Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10769 E. 2025/8188 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10769
- Karar No
- 2025/8188
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/668 Esas, 2024/23 Karar DAVA TARİHİ : 13.05.2010 KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Osmaniye ili, ....ilçesi,... Mahallesi 6 65... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.07.2013 tarihli ve 2010/216 Esas, 2013/409 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 09.07.2013 tarihli ve 2010/216 Esas, 2013/409 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonucunda; usul ve kanuna uygun kararın onanmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin onama kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile bir kısım davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan karar inceleme sonucunda; Kadirli 1. Kadastro Mahkemesinin 06.01.2012 tarihli ve 1997/28 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararının incelenmesinde dava konusu taşınmazın yargılama sırasında, Kadirli 1. Kadastro Mahkemesinin 1997/28 Esas sayılı dosyasında davalı konumunda bulunduğu, tespite itiraz davasının sonuçlanıp kararın 13.05.2014 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına tespit gördüğü, buna karşılık temyize konu kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili davasında adı geçen kişilerin davaya dahil edilmemiş olduğu anlaşıldığından, 2942 sayılı Kanun'un 4650 sayılı Kanun'la değişik 18 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dava konusu taşınmazın tespit edilen maliklerinin tamamının yöntemince davaya dahili suretiyle taraf teşkili sağlanıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması doğru görülmediğinden sair hususlar incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 25.02.2019 tarihli ve 2016/70 Esas, 2019/57 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 25.02.2019 tarihli ve 2016/70 Esas, 2019/57 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, dava konusu taşınmazda 1/24 pay sahibi olan ...’nın davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanması gerektiği,..., ... , .... dava konusu taşınmazda pay sahibi olmadığı hâlde, davalı olarak gösterilmesi, ilk karar ile tespit edilen kamulaştırma bedeline 14.09.2010 tarihinden ilk karar tarihi olan 09.07.2013 tarihine kadar, ikinci karar ile belirlenen fark kamulaştırma bedeline ise 14.09.2010 tarihinden ikinci karar tarihi olan 25.02.2019 tarihine kadar, yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, tespit edilen kamulaştırma bedelinin tamamına ikinci karar tarihine kadar faiz işletilmesi, tapu kaydında davalılardan ... payı üzerinde bulunan haciz şerhinin bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediği gerekçesiyle sair hususlar incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 22.04.2021 tarihli ve 2019/427 Esas, 2021/282 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 22.04.2021 tarihli ve 2019/427 Esas, 2021/282 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; arsa niteliğindeki taşınmaza değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediği, ancak 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların değerinin, değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan, zaruret olmadıkça yakın bölgelerde bulunan ve değerlendirme tarihine yakın emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınan emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle karşılaştırma yapılmadan tüm emsallerin değerlendirme tarihindeki karşılıklarının ortalaması alınmak suretiyle değer biçildiğinden alınan rapor inandırıcı bulunmadığı, Mahkemece verilen ilk hüküm bozma kararı ile ortadan kalktığı hâlde, bozma sonrası verilen kararda yeniden tescil hükmü kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz bedelinin fahiş belirlendiğini, faiz hükmünün hatalı tesis edildiğini, müvekkil idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıda belirtilen temyiz itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
5. Dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın zaruret olmadıkça yakın bölgelerden, benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın satış tarihli olması ve emsalin özel amaçlı satış olmaması gerekir. Bilirkişi kurulunca somut emsal alınan taşınmaz kamulaştırılma nedeniyle yapılan alım niteliğinde olup özel amaçlıdır. Bu nedenle emsal olarak alınamaz.
6. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
7. Dosyadaki belgelerin incelenmesinde; mahkemece verilen ilk kararın davalı tarafça temyiz edilmediği, bozma sonrasında tespit edilen bedelin yükseldiği, ilk kararda davalı taraf lehine hükmedilen bedelin davacı idare lehine usuli müktesep hak oluşturduğu gözetilmeden bozma sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda tespit edilen bedel üzerinden, davalı taraf için fazla bedele hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
8. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.