Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/9886 E. 2024/6353 K. – Trafik Kazasında
Konu: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/9886
- Karar No
- 2024/6353
- Karar Tarihi
- Konu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2663 E., 2022/961 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne/İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Digor Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2017/36 E., 2019/106 K. Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.04.2016 tarihinde davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini yaptığı aracın karıştığı trafik kazasında davacının eşinin vefat ettiğini, bu vefat nedeniyle davacının desteğini yitirdiğini, davalı ... şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu yanıt alınamadığını belirterek açtığı belirsiz alacak davası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 03.04.2019 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 118.318,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya ödeme yapılmak istendiğini ancak miktar konusunda anlaşmaya varılmadığını, davalı şirketin kusur ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, dilekçe ekinde sunulan poliçeye göre kazaya karışan aracın hususi (özel) olduğunu, dava konusunun haksız fiile dayandığını, davacı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığından bu gibi hallerde 3. kişilerin uğrayacakları maddi zararlar için ticari yahut avans faize değil yasal faize hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2019 tarihli ve 2017/36 Esas, 2019/106 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; dava öncesi davacının davalı sigortaya başvurduğu, başvurunun ve belgelerin 20.04.2017 tarihinde davalı sigortaya tebliğ edildiği, tarafların maddi tazminatın miktarında anlaşamadıkları, ceza yargılamasında araç sürücüsü hakkında müteveffa ... ile eşit kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verildiği, araç sürücüsünün fiilinin hukuka aykırı olduğu ve kusurlu olduğu, kusurunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporuyla tespit edildiği, davacının destekten yoksun kaldığı ve destekten yoksun kalma zararının hesap bilirkişisinin raporuyla tespit edildiği, zarar ile kusur arasında illiyet bağının bulunduğu, bilirkişi raporlarının usul ve yasaya uygun ve denetime elverişli olduğu, trafik kazasının tanıklar Mehmet Cemil Oluklu ve Mehmet Oluklu'nun anlattığı şekilde olduğu değerlendirilerek, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin kusur raporundaki ikinci ... göre tarafların kusur oranlarının kabul edildiği, buna göre davacının destekten yoksun kalma zararının hesap bilirkişi raporunda ikinci ihtimal göre hesaplanan 118.318,27 TL olduğu ve hesaplanan destekten yoksun kalma zararının, davalı sigortanın sorumlu olduğu limit içinde kaldığı anlaşılmakla, talep artırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne ve davalının zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketi olduğundan, zorunlu sigortalar TTK'nın 1483 vd. maddelerinde düzenlendiğinden ve aynı Kanun'un 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde ticari dava olduğundan temerrüt tarihi olan 05.05.2017 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 118.318,00 TL maddi tazminatının 05.05.2017 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; öncelikle ihtimale dayalı olarak tespit edilen kusur raporunun karara esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, kusur durumunun raporda net tespit edilemediğini, davacı tarafın sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda kusur konusunun net bir şekilde tespit edilemediğinden ve davacı tarafından da sigortalı araç sürücüsünün kusurunun net ispat edilemediğinden davanın reddinin gerektiğini, ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusur oranına göre belirlendiğinden kusur konusu netleştirilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, ceza dosyasının sadece maddi olgunun varlığı açısından hukuk yargılamasını etkileyebileceğini, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişi raporunun hukuk yargısını bağlayamayacağını, meydana gelen kazada asli ve ağır kusurlu olan tarafın davacı murisi olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf talebinde bulunan davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, Digor Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/125 Esas, 2018/121 Karar sayılı ilâmı ile sürücü ...'in taksirle ...'ın ölümüne neden olma suçundan mahkumiyetine ilişkin kararın istinaf incelemesi ve denetimi neticesinde kesinleştiği, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun TBK m. 74 maddesi gereği ceza mahkemesinde verilen beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz ise de hukuk hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp ceza mahkemesinin maddi vakıaların belirlenmesine ilişkin mahkumiyet kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olup taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacağı, kusur durumunun ve kazanın oluş şeklinin ceza mahkemesi kararı ile tespit edildiği, bu itibarla mahkemece kabul edilen kusur durumunun ceza mahkemesinin kararı ile tespit ve kabul edilen kusur oranı ve kazanın oluş şekli ile örtüştüğü, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı,..." gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Adli Tıp Kurumu raporunun ihtimalli olduğunu, kesin olarak kusur durumunun belirlenmediğini, bu nedenle hükme esas alınamayacağını, sigortalı araç sürücüsünün %45 oranında kusurlu olduğu ihtimali ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusur durumunun belirlenmesi için uzmanından görüş ve rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağında tam kusur verilmiş ise de bunun aldırılacak raporlarda değişebileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazasında vefat edenin desteğinden yoksun kalan eşinin destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve mahkemece ceza mahkemesinde belirlenen maddi vakaya uygun olarak kusur oranı belirlenmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.