Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2012/10212 E. 2013/5394 K. – Zimmet, Zimmete
Konu: Zimmet, Zimmete Sebebiyet Verme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/10212
- Karar No
- 2013/5394
- Karar Tarihi
- Konu
- Zimmet, Zimmete Sebebiyet Verme
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet, zimmete sebebiyet verme HÜKÜM : Sanık ...'in zimmet suçundan mahkümiyetine, diğer sanıkların atılı suçlardan beraetlerine
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin 06/08/2012 havale tarihli dilekçe ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasanın 18 ve CMK'nın 237/2. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak Hazinenin kamu davasına katılan olarak kabulüne, karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanık ... hakkında zimmete sebebiyet vermek suçundan verilen beraet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde; Bu sanıkla ilgili olarak zimmete sebebiyet vermek suçundan kamu davası açılmasına rağmen, zimmet suçundan beraetine karar verilmesi, sonuca etkili görülmemiştir. Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık hakkında verilen beraet hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen beraet hükümleri ile sanık ... hakkında verilen mahkümiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde ise; Eylemlerin icmal bordrolarının gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ve tahsilat makbuzlarının gerçeğe aykırı olarak iptal edilip imzalanması suretiyle gerçekleştirildiğinin iddia edilmesi karşısında; TCK'nın 212. maddesi de gözetilerek, sanıklar hakkında zamanaşımı süresi içinde sahtecilik suçundan mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüştür. Usulsüz iptal işlemine konu tahsilat makbuzlarında atılı imzaların sanıklardan hangisine ait olduğu konusunda inceleme yapılarak rapor alınmadan, bu konuda bir değerlendirme içermeyen bilirkişi raporuna ve sanık savunmalarına itibar edilerek, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle, eylemlerin tümünün sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin kabulü ile diğer sanıkların beraetlerine karar verilmesi, ... Belediyesinde tahsildar olarak görev yapan sanık ...'in suç tarihleri arasında su tahsilatında kullanılan bilgisayar programı üzerinden kendisine ve diğer sanıklara ait şifreleri kullanarak bir kısım abonelerden tahsil ettiği su bedellerine ilişkin makbuzları iptal ettikten ve bilgisayar programına müdahale ederek iptal ettiği makbuz numarası üzerinden aynı ya da farklı bir abone adına daha düşük bedelli başka bir tahsilat makbuzu düzenleyip, iptal ettiği tahsilata ilişkin tahakkuk eden borcu da programdan sıfırlayarak aboneye borç bildiriminin önüne geçtikten sonra, düşük bedelli makbuzu icmal bordrosuna eklemek suretiyle arada oluşan farkı mal edinmesi şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eylemlerinde, tahsilat işlemlerinde kullanılan bilgisayar programının normal şartlarda iptal edilen makbuzdan sonra aynı makbuz numarasıyla farklı bir makbuz düzenlenmesine izin vermemesine rağmen bilgisayar programına müdahale etmek suretiyle bir şekilde bunu sağlayarak ve abonelerin tahakkuklarını sıfırlayarak bilgisayar sistemi üzerinde usulsüz işlemler tesis etmek suretiyle ortaya çıkmasını engellemeye yönelik hileli davranışlara bağlı olarak zincirleme nitelikli zimmet suçunun oluştuğu gözetilmeden sadece basit zimmetten yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda sanığın zimmetine geçirdiği miktarın iki ayrı kalemde 155.833.839.921 TL ve 2.221.833.256 TL olarak belirlenmesine rağmen hükmün gerekçesinde zimmet miktarının hatalı şekilde sadece 2.221.833.256 TL olarak kabulü, Sanığın uzunca bir süre içerisinde çok sayıda usulsüz işlemle eylemini gerçekleştirmiş olması ve zimmetine geçirdiği paranın miktarının fazlalığı karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasındaki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, suç sayısı, suçların ağırlığı, sanığın kişiliği ve suçu sürdürmedeki ısrarlı tutumu gözönüne alınarak temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerekirken, 5237 sayılı TCK'nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde takdirde hataya düşülerek alt sınırdan belirlenmesi, Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla işlemesine rağmen TCK'nın 43/1. maddesi gereğince cezasında artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması, Sanığın hapis cezası ile mahkümiyetinin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesi gereğince 53/1. maddesi uyarınca hangi haklardan yoksun bırakılmaya hükmedildiğinin ve hak yoksunluklarının sürelerinin hükümde gösterilmemesi ve altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan yoksun bırakmaya karar verilmesi, Kanuna aykırı, katılan Hazine vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.