Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10242 E. 2024/4459 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10242
Karar No
2024/4459
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/570 E., 2023/333 K. BİRLEŞEN DAVA : Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/200 E – 2015/57 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına/ Birleşen davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davada asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nce kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada verilen karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin birleşen dosyada verilen kararı davacı vekili ve davalı ...Ş vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı ...Ş. nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı olan araç ile asıl davada davalı ...Ş. nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalı olan araç arasında meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucunda davalı ...Ş.'ye sigortalı araçta yolcu olan davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilahare talebin açıklanmasına ilişkin beyan dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin 200,00 TL'nin geçici iş göremezlik tazminatı yönünden, 800,00 TL'nin sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden talep edildiği yönünde beyanda bulunmuş; yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesi geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talebini 283,56 TL ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 41.232,55 TL olmak üzere toplam talebini 41.516,11 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, hatır taşıması ve davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.12.2015 tarih, 2014/1555 Esas ve 2015/1707 Karar sayılı ilamı ile; iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; asıl davanın kısmen kabulü ile 1.450,69 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 123.097,64 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 124.548,33 TL ağır bedensel zarar nedeniyle maddi tazminatın dava tarihi olan 20.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limitiyle sınırlı kalmak kaydıyla) davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 386,85 TL geçici ve 32.826,04 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 33.212,89 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde birleşen davada davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 02.06.2020 tarih, 2019/3655 Esas ve 2020/3076 Karar sayılı ilamı ile; ''...Birleşen dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre, davanın taraflarının yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının da bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK.'nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, ilk derece yargılamasını aşamalara ayırmıştır. Bunlar; 1) Davanın açılması ve dilekçeler aşaması, (madde 118,126-136) 2) Ön inceleme, (madde 137-142) 3) Tahkikat, (madde 143-293) 4) Sözlü Yargılama (madde 184-186) ve 5) Hükümdür (madde 294.) Mahkemece, dilekçelerin (dava–cevap-cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri) karşılıklı verilmesinden sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirilir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir (madde 139). Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder (HMK 140/1 inci madde). Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu teşvik özellikle yasak savma ya da kanuni gerekliliğin yerine getirilmesi amacıyla değil, sonuca odaklanmak suretiyle gerçekten tarafların uyuşmazlığı bitirmeleri yönünde teşvik edecek şekilde yapılarak bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder (HMK 140/2 madde). Bu yönde bir kanaat edinmediği takdirde; ön incelemeye devam ederek ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür (madde 140/3). Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (madde 140/5). Özellikle dikkat edilmesi gereken nokta; ön inceleme duruşması tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği hususudur (madde 137/2). Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def'ileri inceleyerek karara bağlar (madde 142/1). Mahkemece ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra tahkikat işlemine gerek olmaması halinde nihai bir karar verebilir (HMK madde 138-142). Mahkemece ön inceleme aşamasında nihai karar verebilmesi için dava şartlarından birinin bulunmaması, ilk itirazların yerinde olması yada hak düşürücü süre nedenlerin gerçekleşmesi gerekir. Bir başka deyişle ön inceleme duruşmasında verilecek kararlar usule ilişkin kararlar ile sınırlı olup, davanın esası hakkında (feragat, sulh, kabul gibi davayı sona erdiren taraf işlemleri hariç) karar verilemez. Bu hususlar dışında işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra taraflar tahkikat için duruşmaya davet edilir. Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir. Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir (madde 186). Bunun yanında, 6100 Sayılı HMK'nın 280. maddesi son cümlesi gereğince bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesi, 281/1 maddesi hükmüne göre de; tarafların bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, hususları düzenlenmiştir. Somut olayda, birleşen dava için ön inceleme duruşmasının yapılmamış olduğu ve taraflara birleşen davaya ilişkin olmak üzere delil sunma imkanı tanınmadığı, asıl davada alınan kusur raporunun birleştirme sonrası asıl davada taraf olmayan davalıya tebliğ edildiği, ATK'dan alınan maluliyet raporuna itiraz süresi dolmadan dosyada karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde, birleşen dava yönünden 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama aşamalarına uyulmadan, usulüne uygun ön inceleme duruşması yapılmadan, bilirkişi raporları usulüne uygun tebliğ edilip itiraz süreleri beklenmeden, birleşen davalının savunma hakkını kısıtlayacak ve adil yargılanma hakkını etkileyecek şekilde yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma sebep ve şekline göre birleşen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma öncesi Makine Mühendisi bilirkişiden alınan 06.01.2014 tarihli kusur raporunda; kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücü ...'nin asli ve %75 oranında ve davalı ...Ş'ye sigortalı dava dışı sürücü ...'nın tali ve %25 oranında kusurlu olduğu ve yolcu olarak seyahat eden davacı ... Doğan'ın tamamen kusursuz olduğu, dosyada İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun ve dosya kapsamındaki tıbbi kayıt ve belgelerle uyumlu olmakla hükme elverişli bulunan 16.11.2022 tarihli maluliyet raporuna göre davacının yaralanması sebebiyle %8,1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, mahkemece daha önce verilen hükmün birleşen davalı vekilinin temyiz istemi üzerine bozma ilamının sevk edildiği ve bu suretle bozmaya konu kararda hükme esas alınan hesap bilirkişi raporundaki veriler bakımından birleşen davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek hesap bilirkişinin 02.02.2023 tarihli raporundaki 2015 yılı verileri nazara alınarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiği, buna göre davacının 2015 yılı verileri esas alınarak yapılan hesaplamada davalı tarafın kusur durumuna göre davacının geçici iş göremezlik zararının 699,61 TL ve daimi maluliyet zararının 13.204,61 TL olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, fakat kaza sırasında birleşen davalı ...Ş. nezdinde sigortalı araçta ücret karşılığı olmaksızın hatır için taşındığı gözetilerek zararından takdiren %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığı gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulü ile geçici iş göremezlikten kaynaklanan 386,85 TL ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan 10.563,68 TL olmak üzere toplam 10.950,53‬ TL maddi tazminatın dava tarihi olan 27.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine ve asıl davada verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili ve davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl dava yönünden temyiz talebi bulunmadığını, hatır taşıması olduğuna dair dosyada somut bir delil bulunmadığını, maluliyet raporuna itiraz edildiği için maluliyet raporunun ve kusur raporunun hükme esas alınamayacağını, birleşen dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu trafik kazası sebebi ile Karaisalı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/50 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsünün kazaya etken kural ihlalinin olmadığının belirtildiğini, aynı şekilde aynı esas sayılı dosyada Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 27.08.2014 tarihli kusur raporunda da sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun belirlendiğini, ancak asıl dava dosyasında alınan kusur raporunda sigortalı araç sürücüsüne %25 kusur atfedildiğini, söz konusu dava dosyasında davalı şirketin taraf olmadığını, bozma ilamından sonra bahse konu 06.01.2014 tarihli kusur raporunun davalı tarafa tebliğ edilmemiş olup, usuli eksiklikler giderilmeden ve Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlar yerine getirilmeden karar verildiğini, davacı yan tarafından sadece sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararlarının tazmini talep edilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak geçici iş göremezlik yönünden de hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunda davacının maluliyetinin bulunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, aksi kanaatte olunması halinde ise davacının maluliyetinin kaza ile illiyet bağlantısının bulunup bulunmadığının ve maluliyetin hakkaniyete uygun olarak tespiti yönünden Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan rapor alınması gerektiğini, davaya konu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) poliçesinin tanzim tarihi 05.02.2015 olup, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca PMF Yaşam Tablosu üzerinden hesaplama yapılması gerekirken TRH 2010 Yaşam Tablosu üzerinden hesaplama yapılmasının ve hesaplamadan teknik faiz indirimi de yapılmamasının yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı poliçe kapsamı dışında olup 6111 sayılı Kanun uyarınca tedavi gideri kapsamından sayılacağından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması gerektiğini ve davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının dava konusu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesini yapan sigorta şirketinden geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 52 ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve özellikle gerekçeli karar başlığında birleşen davada davalı olan AXA Sigorta A.Ş.'nin adına asıl davada da davalı olarak yer verilmesinin ve birleşen dava tarihi 27.01.2015 olmasına rağmen 12.09.2014 tarihi olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu anlaşılmakla bozma nedeni yapılmamış olmasına ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı ...Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı ...Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; a-)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan Kaza Tespit Tutanağında, asıl davada davalıya sigortalı karşı aracın sürücüsünün kusurlu olduğu (şerit izleme ve değiştirme kuralına uymamak), birleşen davada davalıya sigortalı davacının yolcu olduğu araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, bozma öncesi Makine Mühendisi bilirkişiden alınan 06.01.2014 tarihli kusur raporunda; asıl davada sigortalı olan araç sürücüsü dava dışı ...'nin asli kusurlu ve kusur oranının % 75 olduğu, birleşen davada sigortalı olan araç sürücüsü ...'nın ise tali kusurlu ve kusur oranının % 25 olduğunun belirlendiği, ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporunda ise asıl davada sigortalı olan araç sürücüsü ... asli kusurlu, birleşen davada sigortalı olan araç sürücüsü ...'nın ise kusurunun bulunmadığının mütalaa edildiği; mahkemece, birleşen davada davalı sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibar edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, mahkemece, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve bozma öncesi Makine Mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 06.01.2014 tarihli kusur raporu ile dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza dosyası ve ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur raporu ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek nitelikte üniversite öğretim üyelerinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. b-) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3 üncü maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/Kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir. Davacının, yolcu taşıma kapasitesi aşılmasına rağmen sigortalı araçta seyahat etmek suretiyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması mahkemece kabul edilmemiştir. Somut olayda; araç tescil belgesine göre davalıya sigortalı aracın azami yolcu kapasitesi sürücü dâhil 5 kişi olmasına rağmen araçta 6 kişi bulunduğu hususu, trafik kaza tespit tutanağı ve kazaya ilişkin soruşturma evrakı içerisindeki tutanaklar ile sabittir. Buna göre; davacı yolcunun yolcu taşıma kapasitesi aşılan araçta seyahat etmesi nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI.KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı ...Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün 2 (a) ve (b) nolu bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...Ş.'ye iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3 üncü maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir. Davacının yolcusu olduğu araç binek otomobil olup 1 sürücü ve 5 yolcu ile seyir halinde iken davalıya sigortalı aracın şerit ihlali yapması sonucu davacının içerisinde bulunduğu araca çarpması suretiyle çift taraflı kaza meydana gelmiştir. İtiraz Hakem Heyetince olayın oluş şekline göre kazanın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda alanında uzman bir bilirkişiden bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre müterafik kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiği şeklindeki değişik gerekçeyle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (2/b) numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10242, K. 2024/4459, T. 09.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10242-e-2024-4459-k-f5eaae4d4be5