın kabulü ile bu kısmın parselden ayrılarak orman niteliği ile Hazinesi adına tespit ve tesciline; bu kısım üzerinde, ....... ... lehine verilmiş zilyetlik şerhinin iptaline karar verildiği, verilen kararın davacı orman idaresi vekiline 28.01.2002 tarihinde; davalı ... vekilinin 29.01.2002 tarihinde tebliğ edildiği, kabul kararına yönelik Maliye Hazinesi tarafından temyiz edilmemesi üzerine, kabul kararının temyiz süresinin sonunda 01.03.2002 tarihinde kesinleştiği, kalan kısma ilişkin yargılamanın devam ettiği, bozma kararı üzerine İzmir Kadastro Mahkemesinin 28.10.2008 tarihli ve 2008/10 Esas, 2008/12 Karar sayılı kararı ile 1 43... parselin geri kalan 1.671,05 m²lik kısmına yönelik davanın kabulü ile bu kısmın da orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tespit ve tesciline karar verildiği, verilen kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.02.2009 tarihli ve 2009/661 Esas, 2009/2951 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği; Yargıtay onama ilamı, davacı Orman İdaresi vekiline 26.03.2009 tarihinde; davalı ... vekiline 20.03.2009 tarihinde tebliğ edildiği, süresi içerisinde Yargıtay onama ilamına karşı karar düzeltme yoluna müracaat edilmemesi üzerine de sürenin geçmesi ile birlikte, İzmir Kadastro Mahkemesinin 2008/10 Esas, 2008/12 Karar sayılı kararının 13.04.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

3.Davacı tarafından dava konusu taşınmazın zilyetliğe dayalı olarak adına tescili istemi ile 16.04.2012 tarihinde İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/639 Esas, 2014/347 Karar sayılı karar sayılı dosyasında dava açtığı, açılan davada kesinleşmiş mahkeme kararları ile dava konusu yapılan taşınmazın orman niteliğinde olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.01.2017 tarihli ve 2016/9423 Esas, 2017/386 Karar sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verildiği, kararının 23.10.2017 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

4. Dava konusu taşınmazda davacının en baştan beri mülkiyetten kaynaklı herhangi bir hakkının bulunmadığı, davacının mülkiyet hakkını elde edemediği bu alanla ilgili olarak 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat talep etmesi de mümkün olmadığından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

5. Davacının yapısının mevcut halini koruduğu gözetilerek 6098 sayılı Kanun'un 77 vd. maddeleri uyarınca tazminat talebinin şartları oluşmadığından verilen karar sonucu itibarıyla doğrudur.

6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aleyhine temyiz olunan davalı Hazine yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3068, K. 2026/284, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-3068-e-2026-284-k-a130e38ad4f3