Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12647 E. 2025/8854 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12647
- Karar No
- 2025/8854
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1724 Esas, 2024/1413 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., ... Mahallesi 1103 (yeni 257 ada 52 parsel) ve 1181 parsel (yeni 258 ada 15 parsel) sayılı taşınmazları tapu kaydına güvenerek satın aldığını, 2016 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında yüzölçümlerinin düzeltildiğini, uygulama kadastrosunun iptali isteğiyle açtıkları davanın ... Kadastro Mahkemesinin 2019/22 Esas, 2020/28 Karar sayılı kararında kısmen kabul edildiğini, uygulama kadastrosuyla taşınmazların yüzölçümlerinde azalma ve zararın oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutup 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Hazineden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu talebin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, her türlü zaman aşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki tazminat şartlarının oluşmadığını, tazminat davasının sebepsiz zenginleşmeye sebep olamayacağından bahisle davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, belirlenecek tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açılamayacağını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, taşınmazın yüzölçümündeki azalmayı davacının bilmemesinin mümkün olmadığını, taşınmazın zemindeki sınırlarında değişiklik bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki koşulların oluşmadığını, tazminatın taşınmazın değerine göre değil tapuda belirtilen satış değeri üzerinden hesaplanması gerektiğini, taşınmazın değerinin yüksek tespit edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda 1950 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit ve tescile tabi tutulan taşınmazın, yüzölçümünün 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulaması sırasında sonrasında ise hükmen tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosu sırasında tespit edilen sınırların düzeltilmesi sonucu oluşan zararın da kadastro işlemlerinden kaynaklandığı, taşınmazların yüzölçümlerindeki eksilme sebebiyle oluşan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında tazmininin gerektiği ve bilirkişi raporunda tespit edilen metrekare birim fiyatının uygun olduğu gerekçesiyle davalı Hazinenin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.