Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/1336 E. 2023/10822 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1336
- Karar No
- 2023/10822
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1928 E., 2022/1998 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/378 E., 2020/37 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket yetkilisi dava dışı Muhammed Şahin'in sevk ve idaresinde bulunan, davalı şirkete genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın 10.10.2009 tarihinde karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu hasarlandığını, davalı şirkete başvuruda bulunulmasına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL hasar bedelinin ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, ekspertiz incelemesi sonucu kazanın iddia edilen şekilde gerçekleşmediğinin belirlendiğini, davacının doğru ihbar yükümlülüğüne aykırı davrandığını, hasarın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Kasko sigortalarında zamanaşımı hususunda Türk Ticaret Kanunu’nun 1420. maddesindeki iki ve altı yıllık zamanaşımı süreleri geçerlidir. "… KTK.’nun 109/2. maddesindeki uzamış ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, tedavi giderleri, ve/veya ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemi gibi, yaralama veya ölüm ile ilişkili bir olaydan (dolayısıyla haksız eylemden) zarar gören tarafın açtığı bir dava olması gerekir. Kasko sigortası nedeniyle maddi tazminat talebinin dayanağı ise, sigorta ettiren ve sigortacının taraf olduğu sözleşmedir…Öyleyse, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ve araç hasar bedeli istemine konu tazminat taleplerinde uygulanacak dava zamanaşımı süresi iki yıldır. …"(YARGITAY HUKUK GENEL KURULU, 22.12.2010, 2010/17-664, 2010/689) Eldeki davada, trafik kazasının meydana geldiği tarih 10.10.2009’dur. Dava ise 10.10.2019 tarihinde açılmıştır. Kasko sigortasına istinaden araç hasar bedeli istemine ilişkin huzurdaki dava süresinde açılmamış olup istem zamanaşımına uğramıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; zamanaşımının dolmadığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Dava, kasko sigorta sözleşmesinden dolayı tazminat istemine dayanmaktadır. Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat talepleri sigorta ettiren ile sigortacının tarafı olduğu sözleşmeye dayandığından dava, Türk Ticaret Kanununda düzenlenen zamanaşımı hükümlerine tabi olacaktır. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi uyarınca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlayan zamanaşımı süreleri eski kanuna tabi olacaktır. Taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin tarihi 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce olduğundan ihtilafa 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundaki zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekir. 6762 sayılı TTK'nın 1268. maddesi gereğince sigorta sözleşmelerinden doğan davalar 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Aynı Kanunun 1292 ve 1299. maddelerine göre zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın muaccel olduğu gün, yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günüdür. Zamanaşımının kesilmesi 818 sayılı BK'nun 133. maddesi "Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1-Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde 2-Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde." 134. maddesi "Müruru zaman, müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmıyan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca diğerlerine karşıda katedilmiş olur. Müruru zaman, asıl borçluya karşı katedilmiş olunca kefile karşıda katedilmiş olur. Müruru zaman, kefile karşı katedilmiş olunca asıl borçluya karşı katedilmiş olmaz." 135. maddesi "Müruru zaman katedilmiş olunca katıdan itibaren yeni bir müddet cereyan etmeğe başlar. Borç bir senette ikrar edilmiş veya bir hüküm ile sabit olmuş ise yeni müddet daima on senedir." şeklinde düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta sigortalı araç davacının sevk ve idaresindeyken, 10.10.2009 tarihinde kaza gerçekleştiğine göre, kaza tarihi itibariyle davacı rizikonun gerçekleştiğini öğrenmiştir. Bu durumda öğrenme tarihinden itibaren 5 günlük ihbar süresinin son günü olan 15.10.2009 tarihi, zamanaşımının başlangıç tarihidir. Bu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi 15.10.2011 tarihinde sona ereceğinden dava tarihi olan 10.10.2019 itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü gerekir. Davacı vekili davalı ... eksper raporunun ikrar niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de dosya kapsamında bulunan ekspertiz raporunda sigortanın ikrarı niteliğinde bir değerlendirme yapılmadığı, aksine başvurunun reddine ilişkin görüş bildirildiği görüldüğünden ekspertiz raporu zamanaşımını kesmeyecektir. Kaldı ki davalı ... tarafından açılan hasar dosyası kapsamında dolandırıcılık ve sahtecilik iddiası ile suç duyurusunda bulunulmuş, şüpheliler hakkında yapılan yargılama sonucunda İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/35 Esas ve 2015/269 karar sayılı kararı ile CMK 223/1-e maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiştir. Sonuç olarak somut olayda Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 133/2.maddesinde belirtilen zamanaşımını kesen hallerin hiç biri gerçekleşmediğinden aynı kanununu 135. maddesinde düzenlenen 10 senelik zamanaşımı süresinin uygulanması da mümkün değildir. Bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımının dolmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu meydana gelen hasar bedeli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. Maddesi atfıyla 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1268, 1292, 1299 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.