Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13190 E. 2025/7788 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13190
Karar No
2025/7788
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1516 Esas, 2024/1496 Karar DAVA TARİHİ : 19.06.2018 KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 2567 parsel (yeni 72 11... parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kök 380 parsel sayılı taşınmazın kısmen kamulaştırılması nedeniyle ifraz edilerek 2567 parsel numarasını aldığını, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmının yüzölçümü, geometrik şekli dikkate alındığında değer kaybettiğini, kamulaştırma bedelinin hesabında bu hususun dikkate alınması gerektiğini, taşınmazın arsa vasfında olduğunu, davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olup taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını savunarak taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile tespit olunan kamulaştırma bedelinin acele el koyma tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

2. Diğer davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli ve 2022/255 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelden, acele kamulaştırma bedelinin mahsup edilmesi suretiyle istinafın kaldırma kararı sonrası tespit ve depo edilen bakiye fark kamulaştırma bedeline 19.10.2018 tarihinden karar tarihi olan 28.03.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilerek davalılara tapudaki ve veraset ilamındaki payları oranında derhal ödenmesine, tescil hususunda yeniden hüküm tesis edilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2023 tarihli ve 2023/1361 Esas, 2023/1695 Karar sayılı kararıyla arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre belirlenen kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı; ancak İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli kararı davalı ... mirasçıları tarafından istinaf edilmediğinden işbu davalılar yönünden verilen kararın kesin olduğu, aynı zamanda davacı idare lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu, bu durumda kaldırma kararı sonrası hesaplamanın davalı ... yönünden yapılması gerektiği gerekçesiyle, davacı idare vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek davalı ... yönünden yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... mirasçıları yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen 03.12.2019 tarihli karar kesin olduğundan yeniden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2023 tarihli ve 2023/1361 Esas, 2023/1695 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 6 ncı alt bendi uyarınca verilen kaldırma ve gönderme kararı ile ortadan kalkan İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli kararına atıf yapılmak suretiyle, işbu kararın davalı ... mirasçıları tarafından istinaf edilmeyip onlar yönünden kesinleştiğinden bahisle, infazda tereddüt oluşturacak şekilde, davalı ... mirasçıları ve tescil yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelden acele el koyma bedelinin mahsup edilmesi suretiyle tespit edilen fark kamulaştırma bedelinin; İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile hüküm altına alınan kısmına davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 20.10.2018 tarihinden ilk karar tarihi olan 03.12.2019 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalılara tapudaki ve veraset ilamındaki payları oranında derhal ödenmesine; son karar ile davalı ... için belirlenen kısmına ise 20.10.2018 tarihinden son karar tarihi olan 28.03.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte derhal davalı ...'ye ödenmesine, fazladan depo edilen bedelin davacı idareye iadesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare lehine tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olup kapitalizasyon faiz oranının % 5 olarak uygulanması gerektiğini, uygulanan objektif değer artış oranının çok yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki faize ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği gözetilerek karar verilmesi gerektiğini, tespit edilen kamulaştırma bedeline işletilen yasal faizin yüksek enflasyon karşısında davalının zararını karşılamaya yetmediğini, dava konusu taşınmazın kök 380 parsel sayılı taşınmazın ifrazıyla oluştuğunu, kamulaştırmadan arta kalan kısmın değer kaybına uğradığını, kamulaştırma bedeli hesaplanırken bu hususun dikkate alınması gerektiğini, dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, aksinin kabulü halinde net gelir metoduna göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, ürün verim miktarının düşük, üretim masraflarının ise yüksek alınmasının doğru olmadığını, kapitalizasyon faizinin % 3 oranında uygulanması gerektiğini, % 90 oranında uygulanan objektif değer artış oranının çok düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

3. Dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmının yüzölçümü, geometrik şekli ve kullanım durumu dikkate alındığında değer azalışı uygulanmaması yerindedir.

4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit olunan kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı idare vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

6. İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile üçer aylık vadeli hesaba bloke edilen 33.587,10 TL fark kamulaştırma bedelinin davalı tarafa ödenmesine 31.03.2021 tarihli müzekkere ile karar verildiğinden, işbu bedele 31.03.2021 tarihine kadar faiz işletilmesine karar verilmemesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının; (4) numaralı bendinin çıkarılması, yerine " İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı ile tespit edilen 33.587,10 TL fark kamulaştırma bedelinden, davalı ...'ye ödenmesine karar verilen 17.593,23TL'ye davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 20.10.2018 tarihinden derhal ödeme kararı verilen 31.03.2021 tarihine kadar, davalı ... ... mirasçılarına ödenmesine karar verilen 15.993,85 TL'ye 20.10.2018 tarihinden 03.12.2019 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine; davalı ... için son karar ile belirlenen 18.377,60 TL fark kamulaştırma bedeline ise 20.10.2018 tarihinden son karar tarihi olan 28.03.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalı ...'den peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13190, K. 2025/7788, T. 20.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-13190-e-2025-7788-k-d750bc90c928