Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/143 E. 2025/11159 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/143
Karar No
2025/11159
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2883 Esas, 2024/3030 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/396 Esas, 2022/870 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ve yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı idare ve davalı ... vd. vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı ... vd. vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare, davalı ... vekilleri ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .... ili, ... ilçesi, ... ... ada 205 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline ve yol olarak davacı lehine terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu dava açılmadan önce davalı müvekkillerine usule uygun olarak uzlaşma -pazarlık görüşmesi için davet yapılmadığını, haliyle mevcut davanın usule aykırı olduğunu, davaya konu taşınmazın sulu tarım yapılabilen, konum itibarıyla iskan olan mahallenin yanında, yakın zamanda imar gelme durumu olan, genelde hobi bahçelerinin yoğun olduğu, hobi bahçesi olarak tercih edilebilen bir taşınmaz olduğunu, ayrıca değerli fabrikalar bölgesinde olan bir taşınmaz olduğunu, taşınmazın tarlada başta sulu tarım olan ayçiçeği, mısır, şeker pancarı, buğday gibi değerli ve getirisi yüksek tarım ürünleri elde edilebildiğini, halihazırda taşınmaz üzerinde yulaf ekili olduğunu, taşınmaz etrafında müvekkiller tarafından yapılmış tel örgü olduğunu, açıklanan sebeplerle davaya konu tarlanın kıymetli durumda olup taşınmazın metrekare değeri yüksek olduğunu, bu sebeplerle taşınmaz ve üzerindekilerin değerinin mahkemece belirlenmesini ve gerçek bedelin faiziyle müvekkile ödenmesine karar verilmesini, avukatlık ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... vd. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, objektif artış uygulanmaması gerektiğini, belirlenen bedelin Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ile artırılmasının doğru olmadığını, değerlendirmede esas alınan domates ürününün yaygın münavebe olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaz bedelinin düşük belirlendiğini, zemin ve yapı bedelinin eksik tespit edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arazi niteliğindeki taşınmazlara net ürün geliri esas alınarak değer biçilmesi doğruysa da, dava konusu taşınmazlara davanın açıldığı 2021 yılı resmî tarım verileri uygulanarak, hesaplama sırasında, resmî verilerde yer alan masraf kalemleri içinde bulunan sermaye faizi, tarla kirası gibi giderlerin dahil edilmeyerek bedel tespiti için istinaf incelemesi sırasında hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış, alınan ek bilirkişi raporunda yukarıdaki hususlara uygun şekilde 223,80 TL/ m², birim bedeli üzerinden toplam kamulaştırma bedelinin 1.317.014,87 TL olduğu belirtilmiş, bilirkişi kurulu ek raporu sair yönlerden doğruysa da, dava konusu taşınmazın konumuna göre objektif artış oranı % 100 alınması gerektiğinden buna göre bilirkişi raporundaki diğer unsurlar aynı kalmak ve objektif artış oranı % 100 alınmak suretiyle resen yapılan hesaplama sonunda, dava konusu taşınmazın metrekare birim bedelinin 298,40 TL olduğunun kabulü ile istinaf yoluna başvuran davalıların pay oranlarına göre toplam kamulaştırma bedelinin 1.397.454,56 TL olduğu tespit edilmiş, buna göre 591.193,81 TL fark kamulaştırma bedeli davacı idare tarafından istinaf yoluna başvuran davalılar adına bankaya bloke edilmiş, ayrıca Anayasa Mahkemesinin iptal karının gereğinin yerine getirilmesi açısından yapılması gereken; taraflar arasında kararlaştırılmış akdi faiz oranı da olmadığına göre, dava tarihi esas alınarak belirlenen kamulaştırma bedeline kanunda belirtilen en yüksek faiz olan “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faizin” uygulaması gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/9-602 Esas, 2004/595 Karar sayılı kararı ve Yargıtay. 11. Hukuk Dairesinin 2004/4849 Esas, 2005/1452 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının henüz kesinleşmemiş işlemlerde derhal uygulanacağından, hükme karşı istinaf yoluna başvuran davalılar yönünden iptal kararı doğrultusunda faize hükmedilmesi gerektiği kabul edilmek suretiyle davacı idare vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı ... vd. vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalı ... vd. vekilleri ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; uygulanan obbjektif değer artış oranının yüksek olduğunu ayrıca faiz hususunda Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yanlış yorumlandığı, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedelin düşük olduğu, taşınmaz üzerindeki mütemmim cüzlerin bedelinin düşük belirlendiğini ayrıca lehlerine istinaf vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; faize ilişkin kurulan lehe hükümden faydalanmak istediğini belirtmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmek suretiyle adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesi yerindedir.

3. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesinde duruşma açılmadığından istinaf vekâlet ücretine hükmedilmemesi uygun görülmüştür.

4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vd. vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak değerlendirme yapılması gerekir. Bu itibarla; faize ilişkin olarak davalı vekilinin istinafının bulunmadığı ve faizin kamu düzeni gereğince resen gözetilecek hususlardan da olmadığı dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince, faize ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme yapılmak suretiyle faize ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR 1.Davalı ... vd. vekili ve davalı ...'ın tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendinde bulunan "dava tarihinden" kelimelerinin çıkartılması, yerine " dava tarihinden 4 ay sonrası olan 29.10.2022 tarihinden" ibaresinin yazılması, yine aynı bentte bulunan " dava tarihinden, Dairemizin iş bu karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz oranının işletilmesine," kelimelerinin çıkartılması, yerine " dava tarihinden 4 ay sonrası olan 29.10.2022 tarihinden dairemiz karar tarihi 21.11.2024 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın tespit edilen kamulaştırma bedelinin dava tarihinin 4 ay sonrasından karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiziyle birlikte davacı idareden tahsiline karar verilmiştir. Bu karar taraf vekillerince istinaf edilmiş, ancak asıl alacağın fer'isi niteliğindeki faiz alacağına ilişkin davalı vekilinin bir istinaf talebi olmamıştır. Buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince Anayasa Mahkemesinin iptal kararından bahsedilerek işletilecek faize ilişkin re'sen yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı faiz uygulamasına ilişkin olarak bu kez taraf vekillerince temyiz edilmiş ancak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlüğe girmiş olan Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince bu konuda istinaf sebepleri arasında bir talepte bulunulmadığından bu yöndeki temyiz sebepleri temyiz incelemesinde ele alınamayacaktır.

Hâl böyle olunca;

Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas-2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi gerekmekte ise de;

Davalı taraf vekilinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen iptal kararının uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir talebi söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen karara diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katılmakla birlikte "Değerlendirme" bölümünün 5 No.lu bendinde yazılı olan ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest haldeki somut olaya ilişkin yorumlayan gerekçesine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 08.09.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/143, K. 2025/11159, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-143-e-2025-11159-k-58611f8da764