Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10899 E. 2025/7049 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10899
- Karar No
- 2025/7049
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2316 Esas, 2024/1721 Karar DAVA TARİHİ : 05.07.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/547 Esas, 2022/506 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., Mahallesi .... ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında pazar alanı olarak planlandığını, fiili el atma olgusunun gerçekleştiğini belirterek davacı payı karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; 7241 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek 4 üncü Madde uyarınca harcın maktu alınması gerektiğini, dava konusu taşınmaza ilişkin parselasyon planlarının iptal edildiğini ve taşınmazın plansız alanda kaldığını, parselasyon planının iptali ile yeni planlamaya gidileceğinden bu durumun bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının hukuki yararının olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı, bedelin yüksek olduğunu, faizin ıslah tarihinden itibaren alınması gerektiğini, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara ili, ..., ... Mahallesi, 51304 ada 1 parsel numaralı taşınmazın 13.03.2013 tarihli ve 429 sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Pazar Alanı “olarak ayrıldığı, bu plan doğrultusunda hazırlanan ve onaylanarak kesinleşen ... nolu parselasyon planının Ankara 13. İdare Mahkemesinin 06.06.2016 tarihli ve 2015/761 Esas sayılı kararı ile iptal edildiği, iptal üzerine yeniden yapılan ..../1 nolu parselasyon planının da Ankara 1. İdare Mahkemesinin 2018/1205 Esas, 2020/2410 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, mevcut zemin durumu itibarıyla dava konusu parselin üzerinde davalı kurum tarafından yapılmış herhangi bir yapı ve tesisin olmadığı, boş arsa görünümünde olduğu, bu yönüyle fiili olarak el atılmadığı anlaşılmış, davalı idare tarafından parselasyon planlarının iptali nedeniyle taşınmazın plansız alanda kaldığı beyan edilmiş ise de dava konusu taşınmazın pazar alanı olarak ayrılmasına ilişkin 1/1000 ölçekli imar planının ayakta olduğu, iş bu planın iptali için açılmış bir dava bulunmadığı, iptal kararlarının parselasyon planlarına ilişkin olduğu dikkate alındığında bu savunmaya itibar edilmediği gibi, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevli olduğundan görev yönününden yapılan itirazlarda yerinde görülmemiştir. Bu nedenle, dava konusu parselin üzerinde davalı kurum tarafından herhangi bir yapı tesisin olmadığı fiili olarak el atılmadığı tespit edilmiş ise de süre gelen imar planları ve iptal kararları ile davacının taşınmazdaki tasarrufunun kısıtlandığı, bu haliyle hukuki el atmanın mevcut olduğu ve kamulaştırmasız el atma olgusunun oluştuğu anlaşılmış olup, taşınmazın arsa niteliğinde kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline, davacı payının tapusunun iptali ile davalı idare adına tapuya tesciline dair kararda, taşınmazın bulunduğu bölgede yakın konumdaki yerlerle ilgili açılan davalarda 50188 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden Eylül 2017 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 410 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2021/12003 Esas, 2022/4618 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, iş bu bedelin eldeki dava değerlendirme tarihine eskale edilmesi halinde bulunan bedelin taşınmaz için belirlenen metrekare bedelle uyumlu olduğu dikkate alınmış, bu yönüyle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Dava konusu taşınmazın halihazırda yürürlükte bulunan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “pazar alanı” olarak planlanmış olması ve 2942 sayılı Kanun'un Ek madde 1 inci maddesi uyarınca bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 5. Dava konusu taşınmaza hukuken el atıldığı gözetilerek 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası uyarınca maktu harca hükmedilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmektedir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; a) 3 numaralı bendinin tümüyle hükümden çıkartılması, yerine "Alınması gereken 179.90 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 12.462,33TL harçtan mahsubu ile bakiye harcın talep halinde yatırana iadesine" cümlesinin yazılmasına, b) 5 numaralı bendinde yer alan ''12.462,33 TL'' ibaresinin çıkarılarak yerine ''179,90 TL'' ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.