Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/17 E. 2024/5625 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/17
Karar No
2024/5625
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/182, 2022/182 SAYISI : 2022/İHK-4892 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulü / İtirazın Reddi SAYISI : K-2021/164790 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.08.2020 tarihinde, davalının zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortaladığı araçla davacının yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında yaralanarak malul kaldığını, 01.02.2021'de 83.890,00 TL ve 11.06.2021 tarihinde 42.000,00 TL ödeme yapılmışsa da zararın karşılanmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 28.10.2021 tarihli dilekçe ile talebini 60.627,21 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya yapılan ödeme ile poliçeden kaynaklanan sorumluluğun sona erdiğini, dava şartının yerine getirilmediğini, başvurunun eksik evrak nedeniyle usulden reddi gerektiğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun usulüne uygun şekilde düzenlenmediğini, ödemenin güncellenerek düşülmesini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) rücu şartlarının sorulmasını, belirlenen tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim gerektiğini, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini belirterek başvurunun reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; usulüne uygun başvuru yapıldığı, dosyaya sunulan maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlendiği, ödeme ile zararın karşılanmadığının bilirkişi raporu ile belirlendiği, müterafik kusur indirimini gerektirir bir husus bulunmadığı gerekçesiyle TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant uygulanmak suretiyle düzenlenen aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda başvurunun kabulüyle; 60.627,21 TL'nin 14.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; ödeme ile zararın karşılandığını, poliçeden kaynaklanan sorumluluğun sona erdiğini, tazminat hesabında %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, tazminattan müterafik kusur indirimi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu rücu şartlarının sorulmasını, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ödeme ile zararın karşılanmadığının bilirkişi raporu ile belirlendiği, ödemenin güncellenerek mahsup edildiği, tazminat hesabının Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, müterafik kusurun ispatlanamadığı, SGK ödemesine ilişkin belge olmadığı, hükmedilen vekalet ücretinin doğru olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü hususları yineleyerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, başvurunun usulüne uygun olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Davaya konu kazanın meydana geldiği 28.08.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan Kas- İskelet Sistemi, Omurgaya Ait Sorunlarda Engellilik ve Yaralanma Modeli veya Tanı İlişkili Değerlendirme başlıklı bölümde " omurgaya ait sorunlarda yaralanma bulgularına kortikospinal yol bulgularda eşlik ediyor ise spinal kord lezyonları ile ilgili bulgular kullanılır, bu değerlendirme için engel kalıcı ve stabil olmalı ve son 12 ayda değişiklik olmamalıdır," düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; yaralanma omurgaya ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında on iki aylık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son on iki aydır herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Alan Kılavuzu’na göre yukarıda açıklandığı şekilde davacının yerleşim yerine en yakın yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre (davalının kazanılmış hakları gözetilmek suretiyle) karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi uyarınca emniyet kemeri takılması zorunluluğu bulunan araçlar düzenlenmiştir. Yönetmelik'in 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve kaza tarihinde yürürlükte olan değişik 150 inci maddesine; “Sürücü ve yolcular için, nicelik ve nitelikleri bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde ve Karayolları Trafik Kanununa göre çıkarılan diğer yönetmeliklerde gösterilen koruyucu tertibatlardan; a) Üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı, b) M1 sınıfı otomobillerin, M1G ve N1G sınıfı arazi taşıtlarının, N1, N2, N3 sınıfı kamyonet, kamyon ve çekicilerin, M2 ve M3 sınıfı minibüs ve otobüslerin bütün koltuklarında bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan "Emniyet Kemeri"nin bulundurulması ve kullanılması zorunludur. Yalnız araç dururken kullanılan koltuklar ile ayakta da yolcu taşıyan M2 ve M3 kategorisi Sınıf A ve Sınıf I otobüslerde, koltuklarda, emniyet kemeri bulundurulması zorunlu değildir. Ancak; 1) Yerleşim yeri içinde ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapan M2 ve M3 sınıfı minibüs ve otobüsler (umum servis araçları hariç) ile dolmuş otomobillerindeki yolcular, 2) Geri gitme veya park yerlerinde 25 km/s. geçmeyen hızla seyreden sürücüler, 3) Ambulanslarda sürücü ve yanındaki oturma yeri dışında kalan ve hasta veya yaralıya müdahale nedeniyle özel pozisyonlarda bulunan görevliler, emniyet kemeri kullanmak zorunda değildir.” düzenlemesi mevcuttur. Davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; servis aracında yolcu konumunda bulunan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve emniyet kemeri takmadığı hususu, kazaya ilişkin soruşturma evrakı içerisindeki tutanaklarla sabittir. Buna göre; davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 4.Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin (13) numaralı fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 17 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT'de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Değerlendirme bölümünün (2, 3 ve 4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 1 inci ve 4 üncü fıkraları gereği iş kazası sonucu zarar görenlere ya da yakınlarına SGK tarafından ödenen tazminatların zarar sorumlularına rücusu mümkündür. Somut olayda; davacının, çalıştığı işyeri servisinde yolcu olarak bulunduğu sırada bu aracın karıştığı kazada yaralandığı ve davaya konu edilen sürekli iş göremezliğinin doğduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dava dışı SGK Başkanlığı tarafından davaya konu trafik kazasının iş kazası olarak kabul edilip edilmediği ve davacıya bu nedenle ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadan karar verilmesi hatalı olduğundan, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi doğru olmamıştır. Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; dava dışı SGK Başkanlığı tarafından davacıya iş kazası sigorta kolundan rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması için de İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine ilişkin (1) numaralı bentteki kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/17, K. 2024/5625, T. 03.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-17-e-2024-5625-k-cbb1c977f173