Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/4020 E. 2025/4039 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4020
- Karar No
- 2025/4039
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/425 Esas, 2023/401 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı idare, davalılar ... vd., müdahil Hazine vekilleri ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıyan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davalılar ... vd. vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.03.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve davalılar ... vd. vekili Avukat ... ile müdahil Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, 570 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.09.2020 tarihli ve 2019/321 Esas, 2021/346 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalılar ... vd. ve müdahil Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bozma ilamı gereğince davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmeyerek, davalılardan ölü malik ... mirascıları davalılar ... Aydındgör ve ... ilk kararı temyiz etmedikleri halde davacı idarenin usuli kazanılmış hakkı ihlal edilmek suretiyle bu davalılar yönünden fazla bedele hükmedilmesi, davalılardan ... de vekil ile temsil edildiği halde, karar başlığında vekille temsil edildiğinin gösterilmemesi, fark bedelin davalılara dosyada mevcut tapu kaydı ve veraset ilamları doğrultusunda payları oranında ödenmesine karar verilmesi gerekirken, pay dağıtımının yazılı şekilde hatalı olarak yazılması, Hazinenin müdahale talebi hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmadığı gibi hüküm altına alınan 1.002.089,05 TL fark bedelin davalılara payları oranında ödenmesi için 05.03.2021 tarihinde ilgili bankaya müzekkere yazıldığından işbu bedel yönünden 15.05.2014 tarihinden müzekkere tarihi olan 05.03.2021 tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı il uyulan bozma ilamı gereği inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalılar ... vd., müdahil Hazine vekilleri ve davalılar ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında eksik ve hatalı inceleme yapılarak metrekare birim fiyatının yüksek tespit edildiğini, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve davacı idarece fazla yatırılan bedelin taraflarına iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. 2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı idarece tespit edilen kamulaştırma bedeli süresinde bloke edilmediğinden davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında eksik ve hatalı inceleme sonucunda metrekare birim fiyatının düşük tespit edildiğini, ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. 3. Müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle;davacı idarece tespit edilen kamulaştırma bedeli süresinde bloke edilmediğinden davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ipotek bedelinin güncellenmesi davası henüz kesinleşmediğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. 4. Davalı ... ... temyiz dilekçesinde özetle; kendi payı yönünden faize hükmedilmediğini ve aleyhine karar verilmesinin kendisinin ve ailesinin mağduriyetine sebep olacağını ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen diğer nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa'nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde faiz hükmü kurulması bozmayı gerektirir ise de davacı idare tarafından bu hususta temyize gelinmediği için ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. 4. Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin infazda tereddüt uyandırır şekilde hükümde açıkça yazılı olmaması doğru olmadığı gibi davalılardan ölü malik ...'in mirasçıları davalılar ... ve ... yönünden acele kamulaştırma bedelinin mahsubundan sonra bozmadan önce ilk kararda payları için hükmedilen kamulaştırma fark bedellerinin kararda hatalı yazıldığı, yine ilk kararı temyiz eden davalılar yönünden de acele el koyma dosyası ile ilk kararda hüküm altına alınan fark kamulaştırma bedelinin mahsubundan sonra kalan fark bedelin kararda hatalı yazılması doğru görülmemiştir. 5.Dairemizin bozma kararı ile hüküm ortadan kalktığından davalı ...'ün acele kamulaştırma bedelinin mahsubundan sonra Mahkemenin ilk kararında hükmedilen kamulaştırma fark bedeline dava tarihinden 4 ay sonrasından ilk karar tarihine kadar faiz işletilmesine ilişkin ayrıca hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. 6.Müdahil Hazine lehine tapuda kayıtlı ipotek şerhinin tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken ipotek bedeli yönünden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 7.Müdahil Hazine kendini vekille temsil ettirdiği hâlde, lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi, 8.Davacı idarece bankaya fazla yatırılan bedelin iadesine karar verilmemesi hususları doğru görülmediğinden bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı idare, davalılar ... vd., müdahil Hazine vekilleri ve davalı ... ... 'ün diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davacı idare, davalılar ... vd., asli müdahil Hazine vekilleri ve davalılardan ...'ün temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; a) (1) nolu bendinin tümden hükümden çıkarılması, yerine ''Davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin 2.803.880,45 TL olarak tespitine, ilk kararı temyiz etmeyen ... ve ...'e acele el koyma dosyasında yatırılan bedelin mahsubundan sonra kalan 1920,89 TL'nin ...'e ödenmesine,1920,89TL'nin ...'e ödenmesine, ...'ün payına düşen 1920,89TL ye 15.05.2013 tarihinden ilk karar tarihi olan 28.05.2015 tarihine kadar yasal faiz, kararı temyiz eden diğer davalılara acele el koyma dosyası ile bozmadan önceki ilk kararda ödenmesine karar verilen bedellerin mahsubundan sonra kalan 899.751,49TL fark bedele 15.05.2013 tarihinden 05.03.2021 tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda faiz yürütülerek davalılara ödenmesine '' ibaresinin yazılması, b) (2) nolu bendin tümden hükümden çıkarılması, yerine ''müdahil Hazine lehine tapuda yazılı ipotek şerhinin tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılmasına'' ibaresinin yazılması, c) (8) nolu bendinde yazılı ... isminden sonra ''Hazine '' kelimesinin eklenmesi, d) Hükme ayrı bir bent olarak "Davacı idarece davalılardan ... ve ... için fazla yatırlan 51.170,11TL' şerden toplam 102.337,56 TL'nin bankadan çekilmemişse işleyen nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine ,bankadan çekilmiş ise çekilmesine kadar işleyen nemaları ile birlikte davalılardan ayrı ayrı 51.170,11 TL'nin ... ve ...'den ayrı ayrı alınarak davacı idareye verilmesine'' cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTEREK ONANMASINA, Davacı idare ve müdahil Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılar ... vd. ile davalı ...'den peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde iadesine, aşağıda yazılı kalan temyize başvurma harcının davalı ...'den alınmasına, 25.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağına dair iştirak ettiğim kabulü nazara alınarak buna karşın, asıl alacağın fer'isi niteliğindeki faiz alacağına ilişkin olarak davalı tarafın açıkça, dava tarihinde itibaren "yasal faiz"in dışında bir "faiz" uygulamasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de bulunmadığından, sonucu itibarıyla katıldığım, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen düzelterek onama kararının, "Değerlendirme" bölümünün 3 No.lu bendinde yazılı olan ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.04.2023 tarihli, 2022/83 Esas-2023/69 Karar sayılı iptal kararına aykırı kabulün gerekçesine açıkladığım sebeplerle katılmıyorum. 25.03.2025