Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10707 E. 2025/8216 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/10707
Karar No
2025/8216
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/1159 Esas, 2024/67 Karar DAVA TARİHİ : 15.02.2021 KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, ..., ... 1 15... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.11.2021 tarihli ve 2021/219 Esas, 2021/823 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.01.2023 tarihli ve 2022/1766 Esas, 2023/29 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; tespit edilen kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi için davacı idare vekiline verilen süreler içerisinde kamulaştırma bedelinin depo edilmediği, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinden sonra sunulan banka dekontuna göre yargılama devam ederken açılan acele el koyma dosyasında belirlenen ve işbu dosyada belirlenen bedelden daha yüksek olan acele el koyma bedelinin yatırıldığı anlaşıldığından, işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmolunan kamulaştırma bedeline dava tarihinden 4 ay sonrası olan tarihten itibaren karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz işletilecek ise işbu kararın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2022/1766 Esas, 2021/823 Karar sayılı kararı ile kaldırılmış olması karşısında ancak yerel mahkemece verilen ve kaldırma görmüş ilk karar tarihi olan 19.11.2021 tarihine kadar faiz işletileceği, idarece fazla yatırılan bedelin iadesine ve davacı yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, fazla bedele hükmedildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarihten üç yıl geçtiğini, taşınmazın değerinin belirlenenden daha yüksek olduğunu, dava konusu taşınmazın metrekare birim bedelinin 1200 TL olduğunu, ilk kararla davanın reddine karar verildiği hâlde, acele el koyma dosyası ile bedel depo edildiğinden ve bedelden yüksek olduğu anlaşıldığından bozma kararı verilmesi hatalı olduğundan kararın bozulması gerekir.

C. Gerekçe 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yerindedir.

3.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı 01.06.2019 tarihi ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yerindedir.

4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir.

6.Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden faize hükmedilmesi hatalıdır.

7. Mahkemece, idarece fazla yatırılan bedelin davalı tarafından bankadan çekildiği tarihe kadar biriken nemalarıyla birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının

a) (5)numaralı bendinde geçen ''dava'' kelimesinin hükümden çıkartılarak yerine ''16.06.2021'' tarihinin yazılması,

b) Ayrı bir bendi olarak ''acele el koyma dosyasında 36.090.72 TL bloke edildiği anlaşıldığından fazla bloke edilen 5.418,72 TL'nin varsa işlemiş nemaları ile davacı tarafa iadesine'' cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davalıdan alınması gereken 3.033,00 TL temyize başvurma harcından peşin alınan 1.169,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.864,60 TL harcın alınmasına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10707, K. 2025/8216, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-10707-e-2025-8216-k-c62557f458ce