Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/2820 E. 2025/4035 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2820
- Karar No
- 2025/4035
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/4634 Esas, 2023/4582 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.03.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Muğla ili, Marmaris ilçesi, ... köyü (eski 642 parsel) yeni 210 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle Muğla İdare Mahkemesinin 2019/48 Esas sayılı yürütmenin durdurulması talepli, kamulaştırma kararının iptaline ilişkin dava açtıklarını belirterek, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini , taşınmazın konumu, niteliği dikkate alındığında teklif edilen bedelin düşük olduğunu beyan ederek taşınmazın gerçek bedelinin tespit edimesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.01.2022 tarihli ve 2021/5 Esas, 2022/6Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 15.12.2022 tarihli ve 2022/3342 Esas, 2022/3759 Karar sayılı kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza, aynı kamulaştırma kapsamında birbirine çok yakın konum ve özellikte olan taşınmazlar için aynı münavebe sisteminin uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı buna göre 1. yıl için lahana ve hasıl mısır, 2. yıl için sivri biber, 3. yıl için taze fasulye münavebesinin uygulanması, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ü oranında hesaplanması ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, sulanabilir tarım arazilerinde kapitalizasyon faiz oranı %4 kabul edilerek yapılan resen hesaplama sonucu bulunan çıplak metrekare birim fiyatına dava konusu taşınmazın denize sıfır konumu dikkate alınarak %600 oranında objektif artırıcı unsur uygunarak metrekare birim fiyatının 1.260,00 TL olarak kabulü ile yapıların sadece dava konusu taşınmazda bulunan kısımlarına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanan 2018 yılı yapı yaklaşık birim maliyet cetveli esas alınıp, yıpranma oranları mahsup edilerek değer biçilmesi gerekirken, 2018 yılı resmî verilerinin ocak ayı değerleri olarak kabul edilmesi suretiyle m² birim fiyatlarının davanın açıldığı aralık ayına endekslenerek tespitinin ilk kararı sadece davalı tarafın istinaf ettiği gözetilerek bu husus usulî kazanılmış hak kapsamında değerlendirildiği, tapu alanı dışına inşa edilen yapı unsurlarının asgari levazım değerinin hesaplanması doğru bulunduğu, resen yapılan hesaplama ile belirlenenen kamulaştırma bedeline hükmedilmesi suretiyle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesince gerekçesi açıklanmadan ıspanak yerine lahana ürünü münavebeye dahil edilerek ve dava konusu taşınmaza bitişik 210 ada 3 (eski 623) parsel sayılı taşınmaza ilişkin Dairemizin 2023/15327 Esas, 2023/7946 Karar sayılı kararı ile denetimden geçen dosyasında; ''İlk Derece Mahkemesi kararına esas alınan bilirkişi raporunda uygulanan objektif değer artış oranından gerekçesi açıklanmadan düşük oranda objektif değer artış oranı uygulanması'' bozma nedeni yapıldığı dikkate alınarak İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 2022/2540 Esas, 2022/2765 Karar sayılı dosyası getirtilerek ve o dosyada belirlenen objektif değer artışı oranından ayrılma nedenleri açıklanarak objektif artış oranı belirlenmesi doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz bedelinin yüksek belirlendiğini, uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranının gerçeği yansıtmadığını, kamulaştırma bedelinin nemalarıyla ödenmesine karar verildiğinden ayrıca faiz işletilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;dava konus taşınmazın arsa niteliğinde olduğunu, arazi olarak kabulü halinde de münavebeye alınan ürünlerin hatalı olduğunu, uygulanan objektif değer artış oranının daha yüksek alınması gerektiğini, yargılamanın dört aydan fazla devam etmesi nedeniyle kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması, Bölge Adliye Mahkemesince lehlerine oluşan usulü kazanılmış hak ihlal edilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net gelir esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir. 4. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı vekilinin 22.01.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; faize ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun "Onama kararına" ve "3 No.lu Değerlendirme görüşüne" bu yönüyle (faize ilişkin olarak) katılmıyorum. 25.03.2025