Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/15305 E. 2026/10834 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/15305
- Karar No
- 2026/10834
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/641 Esas, 2025/326 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 63 93... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2020 tarihli ve 2019/57 Esas, 2020/271 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2020/1641 Esas, 2022/2775 Karar sayılı kararıyla davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiş ise de dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi 20.07.2017 olup, bilirkişi kurulunca somut emsal alınan ... Mahallesi 7 66... parsel sayılı taşınmazın değerlendirmeye esas alınan satış tarihinin ise 29.03.2005 olması nedeniyle eski tarihli bu satışın emsal olarak değerlendirildiği ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazın bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak bilirkişi raporu denetlenmediği gibi, Dairemize aynı bölgeden intikal eden Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/3 Esas, 2020/214 Karar sayılı dava dosyasında aynı mahallede bulunan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sitesinden edinilen bilgilere göre dava konusu taşınmaza yakın mesafede olan 63 93... parsel sayılı taşınmaza Mart 2015 değerlendirme tarihi itibarıyla 338,00 TL/m² bedel belirlenmiş olup Dairemizin 2020/7310 Esas, 2021/8427 Karar sayılı kararı ile onandığı ve Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/1183 Esas, 2019/563 Karar sayılı dava dosyasında aynı mahallede bulunan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sitesinden edinilen bilgilere göre dava konusu taşınmaza yakın mesafede olan 63 94... parsel sayılı taşınmaza Ekim 2018 değerlendirme tarihi itibarıyla 660,00 TL/m² bedel belirlenmiş olup Dairemizin 2022/6168 Esas, 2022/15497 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği gözetildiğinde dava konusu taşınmaza Temmuz 2017 değerlendirme tarihi itibarıyla 632,00TL/m² değer biçen bilirkişi raporu inandırıcı ve hüküm kurmaya elverişli görülmediğinden yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi ve kamulaştırma bedelinin derhâl ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kesinleştiğinde ödenmesine karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı gereğince davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, dava tarihinden kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. İlk kararla tespit edilen 2.333.992,93 TL’ye dava tarihinden ilk karar tarihi olan 15.01.2018 tarihine kadar, fark bedel 937.586,97 TL’ye ise dava tarihinden son karar tarihi olan 28.05.2025 tarihine kadar Anayasa 46/son uyarınca kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendi hükümden çıkartılarak yerine “İlk kararla tespit edilen 2.333.992,93 TL’ye dava tarihi olan 20.07.2017 tarihinden ilk karar tarihi olan 15.01.2018 tarihine kadar, fark bedel 937.586,97 TL’ye ise 20.07.2017 tarihinden son karar tarihi olan 28.05.2025 tarihine kadar Anayasa 46/son uyarınca kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz işletilmesine, tapu kaydındaki takyidatların hükmedilen bedele yansıtılmasına,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.