Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2024/11613 E. 2026/6766 K. – Görevi Kötüye
Konu: Görevi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/11613
- Karar No
- 2026/6766
- Karar Tarihi
- Konu
- Görevi Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/413 Esas, 2024/674 Karar SUÇ : Görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2023 tarihli ve 2023/297 Esas, 2023/418 sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62... /1. maddesi uyarınca 5 ay erteli hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilmiştir. B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 07.03.2024 tarihli ve 2024/413 Esas, 2024/674 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Kamu görevine iadesi için açtığı davanın görüldüğü sırada katılanın emekliliğe ayrılması sebebiyle davanın konusuz kaldığına, zarar bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, kararın bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın karara karşı kasten istinaf kanun yoluna başvurmadığına, davanın konusuz kalmadığına, iç hukuk yollarını tüketmediğinden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını elde edememesine sebebiyet verdiğine, üst sınırdan cezalandırılmasına, kararın bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere 5271 sayılı Kanun'un 231/6-c maddesinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın dava konusu edilen eylemin, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında isabetli şekilde belirtildiği üzere katılanın mağduriyetine yol açtığı, giderilmesi gereken somut ve maddi bir zararın belirlenmediği gözetilerek, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmasına engel sabıkası ve tutanaklara yansımış olumsuz hali bulunmayan ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulanan, hükmolunan hapis cezası 5237 sayılı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenen sanık hakkında, kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "sanığın katılanın zararını gidermemesi nedeniyle" şeklindeki kabulle de çelişki oluşturacak biçimde yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sınırlı olarak sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden "suçun niteliği, sanığın şahsi ve sosyal durumu" şeklindeki maddede sınırlı olarak yazılı nedenlerin dışına çıkılarak, "işleniş biçimi, failin kastı, amaç ve saiki" şeklindeki soyut tekrarıyla yetinilerek ayrıca sanığın eyleminin katılanın giderilmesi gereken somut ve maddi bir zararına yol açmadığı da nazara alınmadan "meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı" şeklindeki dosya içeriği ile uyumsuz olarak teşdit gerekçeleri kullanılmak suretiyle aynı Kanun'un 61. maddesine muhalefet edilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereği Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde karar verildi.