Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/14835 E. 2026/3355 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/14835
- Karar No
- 2026/3355
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/813 Esas, 2025/1603 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/176 Esas, 2023/439 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 5 85... (ifraz sonrası 5 87... ) parsel sayılı taşınmazın 2.671,05 m²lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan kısmın tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın sanayi arsası olduğunu, ... belediye sınırları içerisinde bulunduğunu, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde yapı ve muhtesat bedellerinin hesaplanmasında belirttikleri itirazların göz önüne alınmasını ve kıymet takdirinin buna göre hesaplanmasını, Yargıtay kararlarına göre ürün değerinin değerlendirmede göz önüne alınmasını, değer kaybı orantısının yeniden takdir edilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmediğini, dava konusu taşınmazın vasfının hatalı bir şekilde arsa olarak değerlendirildiğini, alınan emsalin uygun emsal olmadığını, dava konusu taşınmazın arta kalan kısmında % 8 oranında değer düşüklüğü hesaplanmasının yönetmeliğe ve Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, davaya konu taşınmazın kamulaştırmadan geriye kalan alanlarının kullanıma elverişli olduğunu, dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısımda imar düşüklüğü meydana gelip gelmediğini, imar kısıtlamasının söz konusu olup olmadığını ve bu haliyle kalan kısımda inşaat yapma imkanı bulunup bulunmadığı hususlarının Tapu Müdürlüğü'nden sorulması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahalli mahkemece verilen ilk karardan sonra tüm taleplere rağmen depo edilen 1.038.874,75 TL’nin faizi ile birlikte davalı tarafa ödeme yapılmadığını, mahkemenin kamulaştırma bedelinin üç aylık faiz işletilmek suretiyle yatırılmış olduğu düşüncesi ile sadece 16.09.2019 tarihinden 24.09.2020 tarihine kadar geçen süre için faiz ödenmesi yönündeki kararının esasa uygun olmadığını, kamulaştırma bedelinin tefe-tüfe oranları altın ve döviz artış oranları, ve vuk yeniden değerlendirme oranı dikkate alınarak güncel bedelin belirlenmesini yerel Mahkeme kararında faiz ödemesinin yasal faiz olarak ödenmesi belirtilmişse de yasal faiz uygulanması Anayasa mahkemesi tarafından düşük bulunduğu için iptal edildiğini belirlenen bedelin Amme Alacaklarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesini talep etmelerine rağmen mahalli mahkemenin bu yönde bir karar vermediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda; somut emsal olarak alınan Kocaeli İli, ... İlçesi, Ş. ... Mahallesi, 4 20... parsel sayılı taşınmazın yararlanılan 06.09.2017 tarihli satışının uygun olduğu, emsalin araştırılan imar durumuna göre arsa niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın imar parseli olmasına göre bilirkişi raporunda dava konusu düzenleme ortaklık payı ilavesi yapılmamasının doğru olduğu, ayrıca; dava tarihi itibarıyla dava konusu parsel için 1,33 kıyas oranı ile 1.058,00 TL/m² olarak belirlenen birim fiyatların dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgeye, gelişim kapasitesine ve çevredeki benzer taşınmazlara kıyasla uygun ve makul düzeyde birim fiyatlar olduğu, yan yana olan bu iki taşınmaz arasındaki kıyas ve birim fiyat farklılığının yüzölçüm ve cephe farklılığından kaynaklandığı ve çelişki oluşturmadığı, bilirkişi kurulunun kanuna uygun olarak oluşturulduğu, sonuç olarak belirlenen kamulaştırma bedelinin yerinde olduğu(aynı yer 6 80... parsel için Mayıs/2019 tarihi için metrekare birim bedeli 960,00 TL'nin Dairemiz 2021/645 Esas, sayılı dosyasında uygun bulunduğu), yine taşınmaz üzerindeki yapılara ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayınlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğe göre metrekare birim fiyatı uygulanıp yıpranma payı da düşülerek, ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumlarına göre değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak ilk karar ile hüküm kurulan 1.038.874,75 TL yönünden derhal ödeme hükmünün kurulmadığı, kararın kesinleşmesi sonrası ödeme yapılması belirtilmiş olması dolayısıyla bu kısım yönünden de faiz bitişinin son karar tarihi olması gerekirken ilk karar tarihinin faiz bitişi olarak belirlenmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri. 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, alınan emsalin uygun emsal olmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından faize yönelik olarak düzeltilerek yeniden hüküm tesisine karar verilmişse de kararın hatalı olduğunu, en yüksek banka mevduat faizinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki davaya konu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak, üzerindeki yapılara ise aynı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na; faize ilişkin yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 25.02.2026