Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1120 E. 2026/10839 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1120
Karar No
2026/10839
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1630 Esas, 2025/1930 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davacı idare vekili depo edilen bedellerin kesinleşme olmadan davalılara ödenmemesi hususunda ek karar ile şerh düşülmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi 07.05.2025 tarihli ek karar ile davacı idare vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ve ek karar davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ... ilçesi, .../... Mahallesi 2 77... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ... arazisi olduğunu, acele el koyma dosyasında takdir edilen bedelin düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın yaklaşık 280.000 m²lik bölümünün kadastro yenilemesi çalışmaları sonucu mükerrer oluştuğunu, kamulaştırılacak alanın ihtilaflı alanlardan olup olmadığının tespiti gerektiğini, taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2021 tarihli ve 2020/29 Esas, 2021/292 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile tespit edilen bedelden acele el koyma bedelinin mahsubu ile oluşan fark bedelin davalılara derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın 142.733,03 m²lik kısmının ifraz edilerek bu kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2021 tarihli ve 2020/29 Esas, 2021/292 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ve 2021/1208 Esas, 2022/1990 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli ve 2021/1208 Esas, 2022/1990 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda münavebeye alınan buğday verimi 220 kg ve bostan verimi 1000 kg alınmak suretiyle dava konusu taşınmazın metrekare birim bedelinin 18,93 TL olarak belirlendiği, ancak kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen 08.09.2022 havale tarihli ek raporda, %16-20 eğimli, erozyon problemi olan, su tutma kapasitesi ve toprak derinliği az olan, bakımsız ve ıslah edilmemiş 4. sınıf kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmazın eğimden dolayı rüzgar nedeniyle üst tabakasındaki besin elementleri ve organik maddece ... olan en verimli toprakların aşağılara doğru kaydığı, ... suları ile birlikte üst tabakadaki en verimli toprakların aşağılara indiği ve toprağın su tutma kapasitesinin azalarak verim verme kapasitesinin düşeceği, bu eğimdeki bir topraktan sulamadan da tam randıman alınamayacağını, zira eğimden dolayı sulama suyunun yeterli derecede toprağa işlemeden eğime doğru ineceği, bu nedenle dava konusu taşınmazda dekara buğday veriminin 220 kg ve dekara bostan veriminin 1000 kg olarak belirlendiği, belirtilen özelliklere sahip dava konusu taşınmazdan 350 kg buğday ve 1500 kg bostan alınması imkanının bulunmadığı belirtilmiş olup dava konusu taşınmaza İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu esas alınarak değer biçilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesinin talebi doğrultusunda alınan ek bilirkişi raporu uyarınca 350 kg buğday ve 1500 kg bostan verimi uygulanarak belirlenen 36,27 TL/m² birim bedeli esas alınmak suretiyle fazlaya hükmedilmesi, taşınmazın değeri belirlenirken bilirkişi raporunda ‘korucu ücreti’ üretim masraflarına dahil edilmek suretiyle eksik bedel tespiti hatalı olduğu gibi, dava konusu taşınmazın tapu kaydında Ayaş ilçesi, ... köyü, 130 ada ve 131 adadaki parseller ile mükerrer olduğuna dair şerh bulunduğu, mükerrerliğin giderilmesi amacıyla açılan davanın Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/166 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu ve bilirkişi raporunda da kamulaştırılan kısmın mükerrer alanda kalıp kalmamasına göre arta kalan kısımda değer azalışı yönünden seçenekli rapor düzenlendiği dikkate alınarak Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/166 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli ve 2023/1865 Esas, 2024/773 Karar sayılı kararı ile bozma ilamında Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/166 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilmiş ise de bilirkişi raporlarında kamulaştırmaya konu bölümün mükerrerlik arz eden ve davaya konu edilen bölümde kalmadığının açıkça belirtildiği, kısmi kamulaştırma sonucu mükerrerlik olması halinde arta kalan ve raporlarda (D) harfi ile gösterilen 88.954,96 m²lik bölümde taşınmazın kullanım amacı, geometrik şekli ve yüzölçümü dikkate alındığında değer azalışı olmayacağı, (E) harfi ile gösterilen 4.049,96 m²lik bölümün ise mükerrerliğin olmadığının tespiti halinde kamulaştırmaya konu alan haricinde kalacağından bütün olarak bakıldığında değer azalışı olmayacağı, mükerrerliğin kabulü halinde ise bu bölümün kısmi kamulaştırma sonucu arta kalan alan olmayıp mükerrerlik sonucu diğer parsellerin malikleri adına tescili durumunda arta kalan alan olarak davalı adına ayrı bir parsel numarasıyla tescil edileceği ve bu yönüyle idareden değer azalışı istenemeyeceği, bu nedenle 2017 yılında açılan ve görevsizlikle geldiği Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/166 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasının sonuca etkili olmayacağı ve makul sürede yargılanma hakkının zedeleneceği dikkate alınarak bu dava sonucu bekletici mesele yapılmayarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli ve 2023/1865 Esas, 2024/773 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazın 142.733,03 m²lik kısmının kamulaştırmaya konu olduğu ve bu kısım yönünden mülkiyet ihtilafı olmadığı anlaşıldığından Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/166 Esas sayılı dosyası bekletici mesele yapılmayarak 142.733,03 m²lik kısma değer biçilmek suretiyle hüküm kurulması yerinde ise de davacı idarece toplam depo edilen kamulaştırma bedelinin 3.020.230,92 TL olduğu, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/145 Esas sayılı acele el koyma dosyasında tespit edilen 2.156.969,08 TL'nin yatırıldığına ilişkin dekontun dosyada bulunmadığı ve davalının da iş bu dosyada taraf olmadığı gözetilmeden, infazda tereddüt yaratacak şekilde ödeme hükmü kurulmasının, kabule göre de davacı idarece fazla depo edilen 282.611,41 TL kamulaştırma bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve tespit edilen kamulaştırma bedeline davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanmasının ve üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına karar verilen 2.192.379,33 TL fark bedele Bölge Adliye Mahkemesinin ilk karar tarihine kadar faize hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 30.04.2025 tarihli ve 2025/1630 Esas, 2025/1930 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulüne ve 07.05.2025 tarihli ek karar ile depo edilen bedellerin kesinleşme olmadan davalılara ödenmemesi hususunda şerh düşülmesi yönündeki davacı idare vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/166 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, kamulaştırma bedeline uygulanan yüksek faiz oranının usul ve kanunu aykırı olduğunu, 07.05.2025 tarihli ek kararın bozulmasına karar verilerek depo edilen kamulaştırma bedellerinin kararın kesinleşmesinden sonra davalılara ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, gerçek bedeli yansıtmadığını, yasal faizin yetersiz olacağını, hiçbir faizin müvekkilinin zararını karşılamayacağını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına usulî kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ve 07.05.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1120, K. 2026/10839, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1120-e-2026-10839-k-6be0ec22c934