Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3444 E. 2026/3129 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3444
- Karar No
- 2026/3129
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/574 E., 2026/46 K. DAVA TARİHİ : 14.09.2023
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 05.03.2001-10.05.2023 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, davacının temizlik elemanı olarak işe başlayıp daha sonrasında güvenlik işleri de yaptığını, davalı tarafından fesih sebebinin davacının tutuklanması nedeniyle olduğunun belirtildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini, davacının yaptığı fazla çalışmaların, hafta ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığı ücretlerin ödenmediğini, davacıya yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, asgari geçim indirimlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, asgari geçim indirimi, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ücret fark alacağı ile cumartesi ve pazar günü çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hatalı olduğunu, dava konularının belirsiz olmadığını, çalıştığı yıllar ve aldığı ücretlerin davacı tarafından bilindiğini, tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının işçilik alacaklarından doğacak sorumluluğun yüklenici firmalara ait olduğunu, davalı Kurumun işçi alacaklarından sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2024 tarihli kararı ile; dosyada yer alan işten ayrılış bildirgesinde, davacının ayrılış tarihinin 10.05.2023, ayrılış nedeninin "İşveren Tarafından Zorunlu Nedenlerle ve Tutukluluk Nedeniyle Fesih (Kod 27)" gösterildiği, davacının cinsel taciz suçundan Tokat 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/1064 Esas, 2022/554 Karar sayılı dosyasından aldığı cezanın infazı için 10.05.2023 tarihinde cezaevine girdiği, 29.06.2023 tarihi itibarıyla şartlı tahliye olduğu, işyeri dışında ve işyeri ile ilgisiz bir suçtan dolayı kesinleşen hükmün infazı çerçevesinde cezaevine girilmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/IV hükmü kapsamında olmadığı, mahkumiyet hâli işçiden kaynaklanmakta olup bir haftayı aştığı takdirde işçiyi çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı neden bulunduğu, zira işyeri dışında işyeri ile ilgisiz suçun infazı için işe devamsızlık söz konusu olup devamsızlığın iradi olmadığı, işçinin iş sözleşmesinin zorlayıcı nedenlerle 4857 sayılı Kanun'un 25/III hükmü uyarınca feshi hâlinde, işverenin bildirim şartına uyma ya da ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmadığı, derhâl fesih hakkı bulunduğu, ancak kıdem tazminatının ödenmesi gerektiği, ihbar tazminatının ise reddi gerektiği, davacının hak kazandığı yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin bulunduğu, işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ücret alacağı talebinin de kabulü gerektiği, ispatlanamayan toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan cumartesi ve pazar alacağı, fazla çalışma ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 13.06.2025 tarihli kararı ile; davalının istinaf dilekçesinde esasa ilişkin beyanda bulunmadığı, 4857 sayılı Kanun'un 25/IV hükmünde işçinin göz altına alınması veya tutuklanması hâlinde devamsızlığının 17. maddedeki bildirim süresini aşması hâlinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle derhâl feshedilebileceği, tutukluluk süresi bildirim süresini aşmazsa işverene haklı fesih imkânı vermediği, bu kapsamda yapılan fesihte işverenin bildirim süresine uyma ve ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmamakla beraber kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün olduğu, davacının hükümlü olarak tutuklandığı, fesih tarihinden sonra cezasını çekerek tahliye edildiği, tutukluluk süresinin ihbar süresini geçmediği, kıdem tazminatının kabulünde hata bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 13.06.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının iş sözleşmesinin feshinin, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde doğru şekilde belirtildiği üzere, 4857 sayılı Kanun'un 25/III hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde 4857 sayılı Kanun'un 25/IV hükmü kapsamında değerlendirilmesi yerinde değil ise de, bu hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı cumartesi ve pazar günü çalışma alacağı ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklı eksik ücret alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açıldığı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinin belirsiz alacak davasına konu edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dava konusu toplu iş sözleşmesinden kaynaklı cumartesi ve pazar günü çalışma alacağı ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklı eksik ücret alacaklarının belirsiz alacak davası ile talep edilmesi söz konusu olmayacağından, Mahkemece belirtilen alacaklar yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi gerekirken, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı eksik ücret alacağının kabulüne, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı cumartesi ve pazar günü çalışma alacağı talebinin ise esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin kabulüne, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, asgari geçim indirimi taleplerinin esastan reddine, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı eksik ücret alacağı ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklı cumartesi ve pazar günü çalışma alacağı talepleri yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının cinsel taciz suçundan kesinleşmiş ceza aldığını, iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanamayacak şekilde sonlandırıldığını, 2. Davanın yasal süre içerisinde açılmadığını, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, 3. Emsal Yargıtay kararlarında kıdem tazminatının belirsiz alacak olarak açılamayacağının, davanın usulden reddi gerektiğinin belirtildiğini, 4. Alacak kalemlerinin 10,00 TL üzerinden açılıp sonradan ıslah edilmesinin hatalı olduğunu, 5. Kıdem tazminatına ıslah tarihi yerine fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 6. Ulusal bayram ve genel tatil ile toplu iş sözleşmesi kaynaklı ücret alacaklarına en yüksek banka mevduat faizi işletilmesinin hatalı olduğunu, 7. Kararda net miktar üzerinden hüküm kurulması gerektiği hâlde brüt miktarlar üzerinden hüküm kurulduğunu, 8. Davacı lehine nispi vekâlet ücretine davalı lehine ise maktu vekâlete hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bozma öncesi davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti miktarı ile bozma sonrası hükmedilen miktarlar arasında fark bulunduğunu, indirimi nedeniyle kısmen reddedilen davaya konu talepler yönünden davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin de hatalı olduğunu, 9. Dinlenen tanıklar davacının yakınları olup bu tanıkların beyanlarına itibar edilerek alacaklara hükmedilmesinin de bozmayı gerektirdiğini, 10. Alacakların muaccel olduğu tarih olarak arabuluculuk son tutanak tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; feshin haklı olup olmadığı, davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ve vekâlet ücreti hususlarına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasın yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.