Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8399 E. 2024/11263 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/8399
- Karar No
- 2024/11263
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2498 E., 2024/652 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Silivri 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/414 E., 2022/624 K. Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle tahsili davasında verilen yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sigortalılığının bulunduğu, 26.01.2022 tarihi itibariyle Silivri Sosyal Güvenlik Merkezi'ne yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, bu talebin 09.02.2022 tarih 39909783 sayılı yazı ile reddedildiği, red gerekçesi olarak 52 yaş şartının yerine getirilmemesi gösterildiği sonuç olarak redde ilişkin evrakta "emekli olamaz. 52 yaşını 25.04.2024 tarihinde doldurmaktadır" denildiyse de yıpranmaya tabi fiili hizmet süresi zammı emeklilik yaş haddinden düşülmediğinden bu işlem ve cevabın hukuka aykırı olduğu, davacının TSK' da 9 yıl çalıştığı, bu hizmetlerine karşılık olarak 27 ay fiili hizmet süresi zammı bulunduğu, davacının bu işinden sonra 4-a statüsünde özel şirketlerde çalıştığı ve son olarak 25.01.2022 tarihinde işten ayrıldığı, davacının 5434 sayılı Kanuna tabi olarak çalıştığı süre ile 4-a statüsündeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerektiği iddiasıyla davacının 26.01.2022 tarihinden itibaren emekli sayılarak bu tarih itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, 26.01.2022 tarihinden itibaren birikmiş aylıkların hesaplanarak yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda Sosyal Güvenlik Kurumu haklarının ihlal edildiği iddiasında bulunan tarafın SGK’ya herhangi bir başvuru yapmaksızın dava açma hakkına sahip olduğu, genel adı ile Torba yasa olarak bilinen 6552 Sayılı İş Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girmesi ile bu durumun SGK’ya başvuru zorunluluğu getirilmek sureti ile değiştirildiği, ilgili kanun maddesi ile artık hizmet tespiti davalarında yalnızca işverene husumet yöneltilebileceği, açılan davanın kuruma re’sen ihbar edileceği ve kurumun davaya feri müdahil olarak katılacağı, davanın 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi (506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi) uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; davacının çalışmalarının devam etmediği, 25.01.2022 tarihinde işten ayrılma şartının yerine getirildiği, davacının 25.01.2022 tarihinde Kuruma müracaat ederek yaşlılık aylığının bağlanması talebinde bulunduğu, Kurumun fiili hizmet zammını sigorta başlangıcından geriye götürdüğü, ancak yaştan aynı süreyi indirmeden cevap verdiği, halbuki 2829 sayılı Kanun gereği 15.06.1992 – 14.06.2001 tarihleri arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında Emekli Sandığı hizmetleri birleştirilen davacının 2 yıl 3 ay fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5, 6 ve 39 uncu maddeleri kapsamında itibari hizmet kabul edilerek yaş haddinden de indirilmesi ve buna bağlı olarak işten ayrılma şartını da sağlanarak tahsis talebinde bulunulduğu anlaşılmakla davacının tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01.02.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve yaşlılık aylıklarının hak kazandığı tarihten itibaren davalı kurum tarafından davacıya yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01.02.2022 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve yaşlılık aylıklarının hak kazandığı tarihten itibaren davalı kurum tarafından davacıya yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Sebepleri: Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5552 sayılı Kanun ve 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddeye eklenen fıkra gereği hizmet tespiti davalarında kurum feri müdahil olduğu, Kurum resmi kayıtları incelenmesi, sadece tanık beyanlarına dayanılarak karar verilmemesi gerektiği, tanık dinlenecekse dönem bordrosunda adı geçen kişilerden olması ve dava niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekeceği iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. B.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 25.04.1972 doğumlu davacının, 15.06.1992 tarihli sigorta başlangıcına göre, emeklilik şartlarını düzenleyen 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesinin B- i bendine göre, yasal düzenleme tarihi olan 23.05.2002 tarihi itibarıyla, sigortalılık süresi 9 yıl 6 aydan fazla 11 yıldan az olan erkekler 25 yıl sigortalılık süresi, 53 yaşını doldurmaları ve en az 5600 gün prim ödeme şartına tabi olduğu, davacının 25.01.2022 tahsis talep tarihinde 10.391 gün prim ödeme gün sayısı ile 25 yıl sigortalılık süresini doldurmuş olduğu, ancak en son Yargıtay emsal 10. Hukuk Dairesi kararları ile HGK kararı da dikkate alınarak, FHZ süresi yaştan indirildiğinde (Geçici 81 inci maddeye göre 53 yaşını doldurduğu 25.04.2025 tarihinden 2 yıl 3 ay FHZ düşüldüğünde) 25.01.2023 tarihinde emekliliğe hak kazanabileceği ve bu tarihi takip eden ayın başı olan 01.02.2023 tarihinden itbaren de emekli aylığına hak kazanacağı, tahsis talep tarihinde ve mahkeme karar tarihinde dahi henüz emekliliğe hak kazanmadığı; Mahkeme tarafından verilen kararın usul, yasa ve son emsal Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararları ile HGK kararına aykırı olduğu, gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Silivri İş Mahkemesi'nin 19.07.2022 tarihli, 2022/414 Esas, 2022/624 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 inci maddesi gereğince belirlenen yaş haddinden aynı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi gereğince fiili hizmet zammı süresinin indirilmesiyle yaşlılık aylığının koşullarının tamamlandığı, 25.01.2023 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2023 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin ve hak edilen aylıkların 01.05.2023 tarihi başlangıç kabul edilerek her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya dair talebin reddine, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan kanun değişikliği dolayısıyla fiili hizmet zammı uygulamalarının 08.09.1999 tarihinden önce veya sonra işe başlamalarına göre değişiklik gösterildiği, 08.09.1999 tarihinden önce işe başlayanların hak ettikleri fiili hizmet süresi zamlarının tamamının hem sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi hem de emeklilik yaş haddinden indirilmesi gerektiği, 08.09.1999 tarihinden sonra işe başlayanların 5510 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinde tabi olacakları, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 7 inci maddesinin 8 inci fıkrasında aynen Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine göre itibari hizmet süresine müstahak kadro ve görevlerde bulunanlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının c bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin itibari hizmet süreleri hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerinin uygulanmasına devam edilir, denildiği, ayrıca konu hakkında aynı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinde de düzenleme yapıldığı davacının işe başlama tarihi 08.09.1999'dan önce olup hizmet başlangıcının 15.06.1992 olduğu davacının meslekte geçirdiği süre ile hesaplanan fiili hizmet zammı süresi sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi ve emeklilik yaş haddinden de indirilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Harp Okullarında okuyan öğrencilerin okulu başarı ile tamamlamaları halinde bu okullarda 18 yaşın dolumundan sonra geçen süreleri fiili hizmet süresinden sayıldığı, 18 yaşın altında geçen süresinin ise 5434 sayılı Kanunun mülga 12 nci maddesi uyarınca fiili hizmetten sayılmasına imkan bulunmadığı, 5434 sayılı Kanunun Ek 21 inci maddesi ile, bir meslek veya sanat okulunu bitirenlerden Türk Medeni Kanunu Hükümlerine göre kaza-i rüşt kararı almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına tabi kurumlarda öğrenimleriyle ilgili görevlere atananlar hakkında 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde yazılı 18 yaşın bitirilmiş olması şartının aranmayacağı hükme bağlanarak, bu hükme bir istisna getirildiği, bu hüküm ile, bir meslek ve sanat okulunu bitirerek Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kaza-i rüşt kararı alanlara ancak Devlet Memuriyetlerine atanmaları ve atandıkları bu görevlerinin bitirdikleri okul ile dolayısıyla gördükleri öğrenimleri ile ilgili olması şartıyla, 18 yaşını doldurmadan önce 5434 sayılı Kanuna tabi olarak ilgilendirilmelerine imkan sağlandığı, 5434 sayılı Kanunun Ek 21 nci maddesi ile kaza-i rüşt kararı almak suretiyle gördükleri öğrenimleri ile ilgili göreve girenlerin 18 yaşının altında geçen sürelerinin hizmet olarak alınmasına imkan sağlanmış olup, kaza-i rüşt kararı ile 18 yaşın altında öğrenci olarak geçen sürelerin fiili hizmet sürelerine eklenmesine imkan bulunmadığı, davacının mahkeme kararı ile ergin kılınması ona fiil ehliyetini (medeni hakları kullanma ehliyeti) kazandığı, yoksa onun 18 yaşını doldurduğu, mutlak olarak kanunlarda gösterilen 18 yaşının doldurulması ile ilgili sınırlamalara tabi olmayacağı anlamına gelmediği, davacının 18 yaşını doldurmadan Türk Silahlı Kuvvetlerinde okulunda öğrencilikte geçirdiği sürelerin 5434 sayılı Kanunun 12 inci maddesi gereğince fiili hizmetten sayılmasının mümkün olmadığı, idarece tesis edilen işlemde hukuka aykırılığının bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle tahsiline ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.