Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4658 E. 2025/509 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4658
Karar No
2025/509
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/961 Esas, 2024/603 Karar Avukat ... DAVALILAR : ... vd. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 31.08.2022 KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/617 Esas, 2023/73 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun, davacı idare vekili yönünden esastan reddine, davalı vekili yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesi, Kalkanlı Mahallesi 988 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından tespit edilen bedelin düşük olduğunu ve gerçek değerin Mahkemece belirlenmesi gerektiğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz arazi niteliğinde olduğu halde arsa kabul edilmek suretiyle yüksek bedel tespit edildiğini, kaldı ki arsa olsa bile emsal incelemesinin doğru yapılmadığını, davacı lehine vekâlet ücretine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmaz bedelinin düşük belirlendiğini, ... Başkanlığı tarafından dosyaya sunulan cevabi yazıda Organize Sanayi bölgesi sınırları içerisinde yer alan parsellerin metre kare birim fiyatlarının iç kısımlarda 600,00 TL/m², yol kenarlarında ise 1.000,00 TL/m² olduğu bildirildiğini, davalılardan, dava neticesinde tespit edilen tutarlara alacağı taşınmazları, bu tutarların 9-10 katına satacağını belirttiğini, davacı tarafın, aynı bölgedeki son kamulaştırıan parselleri 1.000,00 TL/m² ila 3.000,00 TL/m² ‘ye sattığını, taşınmazın gerçek bedelinin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içinde kaldığı ve fiilen de organize sanayi bölgesinin yakınında olup kısmen de olsa belediye hizmetlerinden yararlandığından arsa niteliğinde olup taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeksizin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı idare adına tapuya tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde görülmediğini; ancak 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83-2023/69 sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmünün Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verildiğini, Yüksek Mahkemenin iptal gerekçesi, 2942 sayılı Kanun'un 15/son maddesi ve Anayasa’nın 153 üncü maddesi gereğince Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararında Anayasa'nın 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince iptal hükmünün belirli bir süre erteleneceği yönünde de bir hüküm bulunmadığı gibi, Anayasa'nın 153 üncü maddesinde “iptal kararları geriye yürümez” hükmü iptal kararlarının kesinleşen işlemlere etki etmeyeceği anlamında olup, elde bulunan uyuşmazlığın sürdüğü davalarda “geriye yürümeme” kuralı uygulanamayacağını, bu durumda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 1 inci maddesi gereğince Anayasa Mahkemesinin iptal karının gereğinin yerine getirilmesi açısından yapılması gereken, taraflar arasında kararlaştırılmış daha yüksek akdi faiz oranı da bulunmadığına göre dava tarihi esas alınarak belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın 46 ncı maddesinde belirtilen en yüksek faiz olan “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faiz” oranının uygulaması gerektiği kabul edilmek suretiyle, istinaf başvurularının davacı vekili yönünden reddine, davalı vekili yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; önceki dilekçelerindeki itiraz sebeplerini tekrar ederek bedel yönünden karara itiraz ettiklerini, davanın açıldığı tarihte Anayasa Mahkemesinin bir kararı bulunmadığını, dolayısı ile işletilecek faizin dava açıldıktan dört ay sonrasından itibaren karar tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğini, faiz oranına da itiraz ettiklerini, bugüne kadar yapılan onlarca kamulaştırma davasında işletilen faiz oranı konusunda Bölge Adliye Mahkemesince farklı bir değerlendirmeye gidilmiş olduğunu, vekâlet ücreti yönünden de kararın bozulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince yeni bir hüküm kurulduğu halde Bölge Adliye Mahkemesi kararında karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.

3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre arsa niteliğindeki taşınmaza, 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi aynı bölgeden Dairemize intikal eden dosyalar dikkate alındığında yerinde bulunmuştur.

3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme yapılmak suretiyle faize ilişkin olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

6. Kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf lehine Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekâlet ücreti olan 17.900,00 TL’ye hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; a.) (A-1) numaralı bendinde yer alan “dava tarihinden, ilk derece mahkemesi karar tarihi olan 16.01.2023 tarihine kadar geçen süre için Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faiz oranının uygulamasına” ibaresinin çıkartılması, yerine “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonraki tarih olan 01.01.2023 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 16.01.2023 tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına” ibaresinin yazılması,

b.) (5) numaralı bendinde yer alan “9.200,00” sayısının hükümden çıkartılması, yerine “17.900,00” sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.01.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/4658, K. 2025/509, T. 13.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-4658-e-2025-509-k-a15f143ebe8c