Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/5415 E. 2026/6832 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/5415
Karar No
2026/6832
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/104 Esas, 2018/94 Karar SUÇLAR : İhaleye fesat karıştırma, rüşvet alma ve rüşvet verme HÜKÜM : Sanıklardan ... hakkında rüşvet alma, ... hakkında rüşvet verme, bu sanıklar ile diğer tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçlarından beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıkların üzerlerine atılı ihaleye fesat karıştırma, rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan ve yargılama aşamasında vekili aracılığıyla duruşmaları takip ederek katılma iradesini ortaya koyan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması, hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. madde hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiş, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılma hakkının bulunmadığı mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin tüm hükümlere, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan hüküm dışındaki diğer tüm hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Tüm dosya kapsamına göre, dava konusu ihaleler nedeniyle ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar oluşmadığı nazara alındığında; sanıklara isnat edilen ihaleye fesat karıştırma eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6459 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesi kapsamında düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturacağı, rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarına ilişkin ise 5237 sayılı Kanun'un 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, eylemin, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması durumunda ise 6352 sayılı Kanun'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunu oluşturacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu suça aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edecekleri nazara alındığında, rüşvet anlaşmasına konu edilen ihaleye fesat karıştırma suçuna ilişkin dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından rüşvet alma ve rüşvet verme suçları ile ilgili olarak sanıkların meşru zeminde bulunduklarının kabulü gerekeceği, buna bağlı olarak kamu görevlisi olan sanık ...'a yüklenen rüşvet alma isnadının suç tarihlerinde yürürlükte olan ve sanık lehine bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama, kamu görevlisi olmayan sanık ...'a yüklenen rüşvet verme eyleminin ise aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme veya yardım etmeyi oluşturacağı, değinilen suçların anılan maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, 27.06.2008 olan son suç tarihi ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/5415, K. 2026/6832, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-5415-e-2026-6832-k-494993424073