Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2635 E. 2023/11861 K. – İstirdat
Konu: İstirdat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2635
- Karar No
- 2023/11861
- Karar Tarihi
- Konu
- İstirdat
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/972 E., 2021/1029 K. HÜKÜM/KARAR : Aktif Husumet Yokluğundan Ret / Esastan Ret Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.09.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verildi. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ile davalı vekili Av. e geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 06.11.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin konut ihtiyacına binaen tapuda İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, İkitelli-1 Mahallesi, Karaahmetli Mevkii, 1267 Ada, 2 parsel sayıda kayıtlı taşınmazı 23.07.2015 tarihinde Obatekst Tekstil İplik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti’den 1.150.000 TL bedelle satın aldığını ve konut olarak ailesi ile birlikte burada yaşamaya başladığını, müvekkilinin taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmaz üzerinde Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. lehine faizsiz, 1. Derece, FBK süreli ve 11.02.2015 tarihli 5.000.000 TL bedelli ipotek bulunduğunu, müvekkilinin taşınmazı üzerinde ipotek olduğu halde satın aldığını, ancak kredi borcunun ödenmemesi üzerine Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş tarafından kredi alacağının kat edildiğini, bu aşamada müvekkilinin alacaklarını alma ve bunun yanında konutunu kurtarmak için de ipotek alacaklısı banka ile görüştüğünü ve 1.550.000 TL’nin ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin de taşınmaza alıcı aradığını ve taşınmazın ’e satılması konusunda anlaştıklarını, bu sırada davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. tarafından İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2016/35060 esas ve 2017/12432 esas sayılı dosyalarında Obatekst Tekstil İplik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd Şti aleyhine icra takipleri başlatıldığını ve müvekkilinin satın almış olduğu taşınmazla ilgili Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 Esas sayılı dosyası ve Bakırköy 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/308 Esas sayılı dosyası ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 277 inci ve devam eden maddelerine göre aleyhine tasarrufun iptali davası açıldığını, mahkeme kararı ile taşınmaz üzerine ihtiyati haciz konulduğunu, müvekkilinin ihtiyati hacizli haliyle taşınmazı satamayacağından İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2016/35060 Esas sayılı dosyasına 59.725,70 TL ve 2017/12432 Esas sayılı dosyaya 68.199,14 TL’yi ihtirazi kayıtla ödediğini ve bunun sonucu taşınmazın devrine engel olan ihtiyati haciz kararının mahkemece kaldırıldığını, ipotek alacaklısına da 1.550.000TL ödendiğini ve 09.08.2017 tarihinde müvekkili tarafından alıcı e satıldığını, Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın istirdat davası olarak devam etmesi yönündeki taleplerinin reddolunarak davanın konusuz kalmasını gerekçe göstererek davayı esastan reddettiğini ve haksız olarak müvekkili aleyhine de avukatlık ücretine hükmettiğini, haksız karşı avukatlık ücretinin davalı banka tarafından İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün 2017/33196 Esas sayılı dosyası ile icraya konması sonucu müvekkili tarafından 11.000TL daha ödendiğini, müvekkilinin fiili ve hukuki koşulların gerekliliği ve aciliyetinin sonucu tasarrufun iptali davasının sonucunu beklemeden ihtiyati hacizleri kaldırmak için icra dosyasına konu borcu ödediğini, tasarrufun iptali davası banka lehine sonuçlansa dahi davalının alacağını tahsil edemeyeceğini, zira ipotek alacaklısının önceliği olduğunu ve taşınmazın takdir edilen değerinin ipotek bedelini dahi karşılamadığını, davalının taşınmaz üzerinden alacağını tahsil etmesi hukuken ve fiilen imkansız olduğundan tasarrufun iptali davası açmakta hukuki yararı olmadığını, açılan davaların kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin tasarrufun iptali davasına konu taşınmazı alımının danışıksız ve gerçek olduğunu, davalının açtığı davalar nedeni ile müvekkilinin haksız olarak 138.923,84 TL ödemek zorunda kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 138.923,84 TL’nin bankaların mevduata uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve müvekkili bankanın tacir olduğunu, bu nedenle davaya bakmakla görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini, zira davacının ödediği parayı müvekkilinden istemesinin hukuki dayanağı olmadığını, 2004 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesi gereğince davacının ödediği parayı dava dışı Obatekst Tekstil İplik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'den talep etmesi gerektiğini, davacının taleplerinin Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/308 esas sayılı dosyasında incelendiğini ve karar bağlandığını, aynı konuda verilmiş mahkeme kararı olmasına rağmen tekrar dava açılmasının usul kurallarına aykırı olduğunu, esasa ilişkin olarak tasarrufun iptali davalarında müvekkil lehine hüküm tesis edildiğini, nitekim Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/308 esas sayılı dosyasında konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilip yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verildiğini, tasarrufun iptali davasına konu taşınmazın 5.000.000 TL’lik ipotekle devralınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı tarafından Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasına verilen dilekçe ile taşınmaz üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılması, teminat üzerinde haczin devam edilmesinin talep edildiğini, mahkemece bu talebin duruşmada değerlendirilmesine karar verildiğini, davacının duruşmayı beklemeden icra dosyasına ödeme yaptığından borcun ödenmek zorunda kaldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının dava dışı Obatekst Tekstil İplik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti ile tanışıklığını ikrar etmiş olmakla müvekkilinin tasarrufun iptali davasında haklılığının kanıtlandığını, davacının müvekkili bankaya ipotekli olan 10 adet taşınmazı Akayteks Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ’den devraldığını, bu şirketin yetkilisi ile Obatekst Tekstil İplik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti’nin yetkilisinin kardeş olduklarını, davacının dava dışı Obatekst Tekstil İplik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Ştiden talep etmesi gereken zararı müvekkilinden karşılamaya çalıştığını, eldeki davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davanın açıldığı İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/502 Esas, 2018/59 Karar sayılı ve 24.01.2018 tarihli görevsizlik kararı üzerine dosya İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/681 Esasına kaydedilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra takibine konu borcun üçüncü kişi tarafından ödenmiş olması halinde dahi 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre ödenen bu paranın borçlu olunmadığından bahisle istirdatına ilişkin geri ödenme talebinde bulunmak hakkı ve menfi tespit davasını açma hakkının icra takibinin borçlusuna ait olduğu, borcu ödeyen üçüncü kişinin istirdat ve menfi davası açamayacağı, bu nedenle icra dosyalarında borçlu olmayan davacının bu davayı açmada aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde;müvekkilinin hukuki ve fiili koşulların gerekliliği, zorunluluğu ve aciliyetinin sonucu tasarrufun iptali davalarının sonucunu beklemeden ihtiyati hacizleri kaldırmak için davalı bankanın başkasından olan alacaklarını haksız olarak ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin tasarrufun iptali davaları açılan taşınmazı davalının borçlusu Obatekst Tekstil İplik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'den üzerinde Türkiye Finans Katılım Bankasının verdiği krediyi temin eden 5.000.000,00 TL'lık ipotek yükümlülüğü ile 1.150.000,00 TL'ye satın aldığını, ipotek lehdarı banka tarafından 3.268.753,04 TL'ye baliğ olan ipotek borcu nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine girişildiğini ve bu icra takibi dosyasından taşınmaza 1.550.000,00 TL kıymet takdir edildiğini, müvekkilinin ipotek alacaklısı banka ile kıymet takdir raporundaki 1.550.000,00 TL karşılığında ipoteğin kaldırılması konusunda anlaştığını, bu aşamada müvekkilinin önüne davalının Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/91 Esas sayılı dosyası ile açtığı tasarrufun iptali davasındaki satışa engel ihtiyati tedbir kararının çıktığını, bu tasarrufun iptali davasının dayanağı olan icra borcunu ihtirazi kayıtla ödeyerek ihtiyati tedbiri kaldırmak zorunluluğu doğduğunu, sonrasında davalı bankanın kötü niyetini açıkça ortaya koyarak daha önce olmayan ikinci tasarrufun iptali davasını da açtığını ve müvekkilinin mülkiyet hakkını tekrar kısıtladığını, müvekkilinin taşınmazı bankaya olan ipoteğin kaldırılması bedeli olan 1.550.000,00TL'sını ödemesi şartı ile üçüncü şahsa 1.250.000,00TL bedelle sattığını, bu şekilde müvekkilinin aradaki fark olan 100.000,00 TL kâr elde ettiğini, müvekkilinin banka ile bu şekilde anlaşmaması halinde 3.268.753,04 TL’yi bulan banka borcu nedeniyle 1.550.000,00 TL değer biçilen taşınmazın ihale sonucu ipotek alacaklısı banka alacağını bile karşılamayacak olması karşısında müvekkilinin zararını giderici işlemler yapmak zorunda kalarak hukuki ve fiili yarar sağladığının açıkça ortada olduğunu, bu davadaki haklılığın en büyük gerekçelerinden birisinin de davalı bankanın müvekkili aleyhine açtığı davalar sonucu tasarruf iptal edilse dahi mezkur taşınmazdan alacağını tahsil etmesinin hukuken ve fiilen imkansız olması ve bu nedenle de dava açmakta hukuki ve fiili yararı olmaması olduğunu, davalının hukuki ve fiili yararı olmadan açtığı tasarrufun iptali davaları ile bu taşınmazı satın almakla zaten mağdur olmuş müvekkilinin lehine oluşan hukuki ve fiili durumu değerlendirmesini önleyerek açıkça hakkını kötüye kullandığını ve müvekkilinin zararına neden olduğunu, müvekkilinin bankanın dava sonunda fiili sonuç elde etmesinin imkansız olduğu ve hukuki yararı olmadan açtığı tasarrufun iptali davaları ile bu davalarda verilen ihtiyati tedbirler nedeniyle hukuki ve fiili zorunluluk nedeniyle zararını azaltmak amacıyla ihtirazi kayıtla haksız ödemeler yapmak zorunda kaldığını ve zarara uğradığını, davanın amacının da ilk derece mahkemesinin gerekçesi aksine icra dairesine ödenen paranın istirdadı değil davalının haksız eylem ve işlemleri nedeniyle uğradığı, uğramak zorunda kaldığı zararın tazmini olduğunu, davanın istirdat davası olmayıp tazminat davası olması ve davalının işlem ve eylemleri nedeni ile zarara uğraması karşısında müvekilinin dava açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyetinin mevcut olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalının davaya konu tasarrufun iptali davalarını hak arama hürriyeti dışında kötü niyetli olarak ikame ettiği iddiasını ispat edemediği, İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının haciz baskısı altında ödemek sorunda kaldığını iddia ettiği miktarların haksız fiil hükümlerine dayalı olarak tazmini ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 50 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davalı tarafından açılan tasarrufun iptali davalarında yapılan yargılama sonunda dava açmakta haklı olduğunun tespit edilmiş olmasına, dosya kapsamından davalının hukuka aykırı bir fiilinin tespit edilememiş olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.