Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9066 E. 2025/6000 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9066
Karar No
2025/6000
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1472 Esas, 2023/1869 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/515 Esas, 2023/290 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine, yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Adana ili, ... ilçesi, ... köyü 2697 parsel (eski 859 parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ile tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğu gözetilerek değer biçilmesi gerektiğini, tespit edilecek kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, tespit edilen bedelin davalılara derhal ödenmesine ve dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, dava konusu taşınmazın tapu kayının iptali ile idare adına tesciline ve yol olarak terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza emsal olarak alınan taşınmazın uygun olmadığını, belirlenen kamulaştırma bedelinin yüksek olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirlenen kamulaştırma bedelinin düşük olduğunu, emsal olarak alınan taşınmazın uygun olmadığını, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmaza ilişkin yapılan karşılaştırmanın hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kesilen düzenleme ortaklık payı oranı sorulmadan %40 düzenleme ortaklık payı kesilmesinin yerinde olmadığını, yapılacak olan yolun dolgu yüksekliğinden dolayı kamulaştırmadan arta kalan kısımda inşaat yapma kabiliyeti önemli ölçüde kısıtlanacak olup belirlenen değer azalış oranının düşük olduğunu, belirlenen bedel düşük olduğu gibi dava tarihi ile karar tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde kamulaştırma bedelinin enflasyon nedeniyle önemli ölçüde değer kaybettiğini, Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas sayılı iptal kararı uyarınca tespit edilen bedele kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde olmadığı; ancak yargılama sırasında imar planı içerisine alındığı, belediye hizmetlerin yararlandığı ve bu nedenlerle arsa niteliğinde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda uygun emsal karşılaştırması yapılarak taşınmazın değerinin hesaplandığı, arsa vasfındaki taşınmaz için uygun emsal taşınmaz gözetilerek ve bilimsel yolla değer biçilmesinin yerinde olduğu, belirlenen metrekare birim fiyatın taşınmazın konumu, nitelikleri dikkate alındığında ve aynı bölgeden geçen dosyalarda belirlenen metrekare fiyatlarla karşılaştırıldığında uygun olduğu, yine kalan kısım için alanının küçülmesi ve geometrik şeklinin bozulması hususları dikkate alındığında değer azalışı uygulanmasının da dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiş olup davaya konu taşınmaza yakın konumda bulunan 2699 parsel sayılı taşınmaz için açılan kamulaştırma bedel tespit ve tescil davasında Dairelerinin 2022/2957 Esas, 2022/16140 Karar sayılı kararında taşınmazın arsa olarak kabul edildiği dikkate alınarak davada taşınmaza arsa olarak değer biçilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle; taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yasal faiz uygulanması yerindedir.

4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. Dava konusu 15.079,00 m² yüzölçümlü taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan 3.265,39 m²lik kısmının kullanım amacı, yüzölçümü, geometrik şekli ve Dairemiz geri çevrilme ilâmı uyarınca dosya arasına alınan 23.07.2024 tarihli Yüreğir Belediye Başkanlığının “kamulaştırmadan arta kalan kısım 1/1000 ölçekli İmar Planı'nda 100 metrelik Erişime Kontrollü Karayolu ve Tarım Alanında kalacağından yapılaşmaya izin verilememektedir.” şeklindeki cevabi yazısı birlikte değerlendirildiğinde, arta kalan kısımdaki değer azalış oranının daha yüksek olması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekilinin 28.08.2023 tarihli istinaf ve 05.12.2023 tarihli temyiz dilekçelerindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.

Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız "Bozma Kararı"na faizle ilgili 3 No.lu "Değerlendirme görüşüne" katılmıyoruz. 22.04.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/9066, K. 2025/6000, T. 22.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-9066-e-2025-6000-k-ffe8a6fcce89