Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8790 E. 2023/11326 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8790
- Karar No
- 2023/11326
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/774 E., 2021/773 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2021/32728 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kabulüne / Tarafların İtirazlarının Reddine SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/88741 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazların reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.03.2018 tarihinde davalı ... nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olan aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesine bağlı gerçekleşen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.100,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini ıslah ile toplam 218.986,99 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava şartı yokluğu nedeni ile başvurunun reddi gerektiğini, yönetmeliğe uygun rapor alınmadan maluliyet raporunun düzenlendiğini, kusur belirlemesine itirazlarının bulunduğunu, müterafik kusur ve hatır taşıması nedeni ile hesaplanan tazminata indirim uygulanması gerektiğini, temerrüde düşürülmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurucunun geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile malul kaldığı, davalı ... şirketinin kazaya karışan aracın ZMMS poliçesi uyarınca işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlenmesi nedeni ile sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 218.986,99 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 29.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili; 11.06.2021 tarihli raporda 251.703,04 TL tazminat hesaplandığını, hesaplamaya davacının SGK dökümündeki maaşına göre hesaplama yapılmaması hataları nedeni ile itiraz ettiğini, Uyuşmazlık Hakem Heyetince ek rapor alınıp alınmayacağının belirsiz bırakıldığını, ek rapor taleplerinin sonuçlanması için atılan maillere dönüş olmadığını, bunun üzerine hak kaybı olmaması adına şerhli olarak talep artırım yaptığını, sonradan Komisyondan ek rapor için bilirkişinin görevlendirildiğinin bilgisinin verildiğini, 25.06.2021 tarihli ek rapor ile asıl talep artırım dilekçesini sunduğunu, asıl talep artırım dilekçesi üzerinden karar verilmesi gerekirken hataya düşüldüğünü itiraza getirmiştir. Davalı vekili; başvurunun, dava şartı eksikliğinden dolayı usulden reddedilmesi gerektiğini, eksik evrakla başvuru yapıldığını, yönetmeliğe uygun maluliyet raporu alınmadan başvuru yapıldığını, maluliyetin mevzuata uygun belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesine sevki gerektiğini, kusura itiraz ettiğini, müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi uygulanarak ayrı ayrı indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, bu sebeple faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olacağını, herhalde yasal faiz uygulanması gerektiğini, başvuru sahibi lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama sırasında bir kez ıslah ileri sürülebileceğinden ıslah ile sınırlı karar verilmesinde hata olmadığı, tek taraflı kazada yolcu konumunda olan davacının olayda kusurunun olmadığı, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu, kemerin takılı olmadığına dair dosya içerisinde somut delil bulunmadığı, davacının otobüste yolcu olduğu dikkate alındığında hatır taşımasından söz edilemeyeceği, yönetmelikle kanun hükmü değiştirilemeyeceğinden tam vekalet ücretine hükmedilmesinde yanlışlık bulunmadığı gerekçeleri ile davacı vekili ve davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili ile davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepler ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın tek taraflı kazası sonucu araçta yolcu durumda olan davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51,52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 87, 88, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3.Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK’nın 107. maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Islah, taraf usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesidir. Davacı dosya kapsamında alınan ilk aktüer raporu alındıktan sonra hesaplanan miktara göre ilk talep artırım dilekçesiyle talebini 218.986,99 TL'ye yükseltmiş, daha sonra düzenlenen ek aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan miktar daha fazla çıkınca ikinci dilekçesi ile talebini 251.703,04 TL'ye çıkarmıştır. Uyuşmazlık Hakem Heyetince ıslahın yargılama aşamasında bir defa kullanılacak bir hak olduğu gerekçesi ile ıslah ile sınırlı olarak 218.986,99 TL maddi tazminat istemi kabul edilmiştir. Somut olayda, tahkime başvuru tarihi 19.02.2021 olup, davacı tahkime başvuru dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ayrıca açıkça HMK’nın 107. maddesine dayalı olarak belirsiz alacak davası açtığını açıklamıştır. Buna göre başvuru dilekçesinin belirsiz alacak davası kapsamında tanımlanacağı, ilk bedel artırım dilekçesinden sonra verilen ikinci dilekçenin de ıslah dilekçesi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Şu durumda, dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler karşısında İtiraz Hakem Heyetince davanın belirsiz alacak davası olduğu nazara alınarak, ikinci dilekçesindeki artırılan maddi tazminat miktarına hükmedilmesi gerekirken, davanın kısmi dava olarak yorumlanarak bedel artırım dilekçesinden sonrra verilen ıslah dilekçesinin dikkate alınmaması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3. Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; 3.a.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 01.03.2018 tarihinde meydana gelmiştir. Bu durumda, davacının fiziksel bulgularının yanında psikiyatrik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınmalıdır. Söz konusu raporda; özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen “anksiyete bozukluğu ” olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı veya bu bulgunun, sürekli iş göremezlik oranını artırıp artırmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle yukarıda açıklandığı üzere içerisinde psikiyatri uzmanı bulunan yetkili sağlık kurulundan gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp, davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 3.b.Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ile davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davacı vekilinin ve (3.a.) ile (3.b) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.