Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2171 E. 2026/3601 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2171
- Karar No
- 2026/3601
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1273 E., 2023/1916 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 18.01.2020 tarihinde trafik ekipleri tarafından durdurularak alkol taraması yapıldığını ve kendisinde 1,31 promil alkol çıktığından bahisle idari para cezası tanzim edilerek ehliyetine el konulduğunu, cezaya itiraz ettiğini, itirazın reddi üzerine de kanun yararına bozma yoluna başvurduğunu ve Yargıtay 7. Ceza Dairesince haksız idari para cezasının iptali ile ehliyetin iadesine karar verildiğini belirterek bu süreçte uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazmini için şimdilik 54.013,90 TL’nin ehliyetin haksız olarak alınması tarihi olan 18.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının öncesinde zararın giderilmesi için idareye başvurmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; dava konusunun davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı idari yaptırım kararına dayandığı, iş bu idari yaptırım kararının mahkemece kaldırıldığı dolayısıyla davacının hizmet kusurundan doğan idari yaptırım kararı nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonuç ve kanaatiyle 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca idarenin hizmet kusuruna dayalı tazminat davalarının idari yargıda çözülmesi gerektiği gerekçesiyle; mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilerek,yargılama ve vekalet ücreti giderlerinin görevli mahkemece ele alınmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, yargı yolu bakımından görevsizlik kararlarında, davaya başka bir mahkemede devam edilmesi söz konusu olmayıp, kendine has usul kuralları bulunan farklı yargı yerinde yeniden açılan bir dava söz konusu olduğu ve bu davanın adli yargı yerindeki davanın devamı niteliğinde olmadığı, davacı davasını, yürürlükte bulunan kanuni düzenlemelere göre görevsiz yargı yerinde açmış ise "yargı yolu bakımından görevsizliğe" dair verilecek kararla birlikte; harç, masraf ve vekalet ücreti yönünden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davalı Bakanlık vekilinin istinaf isteminin kabulüne, kararın kaldırılmasına ve hükmün HMK'nın 353/1-b,2 madde ve bendi uyarınca yeniden oluşturulmasına ve uyuşmazlık idari yargı görev alanı içinde kaldığından, yargı yolu caiz olmadığından davanın reddine, görevli mahkemenin ... İdare Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haksız olarak ehliyete el konulmasından kaynaklı olarak müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararın bir nebze telafisi için açılan davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yapılan trafik kontrolünde alkollü araç kullandığının tespit edildiğinden bahisle, davacının sürücü belgesine geçici olarak el konulmasına dair tesis edilen işlemin iptaline karar verilmesi nedeniyle, bu sürede oluşan maddi ve manevi zararların tazmini talebine ilişkindir. Anayasa'nın Başlangıç kısmında öngörülen Kuvvetler ayrımı ilkesi ile yargı ile ilgili 9. ve 138. maddeleri dikkate alındığında, bağımsız bir erk olan yargının yargılama faaliyeti ile ilgili işlemlerinin, Anayasa'nın 125. maddesinde öngörülen idari işlemler kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayıp, bu yargısal işlemler nedeniyle idari yargı yoluna başvurulabilmesine imkân yoktur. Esasen bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tabii bir sonucudur. Cumhuriyet Savcılarıyla onlar adına işlem yapan kolluk personelinin yargılamadaki fonksiyonu geniş çerçevede bir kamu hizmeti olarak değerlendirilse de, somut olarak, ifa edilen yargı faaliyetinin bir parçası olduğunda ve yargısal işlem mahiyetini taşıdığından kuşku bulunmamaktadır. Yargılama sürecine katkıda bulunan işlemler ya da faaliyetler nedeniyle Devletin sorumlu tutulmasında da bu sorumluluğun denetiminin aynı yargı düzeni içinde yapılması ve yargısal nitelikli bir işlemin idari yargı denetimi dışında tutulması gerektiği açıktır. (T.C. Uyuşmazlık Mahkemesi Esas No : 2025/372 Karar No : 2025/484 Karar, Tarih : 07/07/2025 ) 2918 sayılı Kanun'un “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde "Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa; a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, Bu Kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesi mevcuttur. 2918 sayılı Kanun'un "Sürücü Belgesi alma zorunluluğu ” başlığını taşıyan 36. maddesi ise " (Değişik : 24/5/2013 - 6487/18 md.) Motorlu araçların, sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından karayollarında sürülmesi ve sürülmesine izin verilmesi yasaktır. Araçlar, Yönetmelikte sınıfları belirtilen sürücü belgelerine sahip sürücüler ile çok taraflı anlaşmalara göre sürücü belgesi bulunan veya geçerli uluslararası sürücü belgesi olan kişilerce sürülebilir. Buna göre; a) Sürücü belgesi olmayanların, b) Mahkemelerce veya Cumhuriyet savcılıklarınca ya da bu Kanunda belirtilen yetkililerce sürücü belgesi geçici olarak ya da tedbiren geri alınanların, c) Sürücü belgesi iptal edilenlerin, araç kullanarak trafiğe çıktıklarının tespiti hâlinde, bu kişilere 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, aracın sürücü belgesiz kişilerce sürülmesine izin veren araç sahibine de tescil plakası üzerinden aynı miktarda idari para cezası verilir" 13. 2918 sayılı Kanun'un "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesi şöyledir: "(Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.) İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanun'dan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının ... veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir” hükmünü içermektedir. Somut davada, davacının talebine dayanak ehliyete el koyma işlemi ve iade süreci yukarıda yazılı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında yapılmıştır. Tazminat isteminin 2918 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklandığı, ayrıca sürücü belgesinin geri alınmasına ve idari para cezası uygulanmasına ilişkin idarenin hatalı uygulama sonucu düzenlediği ileri sürülen tutanağın hukuki denetiminin de adli yargı yerinde yapıldığı gözetildiğinde, açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde de adli yargı görevli olup, meydana gelen zararların tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekmektedir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.