Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/1502 E. 2026/6047 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/1502
Karar No
2026/6047
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/342 Esas, 2013/320 Karar SUÇLAR : Zimmet ve resmi belgede sahtecilik (tüm sanıklar hakkında), görevi kötüye kullanma ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (sanıklar ... ve ... hakkında) HÜKÜMLER : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ile resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat, görevi kötüye kullanma suçundan karar verilmesine yer olmadığına, sanık Alaatin Varçın hakkında zimmet suçundan beraat, diğer sanıklar hakkında aynı suçtan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazine ile Çumra Belediye Başkanlığının kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve Hazine vekilinin bu suçtan kurulan beraat ile mahkumiyet hükümlerini, adı geçen belediye vekilinin de aynı suçtan kurulan beraat hükmünü de 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz etmeleri karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle yapılan değişiklik öncesi ve sonrası 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 18/2. maddesi hükmü uyarınca bu suç yönünden başvuru tarihlerinde müdahil sıfatını kazandıkları, diğer taraftan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazinenin görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre katılma hakkı olmadığı, keza görevi kötüye kullanma suçundan verilen karar verilmesine yer olmadığına dair kararların aynı Kanun'un 223/1. maddesi kapsamında belirtilen “Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi” şeklindeki temyiz edilebilir hüküm niteliği de taşımadığı anlaşıldığından, vekilinin bahsi geçen suçlardan verilen hükümler ve kararlara yönelik temyiz talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, Çumra Belediye Başkanlığının sahtecilik suçlarından açılan kamu davalarına katılma ve temyiz hakkının bulunduğu gözetilerek, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan Hazine vekilinin zimmet suçundan kurulan mahkumiyet ve beraat hükümlerine, katılan ... vekilinin beraat hükümlerine, sanık ...'in hakkında, sanıklar .... ve ... müdafiilerinin ise müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Sanıklara isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 10.12.2010 tarihli sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, Sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, ... hakkında da zimmet suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise; Suç tarihlerinde ...'in İçeriçumra belediye başkanı, ...'ın yazı işleri müdürü vekili, ... ve ...'in ise belediye personeli olarak görev yaptıkları, haklarında hileli davranışlarla kiraya verilen hazine arazilerinden elde edilen 1.058.747,75 TL'nin hesaplara intikal ettirilmemesi isnadıyla kamu davası açıldığı, sanıkların aşamalarda mülkiyeti hazineye ait arazilerin kiralanması suretiyle elde edilen gelirlerin belediye hizmetleri için doğrudan veya İçeriçumra Tekstil Anonim Şirketi ve İçeriçumra Tarımsal Kalkınma Kooperatifi vasıtası ile harcandığını savundukları, hükme esas alınan 15.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda da sanıkların belediye harcamalarını gayri resmi olarak takip ettikleri belirtilip sanık ... ve belediye muhasebe yetkilisi sanık ... tarafından onaylanmış olduğu belirtilen harcama listelerinin bir kısmına itibar edilerek zimmet miktarından mahsubunun yapıldığı ancak raporda hangi harcama kaleminin ne suretle ve hangi belge veya muhatap beyanı dikkate alınarak zimmet miktarından düşüldüğünün açıklanmadığı anlaşılmakla, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılabilmesi için öncelikle suç tarihlerinde firma uhdesinde kalan ve harcanmayan miktar varsa tespiti yapılarak varlığı halinde söz konusu paranın niteliği bakımından İçeriçumra Tekstil Anonim Şirketinin ortaklık yapısının da belirlenip sonrasında yasal olarak elde edilmeyen bahsi geçen gelirlerin ne şekilde harcandığının adı geçen firma ve kooperatif kayıtları ile sanıkların harcamaları ve tahsilatları takip ettiği gayri resmi listeler doğrultusunda gerektiğinde tanık beyanlarına da başvurulmak suretiyle belirlenmesi, belediye hizmetleri kapsamında değerlendirilebilecek harcamaların varlığı halinde bu miktarlara ilişkin uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olacağı, sanıkların uhdelerinde para kaldığının tespiti halinde ise 5237 sayılı Kanun’un 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "Kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi" gerektiği gözetilerek, belediye tarafından kiralanamayacağı için belediye geliri olarak kabul edilmesi de mümkün olmayan hazine arazilerinden elde edilen kira gelirleri yönünden yasal tevdi unsurunun bulunmadığı ve sanıkların bu paralar üzerinde koruma ve gözetim sorumluluğunun da olmadığı nazara alınıp, belediye görevlileri ile belediye tüzel kişiliği arasındaki ilişkiye göre eylemlerin aynı Kanun'un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı düşünülerek, bu doğrultuda belediye hizmetlerine harcanamayan ve sanıkların elde ettiği menfaat olarak değerlendirilebilecek miktarların var olup olmadığının tespiti ile varlığı halinde her bir sanık yönünden ayrı ayrı belirlenmesi amacıyla savunmaları ve önceki raporları da irdeleyen yeni bir rapor alınması, Sanıklar Şaban, Rafet, Kasım ve Ethem'e isnat edilen belde halkından Hikmet Durmaz lehine keşide edilen çeklerin, sahte ciro ile tahsil edilerek 17.300,00 TL'nin zimmete geçirilmesi eylemi yönünden; sanıkların aşamalarda belediye adına Hikmet Durmaz isimli şahıstan çam ağacı satın aldıklarını ve borcunu ödediklerini ancak ... isimli üreticiden aynı hususta yeni bir alım yaptıklarını ve bu şahsa ödemeyi Hikmet Durmaz adına düzenlendikleri harcama belgeleriyle gerçekleştirdiklerini beyan etmeleri karşısında, belgesiz alımların sebeplerinin sanıklara sorulması, Ramazan'ın tahsilatlara dair çelişkili beyanları da göz önüne alınarak belediyenin gerçek alım yapıp yapmadığının gerektiğinde tanık beyanlarına da başvurulmak suretiyle araştırılması, Sanıklardan Kasım'a isnat edilen otobüs bileti gelirlerini ve belediye arazilerinin ekiminden elde edilen ürünlerin satış gelirlerini zimmetine geçirmesi isnatları bakımından; hükme esas alınan raporda yukarıda belirtildiği gibi somut ve gerekçeli tespitlere yer verilmemesi, yine sanığın pazar yeri işgaliye gelirlerini zimmete geçirmesi isnadı bakımından bir dönem pazar yeri fişi kalmaması nedeniyle otobüs ve kantar fişi verilerek tahsilat yapıldığını savunması, bu eyleme ilişkin tanık olarak dinlenen ...'ın suç tarihleri ile uyumlu olmasa da tahsilatlarda pazar yeri fişi yerine otobüs bileti fişi verildiğini hatırladığını beyan etmesi karşısında, bahsi geçen gelirlerin ne şekilde harcandığının harcama ve tahsilatların takip edildiği gayri resmi listeler doğrultusunda gerektiğinde tanık beyanlarına da başvurularak tespit edilmesi, pazar yeri fişi yerine otobüs bileti fişi verilmesi hususunda sanık savunmasının suç tarihleri itibarıyla bilgi sahibi olabilecek kişilerin de tespiti ve dinlenmesi suretiyle doğruluğunun irdelenmesi sonrasında hasıl olacak sonuçlara göre sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerekirken, sanık ...'a isnat edilen minibüs biletlerine ilişkin gelirlerin belirlenen yasal sürenin üzerinde belediye hesaplarına intikal ettirilmeden kullanıldığı iddiasına ilişkin gerekçeli kararda olumlu veya olumsuz bir tespite de yer verilmeden eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre de; Sanıklar hakkında temel ceza belirlenirken ve zincirleme suç hükümleri uygulanırken orantılılık ilkesi ile sanıkların kastlarının yoğunluğu, suçu sürdürmedeki ısrarları, işledikleri zimmet ve sahtecilik eylemlerinin sayısı, devam ettiği süre ve zimmete geçirilen miktarlar ayrı ayrı göz önünde bulundurulup 5237 sayılı Kanun'un 3 ve 61. maddeleri gereğince hükmolunacak cezaların bireyselleştirilmesi gerektiği dikkate alınmadan zimmet miktarları, suç tarihleri ve hukuki konumları farklı olan sanıklar hakkında aynı cezalara hükmedilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 212. maddesindeki hüküm nedeniyle aynı Kanun'un 247. maddesinin 2. fıkrasında bileşik suç olarak düzenlenen nitelikli zimmet suçunun işlenmesi sırasında sahte evrak düzenlenmiş olduğunun kabul edilmesi nedeniyle ayrıca bu suçtan hüküm kurulması gerektiği, bileşik suç hükümlerinin uygulanabileceği bu hâle dair sahtecilik suçuna ilişkin olarak özel gerçek içtima kuralına yer verildiği gözetilmeden, hükmün gerekçesinde "...bu suçun işlenebilmesi için düzenlenen belgelerin bu suçun işlenmesine hizmet eder nitelikte olduğu, ayrıca resmi evrakta sahtecilik suçunun unsurlarının bulunmadığı.." belirtilerek sahtecilik suçundan beraat hükümleri kurulması, 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir" şeklinde yer alan düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianame veya iddianame yerine geçen görevsizlik kararında gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, bu itibarla sanıklardan ....ve ... hakkında "minibüs ve otobüs bileti geliri, pazar yeri işgaliye geliri ve belediye arazilerinde elde edilen ürünlerin satışından elde edilen gelirlerin zimmete geçirilmesi" ile ilgili açılmış bir dava bulunmamasına rağmen iddianın dışına çıkılarak söz konusu eylemler yönünden anılan sanıklar hakkında da hüküm kurulmak suretiyle aynı Kanun'un 225/1. maddesine aykırı davranılması, Kamu görevlisi olan sanıklar .... ve ...'ın görevleri sırasında sahte belgeler düzenlediklerinin iddia edilmesi ve iddianamede 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesi uyarınca cezalandırılmalarının istenmesi karşısında, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden soruşturma izni alındıktan sonra kamu davası açılması gerektiği, dosyada izin alındığına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı gözetilip durma kararı verilerek, yetkili merciden soruşturma izni talep edildikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması yerine bu hususun yargılama şartı olduğu gözetilmeden genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde beraat kararları verilmesi, Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin, sanık ...'in ve sanıklar .... ve ...müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/1502, K. 2026/6047, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-1502-e-2026-6047-k-895d601a604e