Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/863 E. 2024/2388 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/863
- Karar No
- 2024/2388
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/428 E., 2023/497 K. DAVA TARİHİ : 27.05.2015 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.02.2015 tarihinde aşırı kar yağışı nedeniyle işyerinin çatısında çökme meydana geldiğini belirterek işyeri sigorta poliçesi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 110.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2021 tarihli ve2020/683 Esas 2021/270 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli ve 2021/923 Esas, 2021/12499 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 18.10.2022 tarihli 2021/22160 esas 2022/12499 karar sayılı ilamıyla; ''6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesi (6762 sayılı TTK'nun 1290. maddesi) ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, "sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir. Sözleşmenin her iki tarafı da sözleşmenin diğer yanının hak ve menfaatlerini gözetip korumak ve bu konuda her türlü önleyici tedbiri almak zorundadır. Sigortacı, sigorta teminatında yer alan zararı iyiniyetli biçimde tam olarak karşılamakla yükümlü olduğu gibi, sigortalı da rizikonun gerçekleşmemesi ve gerçekleştiğinde ise sigortacının zarar giderim yükünü hafifletecek her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Bu anlamda; sigortacının, sigorta teminatı verilen rizikolar yönünden gerekli incelemeleri yapıp poliçe tanzim etme konusunda basiretli davranması gerekmektedir. Dosya kapsamında; davacı sigortalı ile davalı ... arasında sigorta sözleşmesi yapılırken sigorta ettiren davacının beyan yükümlülüğüne aykırı davranmadığı, çatının sigorta şirketince mevcut haliyle sigortalandığı, sonradan rizikoyu arttırır şekilde çatı üzerinde değişiklikler yapılmadığı, salt çatının yeterli eğimde olmaması ve çatının kar yükünü taşıyabilecek çapraz bağlantı elemanlarının bulunmaması çatıyı mevcut haliyle sigortalayan sigorta şirketini sorumluluktan kurtarmayacaktır. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (TBK. md. 52) düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi, belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Somut olayda, dosya kapsamında düzenlenen raporlarda yağan kar sonucu çöken çatının mimari projesinin olmadığı ve çelik yapıya ait statik hesabın bulunmadığı belirtildiğinden ve çatının çökme nedeninin çatının eğiminin yeterli olmaması ve çatının kar yükünü taşıyabilecek çapraz bağlantı elemanlarının bulunmaması olduğu anlaşıldığından sigortalının zararın artmasına neden olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkemece, sigortalının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediği karar yerinde tartışılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerekçeli ve denetime elverişli olan 05.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarı esas alınarak ve %20 müterafık kusur indirimi yapıldığı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince müterafık kusur sebebiyle yapılan indirimlerden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 88.000,00 TL' nin temerrüt tarihi olan 21.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında düzenlenen raporlarda yağan kar sonucu çöken çatının mimari projesinin olmadığı ve çelik yapıya ait statik hesabın bulunmadığı belirtildiğinden ve çatının çökme nedeninin çatının eğiminin yeterli olmaması ve çatının kar yükünü taşıyabilecek çapraz bağlantı elemanlarının bulunmaması olduğu anlaşıldığından sigortalının zararın artmasına neden olduğu gözetilerek hükmedilen tazminattan takdiren %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerektiği yönünde tamamen farazi değerlendirmeler yapılarak tazminat tutarından %20 müterafik kusur tenzili ile hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm kusurun sigortalının kendisinde olduğunu, raporlarda bu hususun tespit edildiğini, %20 oranında yapılan kusur indirimin az olduğunu, talebin teminat dışında olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, reddedilen tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, aynı Kanun'un 373 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1409 uncu maddesi, taraflar arasında düzenlenen işyeri sigorta poliçesi Genel ve Özel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan %20 oranında indirim yapılmış ve maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı taraftan kaynaklanan zararı ağırlaştırıcı durum nedeniyle davanın kısmen reddine karar verildiğinden müterafik kusur indiriminden dolayı davalı yararına reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükme 9 uncu bent olarak ''Davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine'' cümlesinin eklenmesine ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 04.03.2024 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY 6098 sayılı Türk borçlar Kanunu'nun 51 ve 52 nci maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet indirimi ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyecek olması nedeniyle "Değerlendirme" bölümünün (2) numaralı bendindeki sayın çoğunluğun düzelterek onama yönündeki gerekçesine katılmıyoruz.