Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1824 E. 2024/3240 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1824
- Karar No
- 2024/3240
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/308 E., 2022/719 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın Dairece bozulması üzerine mahkemenin vermiş olduğu direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.07.2008 tarihinde sürücü ...' ın sevk ve idaresindeki aracın tek taraflı trafik kazasında hayatını kaybettiğini ve müteveffanın eşi olan davacının destekten yoksun kaldığını iddia ederek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 98.543,95 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunarak kaza tarihi itibarıyla 2 yıllık zaman geçmiş olduğunu ayrıca husumet itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.06.2014 tarihli ve 2012/315 E., 2014/156 K. sayılı kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK)'nın 109 uncu maddesinde, motorlu araç kazalarından doğan zararlarda zamanaşımının 2 yıl olarak düzenlendiği ancak eylemin ceza kanunu açısından suç oluşturması ve ceza kanununca eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresinin öngörülmesi halinde bu sürenin uygulanacağı, dava tarihi itibariyle öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, davacı murisinin tek taraflı trafik kazasında eylemin suç oluşturmadığı, bu sebeple uzamış ceza zamanaşımı uygulamasının söz konusu olmayacağı, davacı yanca yasal cevap süresinde zamanaşımı definde bulunulduğu, dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. I. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 23.03.2015 tarihli ve 2014/25257 E., 2015/4612 K. sayılı kararı ile; "…Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 30.07.2008 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu trafik kazası sonucunda davacının desteği ...’ın vefat ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere KTK'nun 109/II. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunması aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Bir kişinin ölümü ile sonuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir ve davacının sürücü desteğinin vefat etmiş olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. KTK'nun 109. maddesinin 2. fıkrasındaki “cezayı gerektiren fiil” ifadesinin seçilmesi zamanaşımı yönünden yukarıda da açıklandığı gibi soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır. Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nda öngörülen ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu ... göre zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilip, tarafların delilleri toplanıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemenin 21.10.2015 tarihli ve 2015/775 E., 2015/804 K. sayılı kararı ile önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarih ve 2016/12619 Esas, 2017/10649 Karar sayılı ilamıyla; "..Dairemizce verilen 23.03.2015 gün 2014/25257 E.2015/4621 K. sayılı bozma ilamı usul ve yasaya uygun bulunmuş olup Mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanunun 43. maddesi ile değişik 6100 Sayılı HMK’nun 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE..." karar verilmiştir. B. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2020 tarih ve 2018/157 Esas, 2020/981 Karar sayılı kararıyla; "...Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 30.07.2008 tarihinde ...’ın sevk ve idaresindeki araç ile yaşanan tek taraflı trafik kazasında sürücü ...’ın vefat etmiş, araç içinde yolcu olarak bulunan iki kişi de yaralanmıştır. Olayın meydana geliş şekli itibariyle ölen sürücünün eylemi bir bütün olarak ele alındığında, eylem 5237 sayılı TCK’nın 85. maddesi değil, 5237 sayılı TCK’nın 89/4. maddesinde yer alan taksirle yaralama suçunu oluşturmaktadır. 2918 sayılı KTK’nın 109. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 89/4. maddesinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nın 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçmeden açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır..." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı eşin rapor tarihindeki yaşının 68 olduğu, buna göre AYİM tablosuna göre evlenme ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmakla, indirim yapılmaksızın davacı eşin destekten yoksun kalma nedeni ile maddi zararının 98.543,95 TL olduğu sonucuna varılmış olup, anılı tazminat bedeli yönünden davalı ... şirketinin tazmin sorumluluğunun mevcut olduğu davacı tarafın dava öncesinde 12.07.2012 tarihinde yapmış olduğu başvuru kapsamında temerrüt tarihinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26 ncı maddesi ışığında taleple bağlılık kuralı gereğince 25.07.2018 olarak belirlendiği ve kazaya neden olan aracın (kamyon) ticari vasıfta olması nedeni ile avans faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 98.543,95 TL'nin tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müteveffanın sigortalı aracın sürücüsü olduğunu, kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu bulunduğunu, kimse kendi kusurundan menfaat elde edemez ilkesi gereğince davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu desteğini yitiren eşin destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, kaza tarihi dikkate alındığında tek taraflı trafik kazasında tam kusurlu sürücünün desteğinden yoksun kalan eşin destekten yoksun kalma tazminatı talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla; davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.