Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6159 E. 2023/10431 K. – Manevi Tazminat

Konu: Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6159
Karar No
2023/10431
Karar Tarihi
Konu
Manevi Tazminat

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/227 E., 2022/245 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi vekili Taraflar arasındaki manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacılar vekili ve davalı Tasfiye Halinde Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 30.11.2013 tarihinde davalı sürücü ...’un sevk ve idaresindeki araç ile davacıların yaya konumunda olan murisi...'a çarptığını, meydana gelen trafik kazasında murisin vefat ettiğini, davaya konu aracın davalı ...Ş. adına kayıtlı olduğunu, davacılardan ...’nın murisin eşi, diğer davacıların ise murisin çocukları olduğunu, davacıların murisin vefatı nedeniyle manevi zarara uğradıklarını belirterek belirsiz alacak davası olarak davacılardan her biri için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Yargılama sırasında davaya konu aracın, davalı ...Ş. tarafından 13.06.2012 tarihinde 36 ay süreliğine “Motorlu Kara Nakil Araçları Kiralama Sözleşmesi” kapsamında Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret A.Ş.’ye kiraya verildiği, davaya konu kazanın bu kiralama sırasında meydana geldiğinin anlaşılması üzerine davacılar vekili 15.05.2014 havale tarihli dilekçesi ile 6100 sayılı HMK’nın 124 üncü maddesi kapsamında Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin davaya dahil edilmesini talep etmiş, anılan şirket araç işleten sıfatıyla davaya dahil edilmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; manevi tazminat talebine ilişkin davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının usule ve yasaya aykırı olması nedeniyle öncelikle davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkilinin davaya konu aracın kazanın gerçekleştiği tarih itibariyle işleteni olmadığını, aracın 13.06.2012 tarihinde 36 ay süreliğine “Motorlu Kara Nakil Araçları Kiralama Sözleşmesi” kapsamında Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret A.Ş.’ye kiraya verildiğini, davaya konu kazanın bu kiralama sırasında meydana geldiğini, araç işletenin anılan şirket olduğunu, bu nedenle müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; manevi tazminat talebine ilişkin davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının usule ve yasaya aykırı olması nedeniyle öncelikle davanın usulden reddinin gerektiğini, meydana gelen kazada müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın kazanın olduğu yere 10 metre ileride bulunan yayalar için yapılan alt geçidi kullanmayarak kendi kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı Tasfiye Halinde Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava açıldıktan sonra taraf değiştirilmesinin usule aykırı olduğunu, taraf değişikliğine muvafakatlerinin olmadığını, davanın sıfat yokluğundan ve husumetten reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak da davacıların davasını kabul etmediklerini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, dava dilekçesi ekindeki delillerin ve bahsedilen kira sözleşmesinin de taraflarına tebliğ edilmediğini, iddia edilen kira sözleşmesi ve delilleri kabul etmediklerini, kira sözleşmesi ve delillerin taraflarına tebliğ edildiğinde cevap verme ve delil sunma haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.07.2014 tarihli 2014/155 Esas, 2014/457 Karar sayılı kararı ile manevi tazminata ilişkin olarak belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığı, davacı tarafça manevi zarar miktarlarının tespiti yanında her bir davacı için bir rakam da belirtilerek talepte bulunulmuş ise de, bu hususun davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı gerçeğini değiştirmeyeceği, 6100 sayılı HMK'nın 107 nci maddesine göre davacının asgari bir miktarı bildirmek zorunda olduğu gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin 04.07.2014 tarihli 2014/155 Esas, 2014/457 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 20.04.2017 tarihli 2014/20174 Esas, 2017/4309 Karar sayılı ilamı ile "...6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde” (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle,manevi tazminatın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün değildir. Ancak hukuki nitelendirme hakime aittir. Somut olaya baktığımızda, her ne kadar davacı taraf manevi tazminat talebini belirsiz alacak davası olarak açmış ise de dava dilekçesinde her bir davacı için talep edilen manevi tazminat olarak bir miktar belirtilmiş olup, dava edilen bu miktarlar yönünden dava; kısmi davanın olarak değerlendirilerek neticelendirilmesi gerektiği..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 21.03.2018 tarihli 2017/198 Esas, 2018/117 Karar sayılı kararı ile "Kusura ilişkin bilirkişi heyeti raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'un %25, yaya müteveffa...'ın %75 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Trafik kaza tespit tutanağı,ceza dosyasında keşif sonucu aldırılan rapor ve Ankara Adli Tıp kurumundan aldırılan rapor ile de örtüşen kusur raporu,oluşa ve dosya kapsamına uygun düştüğünden mahkemizce hükme esas alınmıştır...Dava konusu olayda,eş ve babalarının trafik kazasında vefatı nedeniyle davacıların duymuş oldukları acı ve elemden dolayı manevi zarara uğradıkları Türk Borçlar Kanunu 56 maddesinde belirtilen manevi tazminata hükmetme koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığından, trafik kazasının meydana geliş biçimi, kusur durumu, olay tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacıların müteveffa ile olan yakınlık dereceleri ve özellikle manevi tazminatın caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, davacılarca duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücü de dikkate alınarak TMK'nın 4.maddesindeki hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davacıların babalarının ölümünden dolayı davacılar ..., ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara ödenmesine,fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır...Davalı ...Ş bakımından yapılan değerlendirmede ise,trafik kazasına karışan ..... plakalı araç, davalı ... Tic. A.Ş. adına kayıtlı ise de, davalı ile Artı Yapı Müş. Mim. Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. arasında 13/06/2012 tarihinde imzalanan motorlu kara nakil araçları kiralama çerçeve sözleşmesi hükümleri gereği, aracın 13.06.2012- 20.06.2015 tarihleri için (36 aylığına) kiralanıp teslim edildiği,araç sürücüsü davalı ...'un kiracı Artı Yapı Müş. Mim. Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.'nin çalışanı olduğu,buna göre aracın kiracıya teslim edildiğinin sabit olduğu, kiracının araç üzerinde fiili hakimiyetinin ve ekonomik yararlanmasının mevcut olduğu,bu durumda, uzun süreli kiralama yoluyla aracı işletenin Artı Yapı Müş. Mim. Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. olduğu sabit olduğundan, araç maliki olan davalı ...Ş. hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı vekili 15/05/2014 havale tarihli dilekçesi ile HMK.nın 124. maddesi gereği Artı Yapı Müş. Mim. Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.nin davaya dahil edilmesini talep etmiş ise de; Dava tarihinden önce yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'da, ne de dava ve karar tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'da dahili davalı diye adlandırılan bir müessese bulunmamaktadır. Bu talep ancak davanın ihbarı talebi olarak değerlendirilebilir.Bu nedenle dahili davalı olarak davaya sonradan davalılar yanında dahil edilmesi talep edilen Artı Yapı Müş. Mim. Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.'nin davada taraf sıfatı bulunmamaktadır.Taraf sıfatı bulunmayan Artı Yapı Müş. Mim. Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekmektedir.Ancak kısa kararda sehven usul hukukumuzda dahili davalı müessesesi bulunmadığından davanın Artı Yapı A.Ş yönünden reddine şeklinde karar verilmiş ise de HMK 304 maddesi gereğince yazımdan kaynaklanan bu tip açık hatalar talep üzerine ve re'sen düzeltilebileceğinden gerekçeli kararda bu husus düzeltilerek hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Buna göre; davacıların manevi tazminat davasının davalı ... bakımından kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş,hükmedilen manevi tazminatın haksız fiile dayanması nedeniyle olay tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş,aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacılar usul ekonomisi ilkesi gereğince birlikte dava açmış olup bu durumda birden fazla dava olduğundan her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmiş, davacılar vekili tam kusura dayanmadığını iddia etmiş ise de dava dilekçesinin 2 nolu bendinde davalı sürücünün % 100 ve tamamen kusurlu olduğu iddia edildiğinden,reddedilen tazminat miktarına göre de vekille temsil edilen davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti taktir edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davalı sürücü ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davacı ... yargılama sırasında vefat etmiş olup mirasçı olan diğer davacılar davaya devam ettiğinden miras şirketi lehine 15.000,00 TL, davacılardan ..., ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00'er TL manevi tazminatın davalı ...'dan olay tarihi olan 30.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara verilmesine, davalı ... Tic. A.Ş yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi yönünden usul hukukunda dahili davalı müessesesi bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin 21.03.2018 tarihli 2017/198 Esas, 2018/117 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 12.09.2022 tarihli 2022/2704 Esas, 2022/9996 Karar sayılı ilamı ile "...1-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Hukukumuzda dâhili dava şeklinde bir müessese bulunmamaktadır. Davanın başında taraf olarak gösterilmeyen kişilerin, taraf yanında sonradan davaya dâhil edilmesi, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcut ise mümkündür. Davalı şirketler arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Ne var ki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Tarafta iradi değişiklik" başlıklı 124. maddesi "Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hakim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir. İradi taraf değişikliği, mahkemeye yönelik tek taraflı usuli bir talep içeren ve kural olarak, karşı tarafın rızası ile hâkimin iznine ihtiyaç olmadan sonuç doğuran bir taraf usul işlemidir. HMK’nun 124/3. maddesi kapsamına giren hallere, dava dilekçesini hazırlayan davacı veya vekilinin hukuki veya fiili bir yanılgısı sonucu tarafın yanlış gösterilmesi, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin verdiği yanlış bilgiye dayalı olarak tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi veya temsilcide yanılma halleri girmektedir. İradi taraf değişikliğinin amacı usul ekonomisini gerçekleştirmektir. Yukarıdaki yasal düzenlemeyle 6100 sayılı HMK’nun 124/4. maddesi gereğince, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde, karşı tarafın rızası aranmaksızın taraf değişikliği talebinin kabul edilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamından; davacılar vekilinin dava dilekçesinde, kazaya sebebiyet veren otomobilin işleteni sıfatıyla Çelik Motor Tic. A.Ş.’yi davalı olarak gösterdiği, davalı ... Tic. A.Ş.’nin davaya cevap dilekçesinde davaya konu aracın işleteni olmadığını, kaza tarihi itibariyle bu aracın işleteninin Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. olduğunu, Çelik Motor A.Ş ile Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş arasında 13/06/2012 tarihinde 36 ay süreliğine “Motorlu Kara Nakil Araçları Kiralama Sözleşmesi” akdedildiğini, kira ilişkisinin şirketin muhasebe ve fatura kayıtları ile sabit olduğunu beyan ettiği, cevap dilekçesinin ekinde de söz konusu kira sözleşmesinin ve kira ödemesine ilişkin e-faturaların bulunduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine davacılar vekili 15/05/2014 havale tarihli dilekçeyle 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi kapsamında Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’nin davalı olarak gösterilmemiş olmasının kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması nedeniyle bu şirketin davaya dahil edilmesini ve dava dilekçesinin tebliğ edilmesini talep etmiş, davacılar vekilinin dilekçesi Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’ne tebliğ edilmiş, anılan şirket cevap dilekçesinde dava açıldıktan sonra taraf değiştirilmesinin usule aykırı olduğunu, taraf değişikliğine muvafakatlerinin olmadığını beyan etmiş, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davaya konu aracın malikinin davalı ... Tic. A.Ş. olduğu, ancak anılan şirketin aracı 13/06/2012 tarihli Motorlu Kara Nakil Araçları Kiralama Sözleşmesi ile 36 ay süre ile Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’ye kiraladığı, söz konusu sözleşmenin dosya arasında olduğu, davaya konu 30/11/2013 tarihli kazanın kiralama süresi içerisinde gerçekleştiği, yine kira bedellerine ilişkin e-faturaların da dosyada mevcut olduğu, bu bilgilere göre kazaya sebebiyet veren aracın kaza tarihinde kiralayan/işleteninin Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu durumun davacılar açısından kabul edilebilir bir yanılgı oluşturduğu, Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’ye yönelik olarak taraf teşkilinin de yapıldığı anlaşılmıştır. Şu halde mahkemece, HMK’nun 124. maddesi çerçevesinde yargılamaya gerçek hasımla devam edilmesi gerektiği gözetilip, davalı Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. yönünden işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan bu nedenle bozulması gerekmiştir. Kabule göre; davaya konu aracın davalılardan Çelik Motor Tic. A.Ş. adına kayıtlı olması nedeniyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Tarafta iradi değişiklik" başlıklı 124. maddesinin 4. fıkrasındaki “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” hükmü uyarınca davalı ... Tic. A.Ş. lehine yargılama giderlerine (vekalet ücreti) hükmedilmesi usule aykırıdır. Yine kabule göre davaya konu aracın davalı Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. tarafından kiralanması ve aracın kullanım amacının ticari olduğunun anlaşılmasına göre avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmiş olmasının doğru görülmediği..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm deliller ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı ... yargılama sırasında vefat etmiş olup mirasçı olan diğer davacılar davaya devam ettiğinden murisin yaşarken manevi tazminat talebinde bulunduğundan mirasçıları davacılar tarafından manevi tazminatın talep edebileceği, her ne kadar belirsiz alacak davası şeklinde ifade edilmişse de belirtilen değer üzerinden davanın görülmesi gerektiği, davalı olarak Çelik Motor Ticaret A.Ş. olarak gösterildiği, davaya konu aracın malikinin davalı ... Tic. A.Ş. olduğu, ancak anılan şirketin aracı 13/06/2012 tarihli Motorlu Kara Nakil Araçları Kiralama Sözleşmesi ile 36 ay süre ile Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.’ye kiraladığı, söz konusu sözleşmenin dosya arasında olduğu, davalı sıfatının bu halde uzun süreli kira ilişkisi bulunan davalı Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş.' ne ait olduğu, davalı olarak maddi hata ile gösterilen Çelik Motor Tic. A.Ş. lehine veya aleyhine hüküm kurulmaması gerektiği, lehine vekalet ücretine de hükmedilmemesi gerektiği, davacı ... yargılama sırasında vefat etmiş olup mirasçı olan diğer davacılar davaya devam ettiğinden miras şirketi lehine 15.000,00.-TL, davacılar ..., ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00'er TL manevi tazminatların davalı ...'dan olay tarihi olan 30/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. yönünden olay tarihi olan 30/11/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesinin gerektiği, davalı olarak gösterilen Çelik Motor Tic. A.Ş. lehine veya aleyhine hüküm kurulmaması gerektiği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacı ... yargılama sırasında vefat etmiş olup mirasçı olan diğer davacılar davaya devam ettiğinden miras şirketi lehine 15.000,00 TL, davacılar ..., ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00'er TL manevi tazminatların davalı ...'dan olay tarihi olan 30.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. yönünden olay tarihi olan 30.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın davalı ...Ş. bakımından pasif husumet yokluğundan reddine şeklinde verilen 21.03.2018 tarihli kararın davalı ...Ş. yönünden kesinleştiği anlaşılmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı Tasfiye Halinde Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğunu, ihtiyari dava arkadaşları yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 12.09.2022 tarihli 2022/2704 Esas, 2022/9996 Karar sayılı ilamında aracın kullanım amacının ticari olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesi gerektiği hususunun belirtildiğini, mahkemece bozma ilamına uyulduğunu ancak kararda davalı ... yönünden yasal faize hükmedildiğini, bozma ilamında davalılar yönünden faiz konusunda bir ayrım yapılmasının söz konusu olmadığını, buna rağmen mahkemece davalılar yönünden farklı faiz türlerine hükmedildiğini, davalıların davacıların zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenle davalıların kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte sorumlu olduklarını, kusur raporunun hatalı olduğunu, davalı sürücü ...’un asli kusurlu olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. Davalı Tasfiye Halinde Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirket hakkında iflas kararı verildiğini, müflis şirketin tasfiyesine başlandığını, iflas kararının kesinleştiğini, iflas tasfiyesinde ikinci alacaklılar toplantısının yapıldığını, iflas kararının 10.05.2017 tarihinde verildiğini, yargılamada usulü eksiklik yapıldığını, dava dosyasının iflas idaresine bildirilmediğini, gıyapta devam ettiğini, 2004 sayılı İİK'nun 194 üncü maddesi gereği müflis aleyhine devam eden yargılamada ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durdurma kararı verilmeden yürütülen yargılamanın hatalı olduğunu, davacı tarafın müflis şirketten bir alacağının olduğu iddiasında ise bu alacak iddiasının iflas masasına yazdırılması gerektiğini, iflas masasına alacak başvurusu yapılmadan ve iflas idaresince başvuru konusunda bir karar verilmeden davaya devam edilmesinin usul ve esas bakımından yasaya aykırı bir durum olduğunu, dava açıldıktan sonra davada taraf değiştirilmesinin usule aykırı olduğunu, davanın müflis şirket yönünden sıfat ve husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza davasında müflis şirkete herhangi bir kusur atfının da söz konusu olmadığını, trafik kazasında müflis şirketin bir dahli ve sorumluluğunun bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müflis şirketin dahili davalı olarak gösterilmesine itiraz ettiklerini, itirazlarının kabul edilmemesi halinde davanın niteliği gereği kayıt kabul davasına dönüşeceğini, kayıt kabul davalarının maktu harç ve maktu vekalet ücretine tabi olan davalar olduğunu, oysa mahkemece nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü, maliki ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazasında davacıların murisinin vefat etmesi sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi ve 331 nci maddesinin 3 üncü fıkrası, aynı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 57, 58 ve 124 üncü maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49 ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 194 üncü maddesi, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, tarafların kusur durumunun kusur raporu ile doğru bir şekilde tespit edildiği, olayın oluş şekli, tarihi, tarafların kusur durumu, davacıların ölene yakınlıkları göz önüne alındığında davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik olmadığı, davalı Tasfiye Halinde Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin davaya konu aracı kiraladığı, anılan davalının kaza tarihinde araç işleten sıfatı olması nedeniyle zarardan sorumlu olduğu ve 6100 sayılı HMK'nın 124 üncü maddesi gereğince usulüne uygun şekilde davaya dahil edildiği, aracın ticari amaçla kullanılması sebebiyle avans faizine hükmedilmesinin doğru olduğu, 2004 sayılı İİK'nun 194 üncü maddesindeki "Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz" hükmü gereğince davalı müflis şirket aleyhine hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece verilen 21.03.2018 tarihli ikinci kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede davalı Tasfiye Halinde Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin 10.05.2017 tarihi itibariyle iflasına karar verildiğinin anlaşıldığı, mahkemenin gerekçeli kararının ve davacıların temyiz dilekçesinin iflas idaresine tebliğ edilmesi için Dairenin 29.09.2021 tarihli 2021/594 Esas, 2021/5792 Karar sayılı ilamıyla dosyanın geri çevrilmesine karar verildiği, geri çevirme sonrasında; mahkemece iflas idare memuruna tebligatın 08.02.2022 tarihinde yapıldığı, bu haliyle taraf teşkilinin sağlandığı, davanın kayıt kabul davası niteliğinde olmadığı anlaşılmakla, davalı Tasfiye Halinde Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dairenin 12.09.2022 tarihli 2022/2704 Esas, 2022/9996 Karar sayılı ilamı ile davaya konu aracın davalı Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Müh. Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş. tarafından kiralanması ve aracın kullanım amacının ticari olduğunun anlaşılmasına göre avans faizine hükmedilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmakla birlikte, kararın hüküm fıkrasının 1 inci bendinde davalılardan ... yönünden ticari faize hükmedilmesi gerekirken, yasal faize faize hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, mahkeme kararının, 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. 3. 6100 sayılı HMK’nun “İhtiyari dava arkadaşlığı” başlıklı 57 inci maddesinde; birden çok kişinin kanunda sayılan hallerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği hususunun düzenlendiği, “İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu” başlıklı 58 inci maddesinde ise ihtiyari dava arkadaşlığında, davaların birbirinden bağımsız olduğu, dava arkadaşlarından her birinin, diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği hüküm altına alınmıştır. Somut davada, ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olup vekalet ücretinin de ayrı ayrı takdir edilmesi gerekir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10 uncu maddesinin 1 inci ve 2 nci fıkraları, "(1)Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." hükmünü haizdir. Aynı tarifenin 10 uncu maddesi nin 1 inci fıkrasında ise "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." hükmü bulunmaktadır. Mahkemece manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, davanın kabul edilen kısmı yönünden ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken toplam miktar üzerinden hesaplanan tek vekalet ücreti takdir edilmesine dair verilen karar usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekir. Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, mahkeme kararının, 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı Tasfiye Halinde Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın hüküm kısmının 1. bendindeki "yasal faizi" ibaresinin çıkarılarak yerine "ticari faizi" ibaresinin eklenmesine, 3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın hüküm kısmının 6. bendinin hükümden tamamen çıkarılarak yerine "Davacı ... miras şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve Artı Yapı Müşavirlik Mimarlık Mühendislik Taahhüt Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketinden alınarak davacıya verilmesine," bendinin yazılmasına, 4. Kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı Tasfiye Halinde Artı Yapı Müş. Mim. Müh. Taah. Turizm San. Tic. A.Ş'ye yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6159, K. 2023/10431, T. 09.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-6159-e-2023-10431-k-d739fed29761