Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/11805 E. 2026/1136 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11805
- Karar No
- 2026/1136
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/32 D.İş, 2024/30 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2024/İHK-938 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2023-419619
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 26.12.2020 tarihli trafik kazasında yaya konumunda bulunan davacının yaralanarak malul kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 14.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 15.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 06.11.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 398.780,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 11.220,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 5.260,50 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 415.260,50 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava şartı noksanlığı nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, davacının sunduğu maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kusur durumunun tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 415.260,50 TL'nin 11.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava şartı noksanlığı nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, aktüer bilirkişi hesabında %1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 26.12.2020 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından aynı kazaya ilişkin Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/151 Esas sayılı dosyasında davalı sigorta şirketi ile dava dışı aracın sürücüsü ve işleteni aleyhine maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin dava açıldığı, mahkemece, davanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin on dördüncü fıkrasında "Mahkemeye ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar ile ilgili olarak Komisyona başvuru yapılamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Somut olayda, aynı olaya ilişkin davacı tarafından Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/151 Esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığı dikkate alındığında mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak komisyona başvuru yapılamayacağı gözetilerek, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin on dördüncü fıkrası gereğince, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İtiraz Hakem Heyeti kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma ilamının neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıdaki (1) numaralı bette açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıdaki (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'nin karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun, davacı tarafından daha önce genel mahkemede açılan davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca "açılmamış sayılmasına" karar verilmiş olmasına rağmen, uyuşmazlığın mahkemeye intikal ettiği ve bu nedenle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/14. maddesi uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapılamayacağı gerekçesiyle yerel heyet kararını bozma yönündeki kararına aşağıda açıklanan nedenlerle katılmıyoruz. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca süresi içinde yenilenmeyen veya takipsiz bırakılan davalar hakkında verilen "davanın açılmamış sayılması" kararı, usule ilişkin nihai bir karardır. Bu karar ile dava konusu uyuşmazlık hakkında mahkemece işin esasına girilerek maddi anlamda kesin hüküm teşkil edecek bir yargılama yapılmamış; dava hiç açılmamış gibi hukuki sonuç doğurmuştur. Davanın açılmamış sayılmasıyla, davanın açılmasıyla meydana gelen hem maddi hukuk hem de usul hukuku sonuçları ortadan kalkar (zamanaşımının kesilmesi, hak düşürücü sürenin işlemesi vb. istisnalar hariç geçmişe etkili olarak yok olur). Maddi hukuk ve usul hukuku açısından hiç açılmamış sayılan bir davanın, "mahkemeye intikal etmiş bir uyuşmazlık" olarak kabul edilmesi hukukun temel ilkeleriyle ve mantık kurallarıyla çelişmektedir. 2. 5684 sayılı sigortacılık kanunun 30.cu maddesinin 14 fıkrasındaki düzenlemenin amacı,Aynı uyuşmazlığın eş zamanlı (derdest) olarak hem mahkemede hem de Tahkim Komisyonu'nda görülmesini engellemek, Aynı konuda mükerrer yargılama yapılmasının ve birbiriyle çelişen kararlar çıkmasının önüne geçmektir. Somut olayda, Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/151 Esas sayılı dosyasında verilmiş bir "açılmamış sayılma" kararı mevcut olup, Komisyona başvuru yapıldığı tarihte mahkemede derdest (görülmekte olan) bir dava bulunmamaktadır. Dolayısıyla, ortada mükerrer yargılama riski ya da çelişik karar çıkma ihtimali kalmamıştır. Kanunun amacı, hak arama hürriyetini kısıtlamak değil, yargılama usullerini düzenlemektir. 3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan "Hak Arama Hürriyeti ve Adil Yargılanma Hakkı" ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen "Mahkemeye Erişim Hakkı", kişilerin hukuki uyuşmazlıklarını yetkili merciler önüne taşıyabilmesini güvence altına alır. Genel mahkemede usuli bir eksiklik (takipsizlik) nedeniyle esası incelenmeden son bulan ve "açılmamış sayılan" bir davanın, davacının alternatif bir yargı yolu olan Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmasına mutlak bir engel olarak kabul edilmesi, hak arama hürriyetinin özünü zedeleyen aşırı şekilci bir yorumdur. Esası incelenmemiş bir uyuşmazlıkta davacının hak arama yolu tamamen kapatılmamalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; genel mahkemede açılan davanın HMK m. 150 uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması karşısında, uyuşmazlığın artık mahkemeye intikal etmiş bir uyuşmazlık olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapılmasında yasal bir engel bulunmadığı anlaşıldığından, İtiraz Hakem Heyeti kararının esastan incelenmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.