Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/320 E. 2026/9676 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/320
- Karar No
- 2026/9676
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/480 Esas, 2025/340 Karar SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin reddi, onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği gözetildiğinde, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma ve temyiz hakkı bulunmadığı diğer yandan 5271 sayılı Kanun'un 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde; "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de; "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-2 50... .01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından re'sen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece re'sen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle düşme hükümlerine karşı sanıklar müdafiilerinin temyizinde hukuki yarar olmadığından, sanıklar müdafiilerinin ve katılan Hazine vekilinin belirtilen hükümlere yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin ihaleye fesat karıştırma suçundan, her iki katılan vekilinin isnat olunan iki suçtan dönüşen görevi kötüye kullanma suçundan kurulan düşme hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: 1) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2) Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğine göre sanığın 26.10.2025 tarihinde hükümden sonra öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında,Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da göz önünde bulundurularak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince adı geçen sanık hakkında açılan kamu davasının ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE 23.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.