Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2775 E. 2024/5372 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2775
Karar No
2024/5372
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/324 Değişik İş, 2022/327 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-315 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü / İtirazın Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : 2018/3822 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilinin temyiz başvurusu sonucunda, Dairece İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.10.2013 tarihinde müvekkilinin yaya olarak yürürken, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalanan minibüsün çarpmasına bağlı yaralandığını ve malul kaldığını, davalı tarafından 01.06.2017 tarihinde ödenen tazminatın zararı karşılamaktan uzak olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sürekli iş göremezlik yönünden 5.000,00 TL bakiye maddi tazminatın temerrüt tarihinden yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah ile talebini 96.675,00 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olmadığını, geçici ruhsal hastalıkların sürekli maluliyet olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davalı tarafından davacıya ödeme yapıldığını, bu nedenle davacının bakiye alacak hakkının olmadığını, rücuya esas bir ödeme olup olmadığının tespiti gerektiğini, kusur durumunun bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi gerektiğini, hesaplamada öncelikle ödeme tarihindeki verilerin esas alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından sunulan 11.11.2016 tarihli maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, davacıda %17 oranında sürekli iş göremezlik bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 96.675,00 TL maddi tazminatın 10.07.2017 tarihinden yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak başvuru sahibine verilmesine karar vermiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin 19.03.2018 tarihli 2018/İHK-2018 sayılı kararı ile; davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 10.11.2021 tarihli 2021/6210 esas ve 2021/8648 karar sayılı kararı ile; "...Somut olayda davacı vekilince dosyaya sunulan Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Bilirkişi Kurulu'nun 11/11/2016 tarihli raporunda; davacının fibula kırığı ve travma sonrası stres bozukluğuna bağlı 11.10.2008 tarihli çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği ekindeki cetvel ve olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı % 17 olarak hesaplanmış, hakem heyetince bu rapor hükme esas alınarak talebin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili ise kaza ile davacının psikolojik rahatsızlığı arasında illiyet bağı olmadığını savunmaktadır. Davacının maluliyetin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun, yani haksız fiil ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğunun da belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Bu nedenlerle bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına getirtildikten sonra muayenesi de yapılarak, davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile maluliyet oranı % 60’ın altında olduğundan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği cetveline göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen psikolojik rahatsızlıkların kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği ve maluliyet oranı tespit edilerek sonucuna göre davalı lehine oluşan kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçeleriyle bozulmasına, davalının diğer temyiz itirazlarının bozma nedenine göre incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak alınan 14.03.2022 tarihli raporun usul ve yasaya uygun olduğu, raporun davacının psikiyatri uzmanları tarafından bizzat muayene edilerek ve ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından imzalanarak düzenlendiği, raporun muayene notu ile değerlendirme ve sonuç bölümünde, davacının 30.10.2013 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu oluşan travma sonrası stres bozukluğu yaralanmasına bağlı maluliyetin tespit edildiği, kaza sonucu oluşan maluliyet ile illiyet bağının kurulduğu, davacıda toplam %52 oranında sürekli engel halinin olduğunun belirlendiği, ancak ilk kararı temyiz eden davalı tarafın sıfatı gözetilerek önceki maluliyet oranının kabulü gerektiği gerekçesiyle davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hakemce alınan sağlık raporlarının usul ve yasaya uygun olmadığını, çelişkiyi giderir nitelikte raporun Adli Tıp Kurumu'ndan alınması gerektiğini, raporda maluliyet ile kaza arasında uygun illiyet bağının kurulamadığını, davacının kullandığı ilaçların olay tarihinden önce olduğunu, davalı tarafından sunulan medikal firma raporu ile oluşan çelişkinin giderilmesi gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin nisbi ücretin beşte biri oranında olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın 30.10.2013 tarihinde davacı yayaya çarpması sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Dava, trafik kazası sonucu cismani zarardan kaynaklanan bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. HMK'nın 297 nci maddesinin 2 nci fıkrası "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. " hükmünü haizdir. Dosya kapsamından, Dairece kararının bozulmasından sonra İtiraz Hakem Heyetince, bozma ilamına uyularak alınan 14.03.2022 tarihli raporun usul ve yasaya uygun olduğu, raporda kaza sonucu oluşan maluliyet ile illiyet bağının kurulduğu, davacıda toplam %52 oranında sürekli engel halinin olduğunun belirlendiği, ancak ilk kararı temyiz eden davalı tarafın sıfatı gözetilerek önceki maluliyet oranı olan %17'nin kabulü gerektiği gerekçesiyle davalının itirazının reddine karar verildiği anlaşılmakla; bozma ilamı sonrası itirazlar değerlendirilerek sonucuna göre yeniden hüküm kurulması gerekirken yukarıda açıklanan hükme aykırı olacak şekilde yeniden hüküm tesis etmeden, davalının itirazının reddine karar verilmekle yetinilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2775, K. 2024/5372, T. 28.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-2775-e-2024-5372-k-74980f707b20