Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6775 E. 2024/1039 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6775
Karar No
2024/1039
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/202 E., 2023/989 K. DAVALILAR : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... vekilleri Avukat ... 5- ... DAVA TARİHİ : 15.11.2013 HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı istinafa başvurulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinde davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine; Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemiz bozma ilamına karşı direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairece dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından Özel Daire bozma ilamının yerinde olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 02.05.2010 tarihinde vefat eden ... ile olan gayri resmî birlikteliğinden 18.05.2006 doğumlu ... Çepni ve 24.10.2008 doğumlu... Çepni isimli iki çocuğu olduğunu, annelerinin rahatsızlığı sebebiyle bir dönem çocuklara anneanne olan davalı ...’nın baktığını, annenin ölümü üzerine çocukların velayetini alan müvekkiline çocukların 15.06.2011 tarihinde icra yoluyla teslim edildiğini, müvekkilinin resmî evliliğinden olan dört çocuğu ile birlikte bu iki çocuğunu tatile gönderdiğini, tatil dönüşü 20 Ağustos 2011 tarihinde çocukların görüşmek üzere anneanneye bırakıldığını, ancak anneannenin çocukları bir daha göstermeyeceğini ve kendisinde kalacaklarını beyan ettiğini, ardından 22 Ağustos 2011 tarihinde davalı teyze ...’ın müvekkili hakkında asılsız iddialarda bulunarak şikâyet ettiğini, bu şikâyette müvekkilinin çocuk pornocusu, kendi çocuklarına tacizde bulunan sapık ruhlu biri olarak anlatıldığını, iş adamı olan müvekkilinin şikâyet neticesinde işyerinde ve evinde bu suçlamalarla ilgili arama yapıldığını ve gözaltında kaldığını, çocukları, komşuları ve işçileri önünde küçük düşürüldüğünü, ayrıca anneannenin çocuklarla kişisel ilişki kurma talepli açtığı davada davalı teyze ...’in dava ile ilgisi olmadığı hâlde çocuklarına cinsel tacizde bulunduğu yönünde iddialarını tekrarladığını, müvekkilinin bu süreçte duyduğu üzüntü ve stres sebebiyle kalp rahatsızlığı geçirdiğini, iş gücü kaybı yaşadığını, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile soruşturmada masum olduğunun ve davalıların iftira attıklarının sabit olduğunu ileri sürerek 10.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'nın vefat eden kızı ...'nın sağlığında ...’ın poposundaki kızarıklıktan şüphelendiğini ifade etmesi ve ...’ın babası hakkında birtakım ifadelerde bulunması üzerine somut emarelere dayanılarak şikâyette bulunulduğunu, soruşturma sırasında alınan 23.08.2011 tarihli raporda da buna ilişkin tespitler yapıldığını, Adli Tıp Kurumu raporunda da muğlak ifadelerin yer almasına rağmen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, karara yapılan itiraz üzerine İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın muhalefetli olarak reddedildiğini, davacı hakkında yapılan şikâyetlerin asılsız olmadığını, yasal şikâyet hakkını kullandıklarını, davacının tazminat taleplerinin kötü niyetli ve dayanaksız olduğunu, davacının müvekkilleri hakkındaki iftira suçu nedeniyle yaptığı şikâyette kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine rağmen ikinci defa aynı suçlamayla şikâyetçi olduğunu, müvekkillerinin bir kısmının soruşturma aşamasında sadece tanıklık yapmaları sebebiyle tazminat istenmesinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2013/440 Esas, 2017/138 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 7.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi ile diğer davalılar yönünden maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... ve Mine Yerlikaya vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 26.04.2018 tarih ve 2017/1957 Esas, 2018/519 Karar sayılı kararıyla; bir kısım davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 12.10.2020 tarih ve 2018/3717 Esas, 2020/3342 Karar sayılı ilamıyla; davacının davalılardan ..., ... ve ...'a yönelik temyiz itirazlarının rediine karar verilerek, "...davalılar ... ve ...'ın davacı hakkında şikayet konusu ettikleri eylemler kapsamında dava dışı ... Çepni yönünden zayıf da olsa emarelerin mevcut olduğu, ancak dava dışı... Çepni ile kimlikleri meçhul dava dışı başka kişilerin çocuklarına ilişkin davacı tarafından yapıldığı iddia edilen eylemlerin varlığına ilişkin dosya kapsamında hiç bir emare bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle salt hak arama özgürlüğü gerekçesiyle davanın tümden reddedilmiş olması doğru değildir. Dava dışı... Çepni ve kimliği meçhul diğer çocuklar kapsamında yapılan davaya konu şikayetin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılarak, davacı yararına somut olaya uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir ..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2021 tarih ve 2020/1933 Esas, 2021/363 Karar sayılı kararıyla; davalılardan ...'nın kızı diğer davalıların kız kardeşleri olan ...'nın vefatından önce çocuklarının babası olan davacı ile ilgili bir kısım şüphelerinin olduğunu davalılara anlattığının davalılarca ifade edilmesi, çocukların davranışları ve yakınmaları sebebiyle davacıya karşı olağan şüphe üzerine şikayette bulundukları ve bu konunun Cumhuriyet Savcılığınca araştırılmasını istedikleri, çocuklara yönelik cinsel istismarla ilgili yapılan soruşturmada rapor alındığı, davacının evinde aramalar yapıldığı, çocuklardan biriyle ilgili hiçbir emare olmadığının ATK raporunda belirtilmesine rağmen diğer çocuk ...'la ilgili anal muayenede şüpheli lezyonlar olduğunun açıklandığı, ancak livataya maruz kalıp kalmadığının tespitinin mümkün olmadığının raporda ifade edildiği, yine 23.08.2011 tarihli sosyal çalışmacı raporunda da çocukların cinsel istismara maruz kalmış olabileceği düşünülerek sosyal güvenlik kurumuna verilmesinin uygun olacağının belirtilmesi ve davacıların da bir kısım emare ve deliller olduğu kanaatiyle olağan şüphe üzerine davacıya iftira atmak ve zararlandırmak kastı olmaksızın şikayette bulunmaları göz önüne alındığında, Yargıtay'ın çocuğun biriyle ilgili şikayetinin tazminatı gerektirmeyeceği, diğeri ile ilgili ise hiçbir delil olmadığından tazminatı gerektireceğine yönelik kararı şikayetin her iki çocukla ilgili oluşu ve bu kapsamda tek soruşturma yapılıp, ev aramasının ve raporların alınmaları ve biriyle ilgili olağan şüphenin varlığının Yargıtayca belirtilmesi ve çocukların aynı evde baba ile kalmaları da göz önüne alındığında, diğer çocukla ilgili de olağan şüphenin varlığı üzerine şikayet edilmeleri göz önüne alındığında, şikayetin hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle Yargıtay'ın bozma ilamına karşı direnilmesine karar verilmiştir. C. Daire Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 13.09.2021 tarih ve 2021/14528 Esas, 2021/4455 Karar sayılı ilamıyla; bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nun 373/5. maddesi gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir. D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.10.2022 tarih ve 2021/4-804 Esas, 2022/1235 Karar sayılı ilamıyla; "...davalılar ... ve ...’ın davacı hakkında şikâyet konusu ettikleri eylemler kapsamında dava dışı ... yönünden zayıf da olsa emare olmakla birlikte, dava dışı... ile dava dışı başka kişilerin çocuklarına ilişkin davacı tarafından yapıldığı iddia edilen eylemlerin varlığına dair dosya kapsamında hiç bir emare bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna rağmen davalılar anneanne... ve teyze ...’in davacı hakkındaki çocuk istismarı ve pornosuna yönelik ağır ithamları sebebiyle evinde ve işyerinde arama yapılmış, gözaltında tutulmuş, Cumhuriyet Savcılığı tarafından tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilerek sorgusu yapılmıştır. İşyerinde ve evinde yapılan aramalar sebebiyle davacının iş çevresinin ve komşularının da bu olayları duyduğu, psikolojisinin bozulduğu dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; dava dışı... ve bilinmeyen diğer çocuklara ilişkin şikâyetin hiçbir emareye dayanmadığı, yasal sınırlar içinde kalmadığı gibi davacıyı küçük düşürücü nitelikte olduğu, böylelikle hak arama özgürlüğü sınırlarının aşıldığı ve davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği sonucuna varılmıştır...." gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesine gereğince bozulmasına karar verilmiştir. E. Mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; davalılar ... ve ...'ın dava dışı... ve bilinmeyen diğer çocuklara ilişkin şikâyetin hiçbir emareye dayanmadığı, yasal sınırlar içinde kalmadığı gibi davacıyı küçük düşürücü nitelikte olduğu, böylelikle hak arama özgürlüğü sınırlarının aşıldığı ve davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davanın kısmen kabulü ile davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının reddine, davacı tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasıyla ilgili verilen karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/3717 Esas, 2020/3342 karar sayılı, 12.10.2020 günlü ilamıyla kesinleşmiş olduğunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/440 Esas, 2017/138 Karar sayılı, 09.03.2017 günlü kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; davanın kısmen kabulü ile 2/a- Davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının reddine, davacı tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasıyla ilgili verilen karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/3717 Esas, 2020/3342 Karar sayılı, 12.10.2020 günlü ilamıyla kesinleşmiş olduğunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekeçsinde; olayın ağırlığı gözetildiğinde maddi ve manevi tazminat talebinin aynen kabulü gerektiğini, davacı aleyhine istinaf yolu ile duruşması görülen işler yönünden maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından aynı gerekçe ile reddedilen davalar için tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalılardan ... ile ...’nın şikâyeti üzerine davacı aleyhine soruşturma yürütüldüğü ve şikâyet konusu edilen eylemler yönünden yapılan şikâyetin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Davanın açılmasından sonuçlanmasına kadar ödenen paraların tümüne yargılama giderleri denilmektedir. Yargılama giderlerinin kapsamı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 323. maddesi ile; “…(1) Yargılama giderleri şunlardır: a) Celse, karar ve ilam harçları. b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri. c) Dosya ve sair evrak giderleri. ç)Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler. d) Keşif giderleri. e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler. f) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler. g)Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri. ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti. h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler,…” düzenleme altına alınmıştır. Görüldüğü üzere, HMK’nın yukarıya alınan maddesi ile yargılama giderleri tek tek sayılmış olup; yargılama giderlerinin kural olarak, davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir (HMK m.326/1). Yargılama giderlerinden sorumluluğun temeli, dava açmakta veya savunma yapmakta kusurlu olmak değil, dava sonunda haksız çıkmaktır. Somut davada; 5235 sayılı Kanun uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin denetim ve hüküm mahkemesi sıfatlarına haiz adli yargı ikinci derece mahkemeleri olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararlarına karşı tarafların itirazları doğrultusunda istinaf incelemesi görevini yerine getirirken istinaf başvurusunun esastan reddi veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil denetim ve hüküm mahkemesi olarak gerekli tüm kararları verebileceği, ancak İlk Derece Mahkemesi kararına müdahale ettiği noktalarda Yargıtay’ın bozma kararı vermesi durumunda dosyanın karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, bu noktada Bölge Adliye Mahkemesinin alt derece hüküm mahkemesi olarak İlk Derece Mahkemesiyle aynı sıfatla yargılama yaptığı, denetim görevini kullanmadığı, bozucu kanun yolu olan temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay bozma ilamına yönelik karar vermek üzere alt derece hüküm mahkemesi olarak hukuki dinlenilme hakkı kapsamında aynen İlk Derece Mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olduğu, açılan bu duruşmada istinaf incelemesi yapmadığından taraflar yararına ayrıca vekâlet ücretine hükmedilemeyecektir. Ancak belirlenen bu hatanın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde gösterilen nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde gösterilen nedenle davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 9/f numaralı bendinde yer alan ".. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısım ikinci bölüm 17/(b). maddesine göre 5.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılar ... ve ...'a verilmesine..." ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine. 05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6775, K. 2024/1039, T. 05.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-6775-e-2024-1039-k-625adabf6bf5