Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9154 E. 2025/5498 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9154
Karar No
2025/5498
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/535 Esas, 2024/1244 Karar KARAR : Esastan ret / Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/149 Esas, 2023/82 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ve yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddi ile kamu düzeni gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili, Kocaköy ilçesi, Hacıreşit Mahallesi 381 ada 25 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu taşınmazın maliki olduğunu, söz konusu arazinin kamulaştırma davası açılırken Diyarbakır Kadastro Mahkemesinin 2012/5 Esas sayılı dosyasına göre Maliye Hazinesiyle davalık olduğunu, ancak daha sonra dosyanın kesinleşerek taşınmazı müvekkili lehine tescili sağlanınca harici olarak yaptıkları araştırma ile işbu davayı öğrendiklerini, arazinin dava açılmadan önce ada ve parsel numarasının 381/9 olduğunu; ancak tapu kaydında yeni parsel numarasının 25 olduğunu belirterek müvekkilinin davalı olarak davaya eklenmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline ve yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda kapitalizasyon faiz oranı yüksek belirlendiğini, bilirkişi raporunda, elde edilebilecek ürün miktarı ve ürün bedelinin yüksek gösterildiğini, bilirkişilerce tespit edilen % 150 objektif değer artışının da son derece fahiş olduğunu, kendisini vekille temsil ettiren müvekkil idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişilerin kamulaştırma bilirkişisi olmamasının usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirdiğini, mezkur yerin arsa vasfında olduğunu, dava konusu taşınmaza emsal olabilecek tüm satışların bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, müvekkil tarafından serbest piyasa koşullarında satışı yapıldığında raporda çıkan miktarın yaklaşık on katına yakın bir bedel çıktığını, yerel mahkeme tarafından Kocaköy Belediye Başkanlığına yazılan yazı cevabına göre mezkur taşınmazın arsa vasfında olduğunu, müvekkilin taşınmazı ile benzer özelliklerde olan birçok dosyada taşınmazın vasfı farklı değerlendirilerek hesaplama yapıldığını, Anayasa Mahkemesinin son dönemdeki kararlarında enflasyon farkına değinildiğini, zira %9 gibi bir yasal faizle %85'lere varan enflasyondaki mağduriyetin giderilmeyeceğinin ortada olduğunu, enflasyon farkı dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2017 yılı verilerinin dosya içerisinde bulunduğu, bilirkişi kurulunca 2017 yılı verilerine göre ve kuru tarım arazisi niteliğindeki taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinin ve bilirkişi kurul raporunda belirtilen taşınmaz özellikleri dikkate alınarak %150 oranında objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olduğu; ancak İlk Derece Mahkemesi kararında "terkin" yönünde de bir karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulduğu, hükmün 4 nolu bendinde ilk karar ile blokede bırakılan 1.476,14 TL bedelin de (vadeli hesapta işlemiş tüm neması ile birlikte) davalıya ödenmesi yönünde hüküm kurulması gerektiğinden tarafların istinaf başvurularının esastan reddi ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir

C. Gerekçe 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. Aynı bölgeden gelen ve aynı kamulaştırma kapsamında kalan Hacıreşit Mahallesi 380 ada 8 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Dairemizin 2023/11308 Esas, 2024/5207 Karar sayılı kararıyla dairemiz denetiminden geçen dosyada buğday, mercimek münavebesinin uygun görüldüğü, eldeki dosyada ise dava konusu taşınmaza buğday, nohut münavebesinin uygulandığı dikkate alınarak Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/191 Esas, 2023/267 Karar sayılı dosyası getirtilerek ve o dosyada belirlenen münavebe planından ayrılma nedeni açıklanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin 28.06.2024 tarihli dilekçesindeki “Faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.

Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız “Bozma Kararı”na(faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Değerlendirme görüşündeki gerekçeye” açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 21.04.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9154, K. 2025/5498, T. 21.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-9154-e-2025-5498-k-0c6eb34b070a