Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/2242 E. 2025/12524 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2242
Karar No
2025/12524
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/2279 Esas, 2024/2354 Karar KARAR: Esastan ret /Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/258 Esas, 2023/573 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Hatay ili, ..., ... 1499 (if:1749) ve 1494 (if:1751) parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tesciline ve yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemece değer belirlenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok yüksek olduğunu, dava konusu taşınmaza rayicinin çok üzerinde bir değer takdir edildiğini, dava konusu taşınmazın gerçek bedeli belirlenirken hem kanun hem Yargıtay içtihatlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini ve fakat en çok da Anayasanın 46 ncı maddesinde belirtilen gerçek bedele ulaşmak için hakkaniyete uygun olarak bedel belirlenmesi gerektiğini, kamulaştırma nedeniyle taşınmazın arta kalan kısmının vasfında, geometrik şeklinde veya kullanım biçiminde bir değişiklik olmadığını, davacı idare lehine taşınmazın tescili, davalı mal sahibi lehine kamulaştırma bedelinin tahsili sağlandığından, kendini vekille temsil eden taraflar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktuen vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince son yapılan tespitlerin dava konusu taşınmazın güncel durumunu yansıtmaktan uzak olduğunu ve özellikle son yapılan imar planlarından ve 6 Şubat depreminde yaşanan felaketlerden sonra taşınmazın çevre muhitler içinde en çok değer kazanan taşınmazlardan biri olduğunu, müvekkiline ait parselin konum ve yerinin turizm cenneti ve cazibe merkezi olan ... ilçeside yol üzeri bir konumda olduğunu, söz konusu dosya kapsamında müvekkiline ait taşınmaz değerinin düşük takdir edildiğini, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna ilişkin itirazları doğrultusunda 02.06.2020 tarihli ek bilirkişi raporu aldırıldığını, fakat dosyaya ilişkin hüküm verilirken ek bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını, müvekkilinin hak kaybına uğradığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın dava tarihi itibarıyla belediye başkanlığına ait yazı cevabına uygun olarak arsa vasfında kabul edilerek, emsal mukayesesi yapılmak suretiyle sonuç metrekare birim değerinin tespit edilip ve bu metrekare bedeline göre kamulaştırma değerinin belirlenmesinde ve hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak İlk Derece Mahkemesince verilen 16.06.2017 tarihli ilk karar yalnız davacı tarafça istinaf edildiğinden, (her ne kadar kararı davalı da istinaf etmiş ise de Dairenin 21.12.2018 tarihli ve 2018/205 Esas, 2018/1813 Karar sayılı kararı ile davalı tarafın istinaf isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi nedeniyle ) davacı idare lehine ilk kararda tespit edilen kamulaştırmadan arta kalan alan için %30 oranında değer düşüklüğü bakımından usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek ve bu oran üzerinden hesaplama yapılarak hüküm kurulması gerekirken, daha fazla bedele hükmedilmek suretiyle davacı idarenin usuli kazanılmış hakkının ihlal edilmesi doğru görülmediğinden, bilirkişi raporundaki değerlendirmeler esas alınarak, yapılan hesaplama sonucunda davaya konu taşınmazın toplam bedelinin 413.466,29 TL olarak tespit edildiği, bu değer üzerinden kamulaştırma bedelinin tespiti ile davacı tarafından fazla yatırılan bedelin iadesi gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeninden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan iptal kararı uyarınca kamulaştırma bedeline faiz işletilmesine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağına dair iştirak ettiğim kabulü nazara alınarak; davalı tarafın açıkça, “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de bulunmadığından, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığım, Dairemiz Sayın Çoğunluğu tarafından verilen “Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün, “faizle ilgili” 3 No’lu bendinde yazılı olan değerlendirme görüş ve gerekçesine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 08.10.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/2242, K. 2025/12524, T. 08.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-2242-e-2025-12524-k-261636ae526b