Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5653 E. 2026/6290 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5653
- Karar No
- 2026/6290
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1946 Esas, 2021/929 Karar MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1405 E. 2018/571 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... şirketi nezdinde iş yeri sigorta poliçesi ile sigortalı iş yeri bulunan dava dışı şirket ile davalı şirket arasında kömür yakıtlı buhar kazanı imali ve montaj, test ve işletmeye alma işlemlerinin görülmesi hususunda sözleşme düzenlendiğini, sözleşmeye konu kömür yakıtlı buhar kazanının 05.05.2015 tarihinde patlaması neticesinde sigortalı iş yerinde ağır hasar meydana geldiğini, hasarın ihbarı üzerine düzenlenen ekspertiz raporunda davalı şirketin CE standardına uymadığı ve yeterli test ile dayanımı sağlamadığı için gizli kusurdan sorumlu olduğunun belirtildiğini, ekspertiz raporunda atıfta bulunan teknik inceleme raporunda da ilgili yönetmelik gereğince yapılması gereken CE işaretlemesi yapılmadığından kaza sonucunda oluşan zarardan davalı imalatçı firmanın sorumlu olduğunun tespit edildiğini, zararları tazmin yükümlülüğünün zarara sebebiyet veren buharlı kazanın üreticisi olan davalı şirkete ait olduğunu, müvekkili şirketin sigortalısının zararını tazmin etmek suretiyle sigortalısının haklarına halef olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sigortalıya ödenen 35.772,000 USD tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından imal edilerek montajı yapılan kömür yakıtlı buhar kazanının patlamadığını, patlamanın dağıtım kolektöründe meydana geldiğini, dağıtım kolektörünün ise müvekkili şirket tarafından imal edilmediğini ve taahhüdü altında bulunmadığını, buhar kazanının sigortalıyla akdedilen sözleşme ile fen ve tekniğine uygun olarak yapıldığını, hiçbir hata ve uygunsuzluk bulunmadığını, sertifikalı malzeme kullanılarak imal edildiğini, sözleşmeye konu buhar kazanının sigortalının fabrikasında 24 bar test basıncına tabi tutularak TSEN 12952 standardına uygunluğunun onaylandığını, sigortalı tarafından yapılması zorunlu olan uygunluk testinin de ürünün tesliminden itibaren yaptırıldığını, ekspertiz raporunda atıf yapılan teknik inceleme raporunun hatalı olduğunu, hiçbir şekilde ayıp söz konusu olmadığını, sigortalıyla akdedilen sözleşmenin 8.maddesinde müvekkili şirketin sorumluluğunda bulunmayan işlerin açık bir şekilde belirtildiğini, patlamanın meydana geldiği kolektörün davalı şirket tarafından imal edilmediğini, sözleşmenin 8.maddesinde kazandan ana kolektöre çekilecek hat için kullanılacak boru ve malzeme temininin sigortalı şirkete ait olduğunun açık bir şekilde belirtildiğini, müvekkili şirket tarafından imalı ve montajı yapılmayan fabrikada zaten daha önce kurulu bulunan kolektörde meydana gelen patlama ve hasardan müvekkili şirketin hiçbir kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını ileri sürülerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava dışı sigortalı şirket ile davalı şirket arasında 2012 yılında yapılan sözleşme uyarınca davalı tarafından satılan buhar kazanının kurulumunun yapıldığı, 05.05.2015 tarihinde buhar kazanında patlama meydana geldiği, patlamaya buhar kolektörünün neden olduğu, patlamaya neden olan kolektörün davalı şirket tarafından imal edilmediği, dava dışı sigortalı ile davalı şirket arasında imzalanan 14.11.2012 tarihli sözleşmenin hariç olan işler bölümünün 8.maddesinde "...kazandan ana kolektöre çekilecek hat için kullanılacak boru ve malzemelerin temini tarafınıza, işçiliği ise tarafımıza ait olup, montaj bitiminde bu boruların ve dumların izalasyonlarının yapılması tarafınıza aittir..." şeklinde düzenleme olduğu, patlama ve hasardan davalının sorumlu tutulmasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmayacağı, basiretli davranması gereken sigortalının basiretli davranmaması nedeniyle davalının zarardan sorumlu tutulmasının kusur ilkeleri ile bağdaşmayacağı, her ne kadar bilirkişi raporunda davalıya % 35 oranında kusur izafe edilmiş ise de, yukarıda anılan sözleşme uyarınca kolektöre çekilecek hat için kullanılacak boru ve malzemelerinin dava dışı sigortalıya ait olması, patlamaya neden olan kolektörün mukavemetini artırıcı mühendislik çalışmasının basiretli davranması gereken sigortalı tarafından yapılmaması, dolayısıyla patlamayla imalatı ve montajı davalı tarafından yapılan buhar kazanı arasında illiyet bağı kurulamayacağından bilirkişi raporundaki kusur oranına itibar edilmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu patlamanın imalatı ve montajı davalı tarafından yapılan buhar kazanında meydana gelmediği ve buhar kazanının patlamaya neden olmadığı, patlamayla buhar kazanı arasında illiyet bağı kurulamayacağı anlaşılmakla; mahkemece bilirkişi raporundaki kusura itibar edilmeyerek dava konusu patlamayla imalatı ve montajı davalı tarafından yapılan buhar kazanı arasında illiyet bağı kurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece uzmanlık alanı dışında teknik bir konuda birlikişi raporuna aykırı karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının meydana gelen olayda kusurlu olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, raporda davalının CE belgesini almaması nedeniyle yönetmeliklere ve taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesine aykırı davrandığının tespit edildiğini, kazan firması olan davalının bu açıdan kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; davacı ... şirketi nezdinde iş yeri sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan işyerinde meydana gelen patlama neticesinde davacı ... şirketi tarafından sigortalıya yapılan ödemenin davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.