Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/1752 E. 2026/5508 K. – İrtikap
Konu: İrtikap
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/1752
- Karar No
- 2026/5508
- Karar Tarihi
- Konu
- İrtikap
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3588 Esas, 2024/3647 Karar SUÇ : İrtikap HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanığın ikna suretiyle irtikap suçundan 1 yıl 3 ay erteli hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2019/563 Esas, 2021/403 sayılı Kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinden sonra anılan karara direnme yetkisi olmayıp, kanunen uyma zorunluluğu bulunan mahkemece bozma kararı doğrultusunda sanığın icbar suretiyle irtikap suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2024 tarihli ve 2023/148 Esas, 2024/296 sayılı Kararına yönelik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 20.11.2024 tarihli ve 2024/3588 Esas, 2024/3647 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine dair hüküm kurulduğu, somut olayda hükmün gerekçe içermemesi ve hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinden birinin bulunmamasına ve Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-(e-f) maddelerinde düzenlenen durumların söz konusu olmamasına rağmen kararın hukuka aykırı olarak bozulup İlk Derece Mahkemesine gönderildiği, bu kararın 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, bu şekilde verilen hükümlerin ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağı keza ceza miktarının sanık aleyhine değiştiği, bu itibarla mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda kurulan yeni hükmün 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyizen incelenmesinin Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanığın ikna suretiyle irtikap suçundan mahkumiyetine dair İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2019/563 Esas, 2021/403 sayılı Kararının sanık müdafii ve katılan ... Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 17.01.2023 tarihli ve 2022/3508 Esas, 2023/123 sayılı Kararı ile "...Yerel mahkeme tarafından sanığın eyleminin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, müştekilerin ıssız bir yerde araç içerisinde, arka koltukta dışarıdan görünmeyecek bir şekilde öpüşmeleri eyleminin TCK'nın 225 ve devamı maddelerindeki herhangi bir suçu oluşturmadığı, ancak sanığın eylemin suç teşkil ettiği, karakola götürüp tutanak tutulacağı, durumun ailelerine intikal ettirileceği yönünde icbar teşkil eden hareketleri sonucu duydukları korku ve endişe altında suça konu parayı sanığa verdikleri, ikna suretiyle irtikap suçunun oluşabilmesi için mağdurun sağladığı çıkarın haksız olduğu bilincinde bulunmaması gerektiği, somut olayda müşteki Tolga'nın haklarında işlem yapılacağı, çekilen resmin gösterileceği, ailelerin durumdan haberdar olacağı korku ve endişesiyle, suça konu menfaati polis memuruna verdiği, müştekinin paranın haksız bir şekilde verildiğinin bilincinde olduğu, ancak yukarıda anlatılan şekilde müştekinin, sanığın davranışları sonucu, hakkında tutanak tutulacağı, adli işlem yapılacağı, ailelerine haber verileceği endişesiyle, o esnada kurtulunması mümkün olmayan manevi cebir altında sanığa menfaat temin etmesi nedeniyle, eylemin TCK'nın 250/1 maddesinde anlatılan icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturmasına rağmen hatalı şekilde TCK'nın 250/2 maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini..." gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e ve 289/1 maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde, 09.07.2024 tarihli ve 2023/148 Esas, 2024/296 sayılı Kararı ile sanığın icbar suretiyle irtikap suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 250/1-4 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3,5. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmuştur. B. İstinaf Sanık müdafiinin ve katılan ... Bakanlığı vekilinin istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 20.11.2024 tarihli ve 2024/3588 Esas, 2024/3647 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Dosya kapsamında bulunan teşhis tutanağı ve ses kayıtlarının sanık ...'nin lehine olduğuna, hükme esas alınan hususlarda çelişki bulunduğuna, sadece şikayetçilerin beyanları esas alınarak ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e,f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.'' Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 23.09.2021 tarihli hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 17.01.2023 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun’un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bozma kararlarına uyularak verilen 09.07.2024 tarihli hüküm ile bu hükme yönelik istinaf incelemesine ilişkin 20.11.2024 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.09.2021 tarihli hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde karar verildi.