Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11636 E. 2025/15662 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/11636
Karar No
2025/15662
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1738 Esas, 2025/2545 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölbaşı (Ankara) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/227 Esas, 2023/1218 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkini istemine ilişkin asıl dava ile kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin karşı davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davada kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davada kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, karşı davada kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı-karşı davanın davalı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, ..., .. Mahallesinde bulunan 1168 68... parsel (eski 7 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak terkinini talep etmiştir.

2. Asıl davada davalı- karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; .. ili, ..., .. Mahallesinde bulunan 1168 68... parsel ( eski 7 parsel ) sayılı taşınmaz fiilen el atıldığından taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalı- karşı davada davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek bedelinin tesipitini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, karşı davada kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Asıl davada davacı- karşı davada davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; fazla bedel biçildiğini, kalan kısımlarda değer kaybı bulunmadığını, karşı dava yönünden idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, faize ilişkin kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

2.Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaza düşük değer biçildiğini, kalan kısımlarda daha fazla değer kaybı bulunduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinde ve kamulaştırmadan arta kalan kısımlarda taşınmazların niteliği, kalan kısmın yüzölçümü, geometrik durumu da dikkate alınarak değer kaybı bulunduğunun kabulü ile kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde ve dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine karar verilmesinde, karşı dava yönünden davanın kamulaştırmasız el atma davası yönünden konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil yönünden davanın kabulüne karar verilerek, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davanın başındaki haklılık durumu da dikkate alınarak, karşı davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir; ancak asıl dava yönünden davalı taraf dava açmaya sebebiyet vermediğinden ve 2942 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi gereğince yargılama giderlerinden davacı idare sorumlu olduğundan ayrıca davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi halinde Anayasa'nın 46 ncı maddesinde düzenlenen "taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi" ilkesi ve dolayısıyla da mülkiyet hakkı ihlali söz konusu olacağından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 sayılı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğru ise de karşı dava yönünden kamulaştırma davası açıldıktan sonra kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası karşı dava olarak ileri sürüldüğünden artık bu davayı açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığından bu davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği söylenemez, bu nedenle karşı davada kamulaştırmasız el atma bedeli olarak talep edilen tutar göz önünde tutulmak suretiyle karşı davalı idare lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, fark kamulaştırma bedelinin davalıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olup faize yönelik düzenleme usul hükümlerine ilişkin olduğundan derhal uygulanması gerektiği de gözetildiğinde, Mahkemece bedele dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda faiz işletilmesi doğru ise de bu bedelin bir kısmının ilk karar tarihinde, bir kısmının Dairelerinin ara kararı ile ödenmesine karar verildiği dikkate alınmadan tamamı yönünden faizin ikinci karar tarihi olan 24.10.2023 tarihine kadar işletilmesi doğru bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, karşı davada kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir.

V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak asıl davada davacı -karşı davada davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yerindedir.

4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl davada davacı-karşı davada davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl davada davacı-karşı davada davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Asıl davada davacı-karşı davada davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1-B) bendinde bulunan "bu bedelin 113.993,40 TL'lik kısmına dava tarihinden İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihi olan 23.10.2019 tarihine, 56.996,70 TLlik kısmına dava tarihinden Dairemiz ara karar tarihi olan 28.01.2021 tarihine, kalan 115.156,37 TLlik kısmına dava tarihinden İlk Derece Mahkemesinin ikinci karar tarihi olan 25.10.2023 tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan ne yüksek oranda faiz işletilmesine," ibaresinin çıkartılması, yerine" bu bedelin 113.993,40 TL'lik kısmına dava tarihinden 4 ay sonrası olan 06.02.2019 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihi olan 23.10.2019 tarihine, 56.996,70 TL'lik kısmına dava tarihinden 4 ay sonrası olan 06.02.2019 tarihinden 28.01.2021 tarihine, kalan 115.156,37 TL'lik kısmına dava tarihinden 4 ay sonrası olan 06.02.2019 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin ikinci karar tarihi olan 25.10.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/11636, K. 2025/15662, T. 01.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-11636-e-2025-15662-k-284fd71ec056