Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12060 E. 2025/17461 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/12060
- Karar No
- 2025/17461
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1188 Esas, 2025/1408 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/164 Esas, 2023/161 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalılar ... vd. vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ... ilçesi, .. Mahallesi, .. . mevkii 13 05... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın ... Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait taşınmazın tarla niteliğinde olmadığını, arsa niteliğinde olduğunu, davacı tarafın taşınmaz için belirlediği bedelin çok düşük olduğunu, benzer mahiyetteki taşınmazların çok daha yüksek fiyatla yakın tarihte satışları yapıldığını, satışların ... Belediye Başkanlığı tarafından yapıldığını, ... ilçesinin konumu itibari ile değerli bir ilçe olduğunu, ..'a 1 saat, ..'ya 2 saatlik uzaklıkta olduğunu, davacı kurum tarafından yapılan kıymet takdirinin çok eski tarihli olduğunu, ülkede çok yüksek bir devalüasyon olduğunu, tüm ürünlerin bedelinin 3-4 kat arttığını beyan ederek müvekkillerine ait taşınmazın belirlenecek gerçek değer üzerinden kamulaştırmasına, aksi hâlde, davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarenin 2942 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca topladığını iddia ettiği bilgi ve belgelerin eksik olduğunu, taşınmazın cins ve nevinin, yüzölçümünün, kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurların her unsurun ayrı ayrı değerinin, vergi beyanının, kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerinin, özellikle arsalarda kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin ve bedelinin tespitinde etkili olacak değer objektif ölçütlerin esas alınarak taşınmaz bedelinin takdiri gerektiği öngörüldüğünü beyan ederek kamulaştırılmasına karar verilen müvekkillerine ait taşınmazın bedel tespitinin yaptırılarak davalı müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
3.Asli müdahale talep eden ... vekili cevap dilekçe ile dava konusu taşınmazın müvekkiline babasından miras kaldığını beyanla asli müdahale talebinin kabulü ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2022 tarihli celsesinde, açılmış bir tapu iptal davası bulunmadığından müdahale talebinin reddine karar verilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin oluşturmuş olduğu Kıymet Takdir Komisyonu tarafından davalı tarafa teklif edilen bedel ile bilirkişilerce tespit edilerek yerel mahkemece hükmedilen kamulaştırma bedelleri arasında ciddi bir fark bulunduğunu, dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğunu, ancak yerel mahkemece arsa vasfında değerlendirildiğini, ... Belediye Başkanlığı'nca dava konusu parselin belediye mücavir alanı içerisinde meskun mahalde kaldığı, yol, su, elektrik ve diğer belediye hizmetlerinden yararlandığının belirtildiğini, belediyenin vermiş olduğu cevabın gerçeklikten ve objektiflikten uzak olduğunu, keşif heyetinin dahi girmekte ve keşif yapılmasının oldukça zor olduğu, araçla girmenin zor hatta mümkün olmadığı yerlere yol, su, elektrik ve diğer belediye hizmetlerinden yararlandığından bahsedilmesinin gerçeklikle bağdaşmadığını, bilirkişilerce düzenlenen raporda kamulaştırmaya konu gayrimenkulün yerleşim yerlerine ve altyapı hizmetlerinin bulunduğu yere çok yakın olması ve bu hizmetlerin kolaylıkla temin edilebilir olması nedeniyle arsa vasfında olduğuna kanaat getirildiğini, davaya konu taşınmazın imar planına dahil olmamakla birlikte fiilen meskun mahalde yer almadığını, taşınmazın fiilen belediye hizmetlerinden de faydalanmadığını, taşınmazın resmi kayıtlarda tarla vasfında kayıtlı olmasına ek olarak malikler tarafından da tarla olarak kullanıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili asıl ve ek istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın işbu davadan önce organize sanayi bölgesi parseli olarak belirlendiğini, emsal olarak organize sanayi bölgesi içinde kalan taşınmaz alınması gerektiğini, bilirkişiler tarafından müvekkillerine ait taşınmaza değer katacak hususların dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, belediyeler tarafından verilen cevap yazılarında belirtilen tarihlere ve bu yazılarda taşınmazın niteliğine dair tespitlere dikkat edilmeli ve yeniden taşınmazın değerlemesi yapılması gerektiğini, 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı 05.04.2023 tarihli ve 01.08.2023 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile '' 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkranın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline" karar verildiğini, yargılamanın her aşamasında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derhal etki doğurduğunu, devlet kamu gücü ile mülkiyet hakkının ortadan kaldırıldığı kamulaştırma işlemi dolayısıyla içinde bulunulan enflasyonist dönem itibarıyla kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kamulaştırma bedeline yasal faiz yerine mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda eksik hususların tamamlatılarak taşınmazın gerçek değerinin belirlenerek müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir
3.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, davaya konu taşınmazın bedel tespiti yapılırken tarla vasfındaki taşınmazın emsal olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, emsal seçiminin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak kabul edilen taşınmazın paylı satış olduğundan taşınmazın emsal olarak kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de organize sanayi parseli olduğu dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza değer katacak hususların dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan müştemilat ve ağaçların da değerleri az hesaplandığı gibi hesaplamada dava tarihi olan 2022 yılının değilde 2021 yılının değerlendirmeye alınması da usul ve kanuna aykırı olduğunu, Kamulaştırma bedeli tespit edilirken mevcut enflasyon durumunun göz ardı edilmesi sebebiyle müvekkilin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, kamulaştırma bedeline TEFE/TÜFE veya enflasyon oranında yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini, taşınmazın belirlenecek değerine işletilecek yasal faiz ile paranın enflasyon karşısındaki değeri kıyaslandığında, müvekkilin mülkiyet hakkı ihlali sonucu doğduğunu, emsal olarak belirlenen taşınmaza imar uygulamasına tabidir şerhinin ... Belediyesince sehven konulduğu hususu ile ek raporda değer düşüklüğüne gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer kamulaştırma dosyalarında emsal taşınmaza ayrı bir puan verilmesinin dava konusu taşınmazla diğer dosyalardaki taşınmazlar arasında büyük bedel farklarının ortaya çıkmasına sebebiyet verdiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, bu talepleri yerinde görülmez ise istinaf Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak talepleri ve itirazları doğrultusunda kamulaştırma bedelinin arttırılmasına, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal seçiminin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaza olması gereken değerden daha az değer belirlendiğini, endeks hesabı yapılırken uygulanan endeks tarihlerinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın kıymeti takdir edilirken endeksin değil dava tarihinden değil, faiz başlangıç tarihi olan 4 ay sonrası baz alınması gerektiğini, dava konusu taşınmazdaki mütemmim cüzlerin hesaplaması yapılırken Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2022/2 Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ'de belirtilen rakamların uygulanmasında hataya düşüldüğünü, yapıların hesaplamasındaki eksikliklerin ek raporla düzeltilmesi talep edilmişse de yerel mahkemece bu hususutaki itirazlarının dikkate alınmadığını, taşınmaza belirlenen bedelin çok düşük olduğunu, emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın karşılaştırma tablosunun hatalı yapıldığını belirterek, öncelikle murafaa talebimizin kabulü ile duruşma gününün tarafımıza tebliğine karar verilmesini, dava konusu taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesinden uzak, eksik ve davalı müvekkilinin aleyhine olan bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen yerel mahkeme kararının kaldırılarak, yeniden hüküm tesis edilmesine, mümkün değilse dosyanın ilgili İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin 2942 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi uyarınca davacı idareye yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ... vd. vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan;“İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare ve davalılar ... vd. vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağına dair iştirak ettiğim kabulü nazara alınarak; davalı tarafın açıkça, “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de bulunmadığından, diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katıldığım, Dairemiz Sayın Çoğunluğu tarafından verilen “Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün, “faizle ilgili” 3 No’lu bendinde yazılı olan değerlendirme görüş ve gerekçelerine(hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanmasının yerinde” olduğu gerekçelerine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 16.12.2025